ÖzgürOkul.Org | Osmanlı’da Eğitim ve Öğretim

Osmanlı Eğitiminin Hedeflediği İnsan Tipi

Osmanlı devlet anlayışında eğitimin hedefi; itaat­kar, hoşgörülü, sorumluluklarını bilen, kanunlara uyan, başkalarına saygılı, çevresine yararlı kişiler yetiştirmekti.

Tanzimat Dönemi’nden itibaren Batı ile ilişkiler art­tı; yönetim ve eğitim alanlarında değişiklikler görül­meye başladı. Bu durum dönemin insan tiplerine yeni özellikler kazandırdı, insanlar bu dönemde de itaatkar olmasına rağmen, devlet ve toplum haya­tında sorumluluklarını görmeye başladılar. Batı tarzında askeri ve sivil okulları bitirenler, ülke so­runlarıyla ilgilenmeye ve çözüm aramaya başla­mıştır.

Osmanlı Eğitiminin Muhtevası

Osmanlı Devleti’nin klasik döneminde temel kuru­mu medreseydi. Burada hem akli, hem de nakli ilimler okutuluyordu. Eğitim kurumlarının amacı, askeriye ve ilmiye sınıfına yönetici yetiştirmekti. Medreselerin dışında tekke, dergah, cami, lonca, sübyan mektepleri, saray okulları ve konaklarda da eğitim yapılmıştır.

Klasik Dönem Osmanlı Eğitim ve Öğre­tim Kurumları

Enderun

Devlet memuru, idareci, komutan ve sanatkar ye­tiştirmek amacıyla kurulan bu saray okulu ilk ola­rak II. Murat Dönemi’nde Edirne Sarayı’nda açıldı. Bu okul İstanbul’un fethinden sonra Topkapı Sara­yı’nda faaliyetlerine devam etti. 1833′te yeni dü­zenlemeler yapılan okul 1909′da kapatılmıştır.

Devşirme sistemiyle toplanan çocuklar, burada iyi bir Müslüman, güvenilir ve nitelikli bir devlet adamı veya usta sanatkar olarak yetiştirilirdi. Osmanlılara tabi olan ülkelerin rehine olarak gönderdiği çocuk­lar da Enderun’da eğitilirdi. Daha sonraları Ende­run’a Müslüman ailelerin çocukları da alınmıştır.

Osmanlı Devleti’nde klasik dönemde Enderun Mek­tebi dışında devletin ihtiyaçlarını karşılamak ama­cıyla Bab-ı Ali Mektebi, Bab-ı Defterdari Mektebi, Bab-ı Fetva Mektepleri de faaliyet göstermiştir.

Medrese

Osmanlı Devleti’nin dayandığı sistemlerin temel düşüncesini veren eğitim ve öğretim sisteminin te­mel kurumu medresedir. Eğitimin ilk basamağı Sübyan Mektebi (mahalle mektebi) idi. Hemen hemen her mahallede ve cami yanında Sübyan Mektebi vardı. Burada öğrencilere Kur’an okutulur ve İslâm dininin ilk bilgileri verilirdi. Yeteneklilere okuma -yazma öğretilirdi.

Anadolu Selçuklularını örnek alarak ilk medrese ve vakfı Orhan Bey tarafından İznik’te kurulmuştur (1331). Daha sonraları Bursa, Edirne ve İstanbul başta olmak üzere birçok medresede eğitim zirve­ye ulaşmıştır.

Osmanlı medreseleri Kuruluş Dönemi’nden Tanzi­mat’a kadar ülkenin bilim ve adalet hayatına önemli ölçüde de yönetime hakim olmuştu. Batıdaki geliş­melere ayak uyduramayan medreseler, Tanzimat sonrasında gelişmeyi engelleyen kurum haline gel­miş ve 1924 yılında kapatılmıştır.

Osmanlı toplumunda müftü, kadı (yargıç), müder­ris, astronomlar, matematikçiler, doktorlar vs. med­reselerde yetişiyordu Medreselerde öğrencilerin bütün ihtiyaçları bağlı oldukları vakıflar tarafından karşılanıyordu. Zamanla yükselerek çeşitli makam­lara gelen ve medreselerde yetişen bilim adamları, kadılar, müftüler, müderrisler ilmiye sınıfını oluş­turmuştur.

Medreseler, çeşitli derece ve kademelere ayrıldık­ları gibi öğretim alanlarına göre de kendi araların­da uzmanlaşmışlardır. Medreseler arttıkça bunla­rın dereceleri ve sınıflarının belirlenmesi gereki­yordu. Medreselerde ilk teşkilat Fatih Dönemi’nde yapılmıştır.

Medreseler, XVI. yüzyılın sonlarına doğru bozul­maya başladı. Bozulmanın nedenleri şunlardır:

Müspet bilimlerin giderek okutulmaması

Kanunlara aykırı olarak medreselere müda­hale edilmesi

Medrese ile ilgisi olmayanlara müderrislik verilmesi ve ulema çocuklarına daha beşik­te iken müderrislik payesi verilmesidir.

Askeri Eğitim

Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde askeri kuv­vetler aşiret askerlerinden oluşuyordu Kapıkulu ordusuna önceleri savaşlarda ele geçirilen esirlerin gençleri ve askerliğe elverişli olanlar: alınıyordu. Ankara Savaşı’ndan sonra Pencik oğlanı bulma zorlukları ortaya çıktı ve Osmanlı topraklarında ya­şayan Hıristiyan ailelerden çocukları alınarak “Dev­şirme usulü” uygulanmaya başladı. Kapıkulu Ocağı’na alınacak kişiler. Türk ailelerinin yanında Türk – İslâm kültürüne göre yetiştirilirdi. 17. yüzyıl son­larına kadar Osmanlı Devleti’nde askeri eğitim ve öğretim başlıca Tophane, Kılıçhane ve Humbarahane’de verilmiştir. 18. yüzyılda Avrupa’nın etki­siyle askeri alanda ıslahatlar yapılmıştır. Kara ve Deniz Mühendis haneleri kurulmuş, Avrupa’dan tek­nisyenler getirilmiştir. 19. yüzyılda Mızıka-i Hüma­yun, Mekteb-i Harbiye, Erkan-ı Harbiye, Bahriye Mektebi, Askeri idadiler kurularak buralarda askeri eğitim verilmiştir.

Dini ve Sosyal Kurumların Eğitim ve Öğretim Fonksiyonu

Cami: Müslümanların ibadet yeri olan camiler, üç-yüz yıl boyunca dini merkez olmasının yanında; hükü­met konağı, misafirhane, mahkeme, genel eğitim ve si­yasi bilgi edinme yeri ve konferans yeri olarak kullanıl­mıştır.

Esnaf Teşkilâtı: Esnaf teşkilâtı olan Loncalar mes­leki eğitim veren önemli ve yaygın eğitim kurumlarıydı.

Mahalle: Osmanlı Devleti’nde eğitim ve öğretim ko­nusunda mahallelilerin de rolü vardı. Mahalle sakinleri, bilgisiyle meşhur olmuş şahısların etrafında toplanarak yapılan sohbetlerde her türlü konuyu tartışırlardı. Ca­mi yanında halkın katkılarıyla kurulan Mahalle mekte­binde çocuklar okuma, yazma ve dini bilgileri öğrenir­di. Böylece toplumda yaygın eğitim ve örgün eğitim gerçekleştirilmiş oluyordu.

Eğitim ve Öğretimde Gelişmeler ve Yeni Kurumlar

19. yüzyılda Osmanlı eğitim kurumları dört bö­lümde incelenebilir:

Eskiden beri devam eden medreseler. Bura­larda programlar dünyadaki ilmi ve teknolo­jik gelişmelerden habersiz bir şekilde de­vam ediyordu.

18. yüzyılda kurulmaya başlayan önce as­keri ve 19. yüzyılda kurulan yeni tarz sivil okullar

Azınlık ve yabancı okulları

Osmanlı vatandaşlarının açtığı okullar

Islahat Fermanı eğitim alanında yenileşmede önemli bir dönüm noktası oldu.

1857′de Maârif-i Umûmiye Nezareti (Genel Eğitim Bakanlığı) kurularak Milli Eğitim Bakanlığı’nın temeli atıldı. Bu gelişmeden sonra ilk defa Eğitim Bakan, kabineye girdi

1861′de Nizâmnâme çıkarılarak Harbiye. Bahriye ve Tıbbiye dışındaki okullar Maarif-i Umûmîye Nezâreti’ne bağlandı. Böylece askeri ve sivil okullar birbirinden ayrılmıştır.

Askerî Kurumlar

1845′te Harp Okulu’na öğrenci yetiştirmek için Askerî Liseler açıldı. Günümüze kadar devam eden istan­bul’da Kuleli, Bursa’da Işıklar ve İzmir’de Maltepe Askeri Liseleri bu dönemde kuruldu. 1849′da Harbi­ye Mektebi’nde Veteriner bölümü açıldı. 1875′te As­keri Ortaokullar açıldı. Ayrıca ordunun kurmay subay ihtiyacını karşılamak için kurmaylık bölümü açıldı (1845).

Sivil Kurumlar

II. Mahmut tarafından zorunlu hale getirilen ilköğretim istanbul dışında uygulanamadı. İlköğretim Sıbyan Mektebi (Anaokulu), İptidaiye (ilkokul) ve Rüşdiye (Or­taokul) şeklinde üç kademeli düşünüldü. 1861′de İstan­bul’da ilk Kız Rüşdiyesi açıldı. Bu tarihe kadar kızların yaygın olarak okula gitmedikleri görülmektedir.

1867 den sonra bu okullara Müslüman öğrencilerin yanında Hristiyan öğrenciler de alındı. Rüşdiye’yi bitirenlerin gittiği idadiler 1872′de kuruldu.

İdadilerin üstünde eğitim verecek Sultaniler ilk kez 1868′de Galatasaray Sultani’si adıyla açıldı. Bu oku­lun yönetimi ve programı Fransızlara verildi. Rüşdiye-ler ile Darülfün’un (Üniversite) arasında eğitim vermek üzere 1849′da Darülmaarif Okulu açıldı. Bu okul dev­let memuru da yetiştirecekti. 1876′da Darül muallimat (Kız Öğretmen Okulu) açıldı. 1873′te yetim Müslüman çocukların eğitimi için Darüşşafaka, 1850′de Encü-men-i Daniş (İlimler Akademisi) açıldı.

Meslekî Kurumlar

1874′te Sultani Mektebi’nde bir sınıf ayrılarak Hukuk Mektebi açıldı. 1860′da Ticaret Okulu açılmak istendi. Ancak başarılı olunamadı. Tarım alanında ilk okul Amelî Ziraat Mektebi oldu (1847). Orman Mektebi (1870) ve Bursa’da Koza Okulu açıldı. Tanzimat dö­neminde önem kazanan Telgrafçılık Okulu açıldı. Mit­hat Paşa’nın girişimleriyle Niş ve Rusçuk’ta yetim ço­cuklara sanat öğretmek için Islahhaneler açıldı. İlk Si­vil Tıp Okulu 1866′da, Eczacı Okulu 1867′de açıldı.

Heybeliada’da Kaptanlık Okulu açıldı (1870). Mithat Paşa’nın çalışmalarıyla Sanayi Mektebi kuruldu (1868). Ayrıca Kız Sanayi Mektebi de kuruldu.

Azınlık ve Yabancı Okulları

Azınlıklara kültür, eğitim ve inanç özgürlüğü tanıyan Osmanlı Devleti, okul açma izni de verdi. Azınlık okul­ları, Patrikhaneler ve Hahamhaneler aracılığıyla yöne­tildi. Bu okullarda bağlı bulunduğu kilisenin papazı ve­ya havranın hahamı ders veriyordu.

Bağımsız ilk Ermeni Okulu 1790′da Kumkapı’da açıldı. 1824′ten sonra Ermeni Patrikhanesinin emriyle Ermeniler Anadolu’nun en küçük yerleşim birimlerine kadar okullar açtılar.

Yahudi Cemaati’ne ait havraların dışında ilk modern okul 1854′te İstanbul’da Musevi Asri Mektebi adıyla açıldı. 1875′ten sonra Alliyans İsrailit’in gayretleriyle birçok okul açıldı.

Kapitülasyonlardan faydalanarak Osmanlı ülkesinde okul açma imtiyazını elde eden yabancı ülke misyo­nerleri akın akın topraklarımıza gelerek çalışmalara başladılar. Önceleri dini nitelik taşıyan kiliselere bağlı olarak kurulan okulların yanında Elçilik Okulları da açıldı. Bu okullar zamanla amacından saparak yaban­cı devlet okulları haline geldi ve Osmanlı Devleti aleyhine çalışmaya başladılar. Katoliklerin koruyucusu olan Fransa ülkemizde ilk okulu 1583′te açtı (Saint Benoit). Bu okul Osmanlı topraklarında açılan ilk yabancı okuldur.

ingilizler, Suriye ve Lübnan’da okullar açtı. Değişik yerlerde açılan İngiliz okullarından Nişantaşı’nda İngi­liz Erkek Lisesi (1905), Beyoğlu’nda açılan İngiliz Kız Ortaokulu (1857) Türkiye Cumhuriyeti’ne devredil­miştir.

Amerika Birleşik Devletleri, 1830′da Osmanlı Devle-ti’yle yaptığı antlaşmayla en ayrıcalıklı yabancı devlet haline geldi. Ermenilerle işbirliği yapmayı kendisi için daha uygun gören ABD, Ermenileri kullanarak Anado­lu’da etkinlik kazanmak için birçok okul açtırdı. 1863′te Robert Koleji açıldı. Bu okul Türk eğitimi için modern bir örnek teşkil etti. ABD, Osmanlı topraklarında sayı itibariyle şaşırtıcı miktarda okul açmıştır. 1904 itibariyle 465 Amerikan okulunda 22.867 öğrenci bulunuyordu.

İtalya kendi soydaşları için 1861′de İstanbul’da ve 1863′te Hatay’da okul açtı. Osmanlı ülkesinde yaşa­yan Alman azınlıklar Avusturya eğitim kurumlarından faydalandı. Ancak 1871′de birliğini sağladıktan sonra kendi kültürünü yaymak için Almanlar da okullar açtı.

Darülfünun (Üniversite) 1862′de burada halka açık dersler verilmeye başlandı. 1870′te Darülfünun İstanbul’da resmen açıldı. Ancak Darülfünun 1871′de kapatıldı ve tekrar 1900′de açıldı


Kaynak Adres: http://ozgurokul.org/ders-notlari/tarih/osmanlida-egitim-ve-ogretim