
Şu anda etiket sayfasında bulunmaktasınız, madde ile ilgili araçlara erişebilmek için konu başlığında ki bağlantıyı takip ediniz.

1.GÖNDERGESEL İŞLEV:
Bir ileti dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi için düzenlenerek oluşturulmuşsa dil
göndergesel işlevde kullanılmıştır. Bu başka bir ifadeyle dilin bilgi verme işlevidir. Burada amaç, gönderge konusunda doğru, nesnel, gözlemlenebilir bilgi vermektir. Bu işlev daha çok kullanma kılavuzlarında, nesnel anlatılarda, bilimsel bildirilerde, kısa not ve özetlerde karşımıza çıkar.
ÖRNEK: “ Hegel’in felsefesinin çıkış noktası bilim değil, tarihtir.”
2.HEYECANA BAĞLI İŞLEV:
Bir ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dil heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır. Bu işlev, göndericinin kendi iletisine karşı tutum ve davranışını belirtir. Bu işlevde çoğunlukla duygular, heyecanlar, korkular, sevinç ve üzüntüler dile getirilir.
Dilin göndergesel işlevinde nesnellik, heyecana bağlı işlevinde öznellik hâkimdir. Özel mektuplarda, öznel betimlemeler ve anlatılarda, lirik şiirlerde, eleştiri yazılarında dilin heyecana bağlı işlevinden sıkça yararlanılır.
ÖRNEK: “Ben bu davranışınızı etik bulmuyorum, siz yanlış davranıyorsunuz.”
3.ALICIYI HAREKETE GEÇİRME İŞLEVİ:
Bu işlevde ileti alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmiştir. İletinin bir çeşit çağrı işlevi gördüğü bu işlevde amaç, alıcıda bir tepki ve davranış değişikliği yaratmaktır. Propaganda amaçlı siyasi söylevler, reklâm metinleri, genelgeler, el ilanları genellikle dilin bu işleviyle oluşturulur. Dilin alıcıyı harekete geçirme işleviyle hazırlanan metinlerde gönderici, iletiyi alanı işin içine sokmayı, onu sorgulamayı ister.
ÖRNEK: “Sınıfı hemen terk et.”
4.KANALI KONTROL İŞLEVİ:
Bir ileti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse dil, kanalı kontrol işlevinde kullanılmıştır. Gönderici ile alıcı arasında iletişimin kurulmasını, sürdürülmesini ya da kesilmesini sağlayan bu işlevde iletinin içeriğinden çok iletişimin devam ettirilmesi olgusu ağır basar. Törenlerde, uzun söylevlerde, aile yakınları ya da sevgililer arasındaki konuşmalarda; dilin kanalı kontrol işlevini yansıtan iletiler sıkça kullanılır.
ÖRNEK: “Beni anladınız değil mi?”
5.DİL ÖTESİ(ÜST DİL)İŞLEVİ:
Bir ileti dille ilgili bilgi vermek üzere düzenlenmişse o iletide dil, dil ötesi işlevde kullanılmıştır. Dilin dil ötesi işlevinde iletiler, dili açıklamak, dille ilgili bilgi vermek için düzenlenir. Daha çok bilimsel metinlerde ve öğretme amaçlı konuşmalarda karşımıza çıkan ve “yani, demek istiyorum ki, bir başka deyişle” gibi sözcüklerde kendini gösteren dil ötesi işleve, günlük yaşamda da sıkça başvurulur.
ÖRNEK: “Beni yanlış anlamayın, ben bu sözcüğü mecaz anlamda kullandım.”cümlesinde ileti, dille ilgili bilgi vermek, başka bir iletiyi açıklamak üzere düzenlenmiştir.
6.ŞİİRSEL (SANATSAL) İŞLEV:
Bir iletinin iletisi kendisinde ise dil şiirsel işlevde kullanılmıştır. Dil bu işlevde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisindedir. Bu durumda ileti, kendi dışında herhangi bir şeyi ifade etmez, yansıtmaz. Obje iletinin kendisidir. Örneğin dilin şiirsel işlevde kullanıldığı metinler olan lirik anlatılarda ve
şiirlerde şiirin amacı o şiirin kendisidir. Şiirsel metinler, kendinden başka bir şeyi ifade etmeye ihtiyaç duymaz, bir şiir sadece şiir olduğu için önemli ve anlamlıdır, yani şiirin gerçeği, şiirin kendisidir. Dilin şiirsel işleviyle kullanıldığı metinlerde gönderici alıcıda hissettirmek istediği etkileri uyandırmak için, dili istediği gibi kullanır, yani kendi özgün üslubunu oluşturmak için bir anlamda dili yeniden yaratır. Edebi sanatlardan, karşılaştırmalardan, çağrışım gücü yüksek sözcüklerden yararlanarak imgeler oluşturur, sözcükleri daha çok yan ve mecaz anlamlarda kullanır. Edebi metinlerde dil şiirsel işlevde kullanılır.
Dil ve konuşabilme yeteneği, insanoğluna yaratılışıyla birlikte bağışlanmış ve onu diğer canlılar üzerinde üstün kılmış en önemli özelliklerinden birisidir. İnsan adı verilen bu canlı türünün en üstün özelliği düşünebilmesi ve muhakeme edebilmesidir. Dil-düşünce ilişkisi ise, yüzyıllardan beri araştırılan bir konudur. Kimi dilbilimcilere göre, dil, düşüncenin evidir. Diğer bir söyleyişle, düşünce ancak dille oluşur ve yine dil sayesinde dış dünyaya aktarılır. Çok yeni sayılabilecek bir bakış açısına göre ise, adlandırma ve kavramlar olmadan düşünce üretilemez. Öyle anlaşılıyor ki insanı insan yapan bu iki temel özelliği, birbiriyle yakından ilgilidir.
Dil, bireye düşünce üretebilme, düşüncelerini dışa vurma, bilgi edinme, geçmişini hatırlama, gününü yaşama, geleceğine yön verme, kişiliğini kazanma, hayatını sürdürme gibi daha pek çok açıdan yardımcı olmaktadır. Bu yönüyle dil, daha çok bireyseldir. Çünkü, kişiliğimiz biraz da dilimizle kazanılır ve kişiliğimiz aslında dilimizde gizlidir. Dil, ferdî ve millî kişilik ve kimliğimizi bünyesinde barındırır. Dil, hayatın her safhasını kapsayan, her an onun içinde yaşadığımız genişçe bir dünyadır. Kısacası, dil, aslında hayatın kendisidir.
İnsanoğlu, toplu hâlde yaşamaya mecbur ve muhtaç olan bir canlı türüdür. Hiçbir insan tek başına yaşayamaz. İnsanların bir arada yaşayabilmeleri için, aralarında birtakım ortak özelliklerin bulunması gerekir. İnsanları bir araya getirip aralarında ortak duygusal bağlar kuran vasıtalardan birisi de dildir. Dilin insanlar arasında iletişimi sağlaması, onun çok küçük bir yönünü ifade etmektedir. Dil, asla mekanik değil, duygusal bir iletişim aracıdır. Dilin asıl işlevi, insanlar arasında doğal, duygusal ve ruhsal bağlar kurmasıdır.
Böylelikle diller, insan topluluklarını birbirlerine yaklaştırarak “millet” adı verilen sosyal kurumun oluşmasına zemin hazırlarlar. Bu yönüyle dil, milleti oluşturan bireyler arasında tam bir birleştirici unsur görevini üstlenir. Onları duygu, düşünce, hayal ve en önemlisi dış dünyayı algılama açısından birbirine yaklaştırır. Dil sayesinde ortak duygu, düşünce ve ideallere sahip olan bireyler arasında, aynı zamanda ortak bir şuur da oluşur. Bu şuur ferdî şuurun çok ötesinde millî bir şuurdur. Millî şuur ise, bir milleti ayakta tutan, geçmişini hatırlatan, değerlerini bugüne taşıyan, bugününü en güzel şekilde yaşatan ve bütün bunları kapsayacak şekilde geleceğe yön veren hareketlerin bütünüdür.
İleti, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi amacıyla düzenlenerek oluşturulmuşsa dilin “göndergesel işlev”de; ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dilin “heyecana bağlı işlev”de; ileti, alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmişse dilin “alıcıyı harekete geçirme işlevi”nde; ileti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse “kanalı kontrol işlevi”nde; ileti, dille ilgili bilgiler vermek üzere düzenlenmişse “dil ötesi işlev”de ve iletinin iletisi kendinde ise dilin “şiirsel işlevi”nde (Poetik) kullanıldığı vurgulanır. Edebî metinlerde, şiirsel işlevinin hakimiyetinde dilin diğer işlevlerinin de kullanıldığı belirtilir. Bazı metinlerde, birkaç işlevin birlikte kullanılabileceği sezdirilir. Dil “şiirsel işlevi”nde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisinde aranmalıdır. Bu durumda ileti kendi dışında herhangi bir şeyi, herhangi bir olguyu ifade etmez, yansıtmaz. Obje iletinin kendisidir. Ancak bu, iletinin insandan, hayattan ve yaşanılan dünyadan soyutlanması değildir. Burada sanata özgü gerçeklik vurgulanmalıdır.

Fiilimsiler üç ana grupta incelenir.
1) İSİM – FİİLLER (AD – EYLEMLER):
Fiil soylu sözcüklerin sonuna –mak, -mek , -ış, -iş, -uş, -üş, -ma, -me ekleri getirilerek yapılır.
NOT 1 : İsim- fiil ekiyle türetilen bazı sözcükler, isim- fiil özelliğini yitirip kalıplaşarak kalıcı bir nesne ya da kavram adı olabilir.Artık bunlara isim- fiil eki olarak bakmamak gerekir.
*Kaymak, çakmak, dondurma, kavurma, dolma, gözleme, bağış, geviş…
NOT 2: Fiilden fiil yapım eki olan –iş ile isim- fiil eki olan –iş’ i birbiri ile karıştırmamak gerekir.Anlamsal olarak fiilden fiil yapım eki (işteşlik eki) bir işi karşılıklı ya da birlikte yapma anlamı verirken isim fiil eki böyle bir anlam vermez.
NOT 3: Fiilden fiil yapan olumsuzluk eki olan –ma, -me ile isim fiil eki olan –ma,-me birbiri ile karıştırılmamalıdır.
Fiilden fiil yapan –ma, -me fiile olumsuzluk anlamı katarken isim fiil eki olan –ma, -me fiile olumsuzluk anlamı katmaz.
2. SIFAT – FİİL EKLERİ (ORTAÇLAR)
Fiil soylu sözcüklerin sonuna –an, -en, -ası, -esi, -mez,
-maz, -ar, -er, -dık, -dik, -duk, -dük, -tık, -tik, -tuk, -tük ,
-ecek, -acak, -miş, -mış, -muş, -müş ekleri getirilmek suretiyle yapılır. Sıfat- fiil ekleri genellikle sıfat tamlaması kurar.
NOT: Zaman ekleriyle sıfat fiil eklerini karıştırmamak gerekir. Zaman ekleri, şahıs ekinden önce fiile gelerek fiili yüklem yapar. Sıfat fiil ekleri ise genellikle fiilleri sıfat yapar ve üzerine isim çekim eklerini alabilir oysa zaman ekleri isim çekim eklerini alamazlar.
3. ZARF FİİL EKİ (ULAÇ, BAĞ – EYLEM):
Fiil kök ve gövdelerinin üzerine –ınca, – dıkça, – dığında, -ken , -r… -mez, -alı, -erek, -madan, -meksizin, -a…-a, -ıp ekleri getirilerek oluşturulur. Zarf- fiil ekleri temel cümlenin zarf tümleci olurlar.
NOT 1: Bir cümlede kaç tane fiilimsi varsa o kadar da yan cümle var demektir.
NOT 2: Bir cümlede fiilimsi varsa o cümle girişik birleşik bir cümledir.
NOT 3: Bir cümledeki fiilimsi sayısıyla temel cümlenin yükleminin toplamı o cümledeki yargı sayısını verir.

Çeşitli amaçlara yönelik olarak gerçekleştirilen anlatımın etkileyici olması için çeşitli yöntemlere başvurulur.İşte,anlatımı gerçekleştirirken başvurulan bu yöntemlere “anlatım biçimleri” diyoruz.
Anlatım biçimlerini şöyle sıralayabiliriz:
1)Açıklayıcı Anlatım,
2)Öyküleyici Anlatım (Hikaye Etme)
3)Betimleyici Anlatım (Tasvir Etme)
4)Tartışmacı Anlatım
A)AÇIKLAYICI ANLATIM:
Herhangi bir konu hakkında bilgiler vermek,bir şeyler öğretmek amacına yönelik anlatım biçimidir.
ÖRNEK:Memduh Şevket Esendal öykülerini sade ve temiz bir Türkçe’yle yazmış,öykücülükte Çehov tarzını benimsemiştir.Onun öykülerini okuyanlar eserin içinde kendilerini,çevrelerini ve hayatta karşılaştıkları kişileri bulur gibi olurlar.Esendal,günlük hayatı iyimser bir hava içinde verir.Öykülerindeki olaylar son derece basittir.
B)TARTIŞMACI ANLATIM:
Okuyucuyu veya dinleyiciyi istenilen davranış ve düşünce biçimine yöneltmek amacıyla başvurulan bir anlatım biçimidir.Bu anlatım biçimiyle okuyucunun sahip olduğu düşüncenin
değiştirilmesi amaçlanır.Yani amaç düşünce ve konularda değişiklik yapmaktır.
ÖRNEK:Edebiyat metninin dili günlük iletişim dilinden bütün bütüne ayrıymış gibi görülegelmiştir bizde.İstiareli, aktarmalı, doğallıktan uzak bir dil olarak düşünülmüştür hep.Edebiyat sözcüğü;süslü püslü, özentili, abartmalı ve boş sözler yığını gibi bir anlam kazanmıştır bu yüzden.Bunu da,edebiyat dilini günlük dilden apayrı gören bir anlayışa bağlayabiliriz.Oysa edebiyat dili günlük dilden tümüyle kopuk bir dil değildir.Gündelik dilin güzel, duygusal bir doku içinde yeniden düzenlenimidir bir bakıma.
C)ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM:
Bu anlatımda amaç;olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak,anlatmak istenileni bir olay içerisinde vermektir.Öyküleyici anlatımda olaylar oluş haline uygun olarak bir dizi halinde verilirse birbirine bağlanır.Öyküleme, tasarlanan ya da yaşanan bir olayın anlatımıdır.Roman, hikaye ve masalların anlatımı öyküleyici anlatım biçimindedir.
ÖRNEK:Ağır adamlarla kahveye girdi Hasan.Olanları düşündü bir süre.Otursam mı oturmasam mı diye bir tereddüt geçirdi.Sonra oturdu bir köşeye isteksiz.Babadan kalma tütün tabakasını çıkardı,kalınca bir sigara sardı.Öyle dalmıştı ki masasına konan çay bardağının sesi bile dikkatini çekmemişti.
D)BETİMLEYİCİ ANLATIM (TASVİR ETME):
Betimleme en yalın biçimiyle sözcüklerle resim çizme işidir.Varlıkların niteliklerini,bu varlıkların duyularımız üzerinde uyandırdıkları izlenimleri belirtmektir.Betimleme nesnelerin, varlıkların, belirgin özelliklerini tanıtıp göz önünde canlandırmaktır.Bu anlatımda okuyucunun çeşitli duyularına seslenilerek anlatılan varlıkla ilgili izlenim kazanılması amaçlanır.Bu amacın gerçekleşmesi için titiz bir gözlem gerekir.Gözlem sırasında ayırt edici özelliklerin anlatılmasına özen gösterilir.
ÖRNEK:Eski bir taş köprü geçildikten sonra fakir mahallelere giriliyor ve sefalet,bütün dehşeti ve çirkinliğiyle başlıyordu.Ortalarından akan çirkin sularında yarı çıplak çocuklarla çamurdan köpekler, eğri büğrü sokaklar… Tezekten, çamurdan yapılmış yarı yarıya toprağa gömülmüş penceresiz kulübeler…
DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI
Bir yazıda ileriye sürülen görüş ve düşüncenin inandırıcılığını sağlamak amacıyla yazar çeşitli yollara başvurur.Düşünceyi geliştirmek için başvurulan yöntemler şunlardır:
1)TANIMLAMA:
Bir kavrama ya da olayın belirgin özellikleriyle tanıtılmasına tanımlama denir.Tanım kısaca “nedir” sorusuna verilen cevaptır.
ÖRNEK:İnsan vücudunun en küçük yapı taşına hücre denir.(Nesnel)
*Yiğitlik, kahramanlık, savaş temalarını işleyen şiirlere epik şiir denir.(Nesnel)
*Yaşam, güçlükleri yenebilme sanatıdır.(Öznel)
*Toros dağlarının etekleri Akdeniz’den başlar.(Değil)
2)ÖRNEKLENDİRME:
İleriye sürülen soyut düşüncenin somutlaştırılması yöntemidir.Söylenmek istenilenin okuyucunun kafasında canlandırılmasını sağlayan bir yöntemdir.
ÖRNEK:
Genç Kalemler hareketi,edebiyatımıza özellikle dil konusunda yepyeni bir anlayışı getirmiştir.Türkçe kendi benliğine yavaş yavaş dönmeye başlamış;halk,aydınların yazdıklarını anlar duruma gelmiştir.1911’li yıllarda yazan Ömer Seyfettin’i, Ziya Gökalp’i açıp okuyun, severek, anlayarak okursunuz yazdıklarını.Sözcükler, tamlamalar…hep anlayacağınız biçimdedir.
3)KARŞILAŞTIRMA:
Karşılaştırmada iki varlık, iki kavram ya da iki şey arasındaki benzerlik ve karşıtlıklardan yararlanma söz konusudur.Benzerliklerin ya da karşıtlıkların ortaya konması karşılaştırma ile olur.
ÖRNEK:Özge Ali’ye göre daha çalışkandır.
*En çok sevdiğim arkadaşım sensin.
*Eski şiir hayali öğeleri yeni şiir ise somut öğeleri içerir.
4)TANIK GÖSTERME(ALINTI YAPMA):
Anlatılmak istenilen düşüncenin başkalarının görüşlerinden,sözlerinden yararlanarak açıklanması yoludur.Başkalarının aynı konuda söylediği sözler yazı içerisinde alıntı olarak gösterilir.Tanık olarak düşüncesine başvurulan kişinin, konusunda uzman güvenilir olması gerekir.
ÖRNEK:Mutluluk, aslında herkesin çok yakınında.İsteyen herkes, her an mutlu olabilir.Fizolof Sokrates: “Bir kitap, bir çiçek, bir kuş…ne büyük saadet!” derken bunu anlatmıyor mu?
5)SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA:
Düşünceyi inandırıcı kılmanın yollarından biri de sayısal verilerden yararlanmadır.İnsanlar okuduklarının sayılarla desteklendiğini görürlerse yazıyı daha da inandırıcı bulurlar.
ÖRNEK:Ada pazarı Şeker Fabrikası 1953’te işletmeye açıldı. Kuruluşta günde 1800 ton olan pancar işleme kapasitesi 1980’de 6000 tona çıkarıldı. Bu büyük bir gelişme.

Paragraf herhangi bir yazının bir satırbaşından öteki satırbaşına kadar olan bölümüne denir. Paragraf bir olayın, bir durumun, bir duygunun sadece bir yönünü ele alır. Paragraf uzun bir yazıya yapı olarak benzer. Paragrafta da uzun yazılarda olduğu gibi giriş, gelişme, sonuç bölümleri vardır.
Her paragrafta bir düşünce savunulur. Paragrafı oluşturan cümlelerin anlam ve yapı yönünden bir uyum içerisinde olması gerekir.
A)PARAGRAFIN ANLAM YÖNÜ
1)Paragrafın Konusu:
Her paragrafta yazar bir şeylerden söz ederek okura mesaj ulaştırmak ister.Paragrafta üzerinde durulan,hakkında söz söylenen düşünce,olay ya da duruma “konu” denir.
Bir paragrafı çözümlerken yapılacak ilk iş konuyu doğru olarak saptamaktır.Konusu bilinmeyen paragrafın anlaşılması güçtür.
Konuyu bulmak için “Parçada neden söz ediliyor?” , “Üzerinde durulan nedir?” , “Hakkında söz söylenen nedir?” sorularını paragrafa yöneltiriz, aldığımız cevap bize paragrafın konusunu verir.
NOT:
Konunun belirlenmesi ana düşüncenin belirlenmesi için ilk aşamadır.Konu,genellikle paragrafın ilk cümlesinde yer alır.Kimi zaman da ikinci cümlede yer alır.
ÖRNEK:
Sabun köpüklerinde gökkuşağının renklerini, lapa lapa yağan karda uçuşan serçeleri görebildiğimiz için Tanrı’ya şükredelim. Eğer bize verilen nimetleri ve bütün güzellikleri göremeyecek kadar kör isek utanalım. Elimizdeki nimetleri sayalım. Ufak tefek çabalarla ortadan kaldırılabilecek sıkıntıları değil.
Şimdi bu paragrafı dikkatlice okuyup anladıktan sonra paragrafa şu soruyu soralım: “Parçada neden söz ediliyor?” Bu sorunun cevabı “Mutlu olabilmek için hayatın kötü yönlerini değil güzel yönlerini görmeye çalışmak gerekir” cevabını alıyoruz.
Örnek:
Herkes mesleğinde ve hayatında birçok karanlık yoldan geçmeye mecburdur. Ancak bu yolları elinde bir ışık olmadan geçmeye çalışmaktansa, başkalarının tecrübe meşalelerinden faydalanarak yürümek daha kolay ve karlı değil midir?
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden bahsedilmektedir?
A) Gelecekte başarılı olmak için genç yaşta bir mesleğe atılmak gerekir.
B) Hayat, uzun ve zor bir yoldur.
C) Hayatı daha kolay bir hale getirmek için başkalarının tecrübelerinden yararlanmak gerekir
D) Herkes, mesleğinde ve hayatında birçok karanlık yoldan geçer.
Çözüm:
Paragrafın bütününü dikkatlice okuduktan sonra “paragrafta neden söz ediliyor?” sorusunu paragrafa yönelttiğimizde “hayatı kolay bir hale getirmek için başkalarının tecrübelerinden yararlanmak gerekir .” cevabını alırız.
Cevap: C
2)Paragrafın Başlığı:
Bir paragrafın başlığı konu ve ana düşünceyle doğrudan ilgilidir. Başlık,konu ve ana düşüncenin bir çeşit özetidir.Başlık paragrafın tamamını kapsar.
Paragrafın başlığını bulurken paragraf okunduktan sonra ilk ve son cümle tekrar okunmalıdır.Bu cümleler genellikle konuyu ve ana düşünceyi verir.Başlık ana düşünceyle özellikle de konuyla ilgilidir.
ÖRNEK:
Sözü uzatmak, büyütmek, dallandırmak, gereksiz kelimelerle doldurmak yoktur onda. Ne diyecekse en açık, en doğru biçimde söyler. Ama bu sözler bir araya geldi mi bir derinlik, bir anlam çoğalması, üzerinde uzun uzun durmak, incelemek, düşünmek gerekliliği yaratır.
Bu paragrafın ana düşüncesi, “Söyleyeceği sözü uzatmadan açıkça söylemek .” olduğuna göre, başlık da düşüncenin özeti olan “özlü anlatım” olmalıdır.
Örnek:
Para, gerçek zenginlik değildir. O, sadece ihtiyaçların giderilmesine vasıta olduğu için değerlidir. Bir çölün ortasında, hararetten yanan bir insan için birkaç damla soğuk su, bir torba altından çok daha değerlidir.
Bu paragrafın başlığı aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Gerçek Zenginlik
B) Çöl ve Su
C) Soğuk Su
D) İhtiyaçların Giderilmesi
Çözüm:
Paragrafın ana düşüncesi “Para gerçek zenginlik değildir.” Bu ana düşünceyi kapsayan başlık “Gerçek Zenginlik” olmalıdır.
Cevap:A
3)Paragrafın Ana Düşüncesi:
Yazarken veya konuşurken karşımızdakine bir şeyler aktarmak isteriz. İster bir olay aktaralım, isterse bir konudaki düşüncemizi aktaralım,bunların hepsini bir amaç için ortaya koyarız.Bu amaca,aktarmak istenilen bu mesaja “ana düşünce” denir.
“ Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir? Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?” sorularına cevap verir.
Ana düşünce paragrafın başında, ortasında, sonunda olabileceği gibi paragrafın geneline sindirilmiş de olabilir.
ÖRNEK:
“Kışın beyaz güzelliğinin de yazın sıcak ve nemli günlerinin de zevkine var. Her mevsim, her gün, her an gelir geçer ve hiçbiri asla birbirinin aynı ya da tekrarı değildir. Kış soğuğunun ortasında yazı, yazın bunaltıcı sıcağında kışı özlemek yerine, her mevsimi kendi güzelliğiyle kabul et.”
Parçada, her mevsimin, her anın kendine göre bir güzelliğinin olduğu, bir mevsimi yaşarken bir başka mevsimin hayalini kurarak yaşamamak ve içinde bulunduğumuz mevsimin tadını çıkararak yaşamak gerektiği anlatılıyor. Öyleyse bu paragrafın ana düşüncesi: “ Hayatın her mevsiminin tadını çıkarmak gerekir.” olmalıdır.
4)Paragrafın Yardımcı Düşünceleri:
Ana düşünceyi inandırıcı bir duruma getirmek,desteklemek amacıyla çeşitli düşüncelere,görüşlere de yer verilir,bunlara “yardımcı düşünce” denir.
Bir paragrafta ana düşünce bir tane iken yardımcı düşünce sayısı birden fazla olabilir.Yardımcı düşünceler ana düşünceyle bağlantıları ölçüsünde önem kazanır.
Yardımcı düşünceyle ilgili sorular çoğu zaman “olumsuz” biçimdedir.
“…………. hangisine değinilmemiştir?”
“…………. hangisi çıkarılamaz?”
“…………. hangisi söylenemez?”
“………….. hangisine yer verilmez?”
“………….. hangisi yoktur?”
“………….. hangisine ulaşılamaz?”
biçimdeki olumsuz sorular yardımcı düşünceleri sorar. Seçeneklerin dördünde söz edilenler parçada bulunmalıdır.Bu yüzden bu tip olumsuz sorularda paragraflar dikkatlice okunmalı,yardımcı düşünceler iyi belirlenmelidir.
Örnek:
Hislerimizi etkileyen yüz ifadeleri üzerinde yapılan çalışmalar, iyi durumdayken bile pek fazla gülmediğimizi ortaya çıkarmıştır. Oysa gülümseme ve gülme, biyolojik süreci etkileyerek kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar. Onlar, beynimize giden kan ve oksijen miktarını, sinir taşıyıcılarının uyarı düzeyini artırır.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Yapılan araştırmalar, pek fazla gülmediğimiz ortaya çıkarmıştır.
B) Gülümseme kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar.
C) Gülümseme insan biyolojisini etkiler.
D) Sağlıklı insanlarda beyne giden kan ve oksijen miktarı daha fazladır.
Çözüm:
Parçada A, B, C seçeneklerinde verilenlere ulaşılabilir. Parçada, beyne giden kan ve oksijen miktarının artması sağlıklı olmaya değil, gülümsemeye bağlanmıştır; bu yüzden D seçeneğinde verilen yargıya ulaşılamaz.
Cevap: D
B)PARAGRAFIN YAPISI
Her cümlenin paragraf içinde özel bir yeri vardır.Nasıl ki her metnin bir girişi,bir gelişmesi,bir sonucu varsa paragraf da böyle bölümlere ayrılır.Her cümle kendinden önceki ve sonraki cümleyle hem anlam hem de yapı bakımından ilişki içindedir.
Şimdi bu bölümlerin özelliklerini görelim:
1)GİRİŞ(Bölümü) CÜMLESİ:
Giriş cümlesi paragrafın ilk cümlesidir.Bu bölümde paragrafta ele alınacak konu belirtilir.Kendisinden sonraki her cümle,dil ve düşünce yönünden giriş cümlesine bağlıdır.
NOT:Giriş cümlelerinde bir cümleyi önceki cümleye bağlayan “bağlayıcı öğeler” bulunmaz. “Fakat, ama,lakin, ancak, yalnız, çünkü, yani, oysa,n ne var ki, bu nedenle, şöyle ki, halbuki, kısacası,…” bağlaçlarına yer verilmez.
NOT:Giriş cümlesi kendinden önceki bir yargının varlığını hissettirmez;çünkü daha önce söylenen bir şey yoktur.
ÖRNEK:
Aşağıdakilerden hangisi bir yazının ilk cümlesi olmaya en uygundur?
A)Yeni öykücüler arasında Türkçe’yi bütün güzelliği ile kullananlar var.
B)Başka öykülerini de dergilerde okumuştum ama bunu hepsinden güzel buldum.
C)Bunda,tiplerin çok canlı,öykülerin otobiyografik olmasının da etkisi var.
D)Bir bakıma bu son iki kitabı birer dil olayı olarak değerlendirilmelidir.
E)Birçok yeni öykücünün,buna gereğinden fazla önem verdiğini gördük.
2)GELİŞME BÖLÜMÜ
Bu bölümde girişte ele alınan konu açıklanmış,tartışılmış,betimlenmiş ve öykülenmiştir.Bundan dolayı ayrıntılara girilmiş,düşüncelerle desteklenmiş,bütünleşme sağlanmış bölüme “gelişme bölümü” denir.Gelişmeyi oluşturan cümleler,dil ve düşünce yönünden kendisinden önceki ve sonraki cümleye bağlıdır.Bu cümleler konunun geliştirilip açıklandığı cümledir.Gelişme cümleleri ana düşüncenin belirginleşmesini sağlayan yardımcı düşünceleri içerir.
NOT: “………. hangisi söylenemez,hangisine değinilmemiştir,hangisine ulaşılamaz?”biçiminde düzenlenmiş,olumsuz sorularda “söylenen,değinilen,ulaşılan” sonuçların çoğu gelişme bölümünde bulunur.
ÖRNEK:
Bence edebiyat,bütün türleriyle masalla başlar,masalla biter.Masal,türler içinde en çok şiire yakındır.Ritmiyle,tekrarıyla,hayaliyle,…Eşine rastlamadığımız ama umutlarımızı,korkularımızı,sevinçlerimizi taşıyan yeni eşyalar,yeni insanlar,yeni hayvanlar yaratır masal.Bu nedenle en çok şiire yakındır.
Bu parçada masalla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A)Yinelemelere yer verildiğine,
B)Düş öğesinden yararlanıldığına,
C)Çok aranan ve okunan bir tür olduğuna,
D)Değişik türlerin kaynağı olduğuna,
E)Duygusal yönünün bulunduğuna.
Çözüm:
Görüldüğü gibi bu soru,paragrafın yan düşüncelerini araştıran bir sorudur.Paragrafta yan düşünceler paragrafın gelişme bölümünde bulunur.
A,B,D ve E seçeneklerinde bulunan düşünceler bu paragrafın gelişme bölümünde yer almıştır.C seçeneğindeki “çok aranan ve okunan bir tür olduğuna” değinilmemiştir.
3)SONUÇ (Bölümü) CÜMLESİ:
Paragrafın en can alıcı,en etkili bölümü burasıdır.Sonuç bölümü çoğu kez,kendinden önceki düşünceleri açıklayan,özetleyen bir nitelik taşır. “Kısacası,demek ki,yani,böylece,sonuç olarak,öyleyse…” gibi özet anlamı taşıyan bağlaçlarla tamamlanır.
Yazar bu bölümde düşüncelerini derleyip toparlar ve bir sonuca bağlar.Sonuç bölümü,bazen giriş bölümünün tekrarı biçiminde bazen de ana düşüncenin anımsatıldığı,paragrafın özetlenmesi şeklinde oluşur.
ÖRNEK:
İnsanın doğayla savaşımında korkunun rolü yansımaz.Önemli olan,bu insanca duyguyu iyi değerlendirebilmektir.Nasıl ki kullanılması bilinmeyen bir silah bazen geri tepip büyük zararlara yol açabiliyorsa,korku da denetim altında tutulmayıp kendi başına bırakılırsa sonuç hiç kimse için iyi olmaz.Korkalım;ama neden,niçin korktuğumuzu bilelim.Korkuya yenilme kaygısının tutsağı olmayalım.
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A)Korkuyla birlikte yaşamayı öğrenelim.
B)Korkudan,uygun biçimde yararlanmaya çalışalım.
C)Korkunun,toplumu değişik yönlerden etkilediğini unutmayalım.
D)Korkuyu bir engel değil,bir araç olarak görelim.
E)Korkumuzun nedenini öğrenip ona göre davranalım.
ÇÖZÜM:
Parçada korkuyla yaşamın sadeliğinden,bu duyguyu iyi değerlendirmenin gerekliğinden söz edilmektedir.Bu parçanın sonuna A,B,D,E seçeneklerindeki ifadeler getirilebilir.Fakat korkunun toplum üzerindeki değişik etkilerinden söz edilmediği için E’deki ifade ile tamamlanması uygun olmaz.
Düşüncenin Akışını Bozan Cümleler:
Her cümle kendinden önceki ve sonraki cümleyle hem anlamlı hem de yapı bakımından ilişki içerisindedir.Bu yüzden bir paragrafta dil ve düşünce bağlantısı iyi kurulmamışsa,anlatımın akışı bozulur.Paragrafın içerisinde belirtilen düşünceden farklı bir düşünceye değinen cümleler düşüncenin akışını bozar.
ÖRNEK: (1) Bu kitap, yaşamının değişik dönemlerinden seçilmiş ürünlerden oluşuyor.(11)
Ağırlık 197O lerden önce yazdığım şiirlerde(111) Son beş yılda dergilerde birçok şiir yayımladım, ancak bu şiirleri kitaba almadım.(1V)Anılarımda da belirttiğim gibi bunlar kendimle uzun bir hesaplaşmadan sonra oluşan şiirler.(V) Dolayısıyla beni bütün yöntemlerimle okurlarımla tanıtacaktır.
Yukarıdaki numaralanmış gibi cümlelerden düşüncenin hangisi akışını bozmaktadır?
A)1. B)2 C)3 D)4 E)5
ÇÖZÜM:
Bu parçanın üçüncü cümlesi düşüncenin akışını bozuyor. Çünkü 1. ve 2. cümlede kitaptaki şiirlerden söz edilmiş 3. cümlede ise kitapta olmayan şiirlere değinilmiş 4.cümlede ise yine kitapta olanlara geçilmiş 4. cümledeki “bunlar” sözü bir önceki cümleye bağlı olduğunu açıkça ortaya koymuştur.3.cümle çıkarılırsa anlam düzelir.
Parçayı Bölümlere Ayırma:
Bir paragraf ancak bir düşünceyi anlatır.Parça iki paragrafa bölünmek istenirse,parçada iki ayrı düşünce var demektir.Öyleyse parça içinde her düşünce ayrı bir paragrafta yer almalıdır.
Bu konuyla ilgili sorularda iki ayrı düşüncenin işlendiği bir parça verilir.Ve bu parçanın iki parçaya bölünmesi istenir.
ÖRNEK:
Sanatçının mektupları bir araya getirilerek bir kitap oluşturulmuş.(1)Oluşturulan kitap iki bölüme ayrılmış.(2)Birinci bölümde sanatçının çeşitli kişilere yazın alanında yazdıkları,ikinci bölümde ise ona yazılanlardan alıntılar yer alıyor.(3)Sanatçı şiiri,düz yazıdan daha çok seviyor.(4)Bir mektubunda: “Şiirin bir tek dizesi bile,koskoca bir yazının anlatmak istediğini bir çırpıda anlatıverir.” diyor.(5)Bu söz de onun şiire ilişkin görüşlerini kısaca açıklıyor.
Bu parça,açıklanan düşünceler açısından iki paragrafa ayrılmak istense,ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
A)1 B)2 C)3 D)4 E)5
ÇÖZÜM:
Parçada 3. cümleye kadar sanatçının mektuplarından oluşan bir kitabın özellikleri;3.cümleden sonra ise sanatçının sevdiği tür üzerinde duruluyor.Yani yeni bir konuya geçiliyor.Bu da ikinci paragrafa geçilmesini gerektiren bir durumdur.
Paragrafa Cümle Ekleme:
Bir paragrafın başına,ortasına ve sonuna getirilecek cümle,kendisinden önceki veya sonraki cümleyle dil ve düşünce yönünden bağlantılı olmalıdır.
Bazı sorularda paragrafın başına,ortasına bazılarında ise sonuna cümle ekleme sorulabilir.Bu durumda parçanın anlam bütünlüğü ve yapısal bağlılığı dikkate alınmalıdır.
ÖRNEK:
İnsanların beğenileri birbirine uymaz.Belki o kırmızıdan hoşlanıyor,siz yeşili seviyorsunuzdur.Belki o,Wagner’in müziğini beğeniyor.siz Mozart’ı yeğliyorsunuzdur. … Gördüklerinden ve dinlediklerinden aldığı tat sizinkine uymuyor diye karşınızdakini zevksizlikle,kabalıkla suçlamaya hakkınız yoktur.
Bu parçada boş bırakılan yere,düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A)Kimi zaman beğenilerinizin bağdaştığı da olur.
B)Öteki sanat dallarında da böyledir bu.
C)Öyleyse nelerden hoşlandığınızı bilmeniz gerekir.
D)Çünkü,insanların beğenileriyle davranışları arasında ilişki vardır.
E)Değerlendirmeleri belirli ölçütlere göre yapmak gerekir.
ÇÖZÜM:
Paragrafta asıl anlatılmak istenen farklı beğenileri olan insanların davranışlarının da farklı olacağı,bundan dolayı da insanların suçlanmaması gerektiğidir.Değişik renklerden hoşlanan,değişik müzikler dinleyen insanlar değişik davranışlar sergileyeceğine göre boş bırakılan yere “D” seçeneğindeki cümlenin gelmesi uygun olur.
Bir Sorunun Cevabı Olan Paragraflar
Bir paragrafın ilk cümlesi sorudan sonra okunduğunda soru ve ilk cümle arasında bir uyum olması gerekir.Bu bakımdan genellikle konuyla ilgili bu tür sorular sorulduğu paragraftaki ilk cümleden anlaşılır.
Bir de paragrafın ana düşüncesinin sorulan soruyla uyum içinde olması,parçanın sorunun cevabı niteliğinde olması gerekir.
ÖRNEK:
Bu soru,birçok yazara sorulmuştur.Soruyu yanıtlayanlar arasında, “Kendim için yazıyorum.” diyenler de vardır.Eğer bu tür bir yanıtı benimsemiş olsaydım, okurlarımı kendimle bütünleştirirdim; yani, “Onlar demek,ben demek” derdim.Oysa ben,beni anlamak için özel bir çaba gösterecek olanlara sesleniyorum.
Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?
A)Yapıtlarınızla ilgili tepkilerine göre,okurlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
B)Niçin kendinizi okurun beklentilerine bağımlı hissediyorsunuz?
C)Okurlarınızın, “sizin gibi düşünenlerden oluştuğu” görüşüne nasıl vardınız?
D)Okurlarınızın görüşlerini değerlendirmeyi doğru buluyor musunuz?
E)Yapıtlarınızı oluştururken hangi tür okuru hedefliyorsunuz?
ÇÖZÜM:
Yazar; “Oysa ben,beni anlamak için özel bir çaba gösterecek olanlara sesleniyorum.” diyerek aktif okuyuculara hitap ettiğini belirtmektedir.Böylesine bir yanıt E seçeneğindeki “Yapıtlarınızı oluştururken hangi tür okuru hedefliyorsunuz?” sorusuna karşılık verilmiş olabilir.
Duyularla İlgili Sorular:
Duyu insan ve hayvanlarda dışarısının etkisini bir organizma yardımıyla duyma yeteneğidir.Duyular görme, işitme, koklama, tatma ve dokunma organları ile algılanır.
ÖRNEK:
Küf yeşili yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan acı , kekiğimsi bir koku geliyordu. Adam, yaprağa bakıyor, beneklerini sayıyordu. Birden yaprağın üstündeki beneklerden biri kımıldadı.İrkildi adam. Önce gözlerine inanamadı. Koyu kestane kabuk çıtırdayarak yarıldı, altından tül gibi yarı saydam kanatlar çıktı. Uçuverdi böcek. Nemli, ılık bir esintinin içinde yitip gitti.
Bu parçada ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır?
A) Görme B) Tatma C) Dokunma D) İşitme E) Koklama
ÇÖZÜM:
Parçada duyuları veren ipuçlarını bulalım. “Küf yeşili” sözü renk olduğundan “görme” , “acı bir koku” sözü “koklama” , “çıtırdayarak” sözü “işitme” , “nemli,ılık bir esinti” sözü “dokunma” duyusunun bulunduğunu gösterir.Parçada tatmayla ilgili bir duyu yok. “Acı” sözü sizi aldatmasın parçada bu söz mecaz anlamda kullanılarak, koku söylenmiş.
PARAGRAF SORULARINDA ŞUNLARA DİKKAT EDELİM!
*Paragraf sorularında önce soru cümlesi okunur.Daha sonra parça okunur.Çünkü parçayı hangi amaçla okuyacağımızı bilirsek amacımıza uygun olarak paragraftaki düşüncelere daha kolay ulaşırız.Bu yaklaşım zamanda kazanç sağlar, dikkatimizin dağılmasını önler.
*Paragraf sorularının tamamına yakınını doğru yanıtlayabilmek için, “Paragraflar uzun olduğu için zordur.” önyargısını terk edelim; bir parça ne kadar uzun olursa, yanıtı bulmak o kadar kolaylaşır.Çünkü sorunun yanıtı parçada yer alır.Bu nedenle en kolay sorular, paragraf sorularıdır.Bu tip sorular özel bir bilgi gerektirmediğinden, herkes tarafından kolaylıkla yanıtlanabilir.
*Sorulanı göz önünde tutarak metni okuyunuz.Önemli gördüğünüz anahtar sözcüklerin altını çiziniz.
*Paragraflar bir çırpıda, geri dönüş yapmadan mümkün olduğu kadar hızlı okunmalıdır.Paragrafları dudağımızla değil, gözlerimizle okumalıyız.Yapılan araştırmalar gözün okuma hızının,zihnin düşünme ve anlama hızına dudağınkinden daha yakın olduğunu ortaya çıkarmıştır.
*Paragrafta anlatılanlar karşısında nesnel olmalıyız.Bu tür sorularda paragraftaki düşünceye katılıp katılmadığımız ya da o konuda ne düşündüğümüz sorulmaz.Paragraf yazarının söylediklerini anlamamız yeter.
*Özel uyarılara dikkat etmeliyiz.Soru cümlesinde altı çizilen ya da tırnak içine alınan “-me, -ma, değildir, yoktur” gibi ek ve sözcüklere özellikle dikkat gösterilmelidir.
*Paragraf sorularında başarılı olmanız için geçmiş yılların ÖSS sorularını titizlikle, sabırla, dikkatle çözmenizi tavsiye ederiz.Düzenli olarak yapacağınız günlük paragraf çözme egzersizleri anlama,yorumlama ve karşılaştırma yeteneğinizi geliştirecek ve tüm sözel (Tarih,Coğrafya,Felsefe) sorularında fayda sağlayacaktır.
OKUMA HIZINIZI ARTIRIN!!!
Okuma hızınızı artırmak için yapacağımız işlem çok basittir.Elinize alacağınız bir kalemi mümkün olduğu kadar hızlı hareket ettirerek satırlar üzerinde yürütün ve gözünüzün her defasında birden çok kelime üzerinde sabitleşmesine imkan verir.
Kalemi satır üzerinde yürüterek okumak size başlangıçta anlamsız ve çocukça gelebilir.Sonuç olarak yavaş okuduğunuzda ağır ve sıçramalı okuyuşunuzdan ötürü çabuk sıkılır ve dikkatiniz dağılır.Bu sebeple zihniniz okuduğunuz konudan uzaklaşır.Fakat hızlı okuduğunuz zaman elde edeceğiniz ritim ve akış okuduğunuzun anlamına daha kolay ulaşmanızı sağlar.

PARAGRAF NEDİR
Paragraf, herhangi bir yazının bir satırbaşından öteki satırbaşına kadar olan bölümüne denir.Daha geniş bir ifadeyle paragraf “bir duyguyu,bir düşünceyi bir isteği,bir durumu,bir öneriyi,olayın bir yönünü,yalnızca bir yönüyle anlatım tekniklerinden ve düşünceyi geliştirme yollarından yararlanarak anlatan yazı türüdür.Kelimeler cümleleri,cümleler paragrafları,paragraflar da yazıları oluşturur.Paragraf bir yazının küçültülmüş bir örneğidir.Bu yönüyle yapı bakımından bir yazıya benzer.Nasıl yazıda giriş,gelişme,sonuç bölümleri varsa paragrafta da aynı bölümler vardır.
Her paragrafta bir düşünce savunulur.Paragrafın bir bütün oluşturabilmesi için cümlelerin de yapı ve anlam yönüyle bütünlük oluşturması gerekir. Paragraftaki düşünceler hem kendi aralarında birbirine bağlı hem de ana düşünceye bağlıdır.
Paragraf kendi içinde bir bütünlük oluşturduğu gibi yazı içinde de yazıyla bir bütünlük oluşturur. ÖSS’de seçilen paragraflar böyle kendi içinde bütünlüğü olan ve dışına çıkılmayı gerektirmeyen paragraflardır.
PARAGRAFLARDA SIKÇA KULLANILAN BAZI KELİMELERİN ANLAMLARI:
Sevgili öğrenciler, aşağıda sözcükte anlam, cümlede anlam ve paragraf sorularında sıkça karşınıza çıkan sözcükler ve bunların anlamları verilmiştir.Bu sözcüklerin anlamlarını bilmeniz şüphesiz ki söz konusu sorularla ilgili karşınıza çıkacak soruları daha çabuk ve daha kolay anlamanızı sağlayacaktır,bunun sonucunda ise bu soruları hem daha kolay anlayacaksınız hem de soruyu doğru cevaplama şansınız artacaktır.Umarım,birkaç saatinizi ayırıp bu sözcük-lerin anlamlarını öğrenirsiniz
Adaptasyon:Uyarlama
Adapte:Uyarlanmış
Ağdalı:Anlaşılması güç, karmaşık
Ahenk:Uyum, düzen
Akıcılık:Sürükleyici olma,okuyanı sıkmama
Aktüel:Güncel ,edimsel
Alaturka:Türk geleneklerine uygun
Alafranga:Batı tarzında,Türk geleneklerine uygun olmayan
Anlatı:Hikaye etme
Bağdaşmak:Uyuşmak
Banal:Bayağı, sıradan Betik,
bitik:Kitap, mektup…
Burjuva:İmtiyazlı,seçkin,soylu
Biçem:Üslup,tarz,anlatım biçimi
Çağrışım:Hatırlatma
Çeşni:Çeşit,tat, hoşa giden özellikler
Çağdaş:Aynı çağda yaşayan,uygar
Dejenere:Yozlaşmış, aslını koruyamamış
Diksiyon:Duru,kurallara uygun güzel konuşma
Duyarlılık:Hassasiyet
Dikte etmek:Bir düşünceyi zorla kabul ettirmek
Dingin:Durgun,hareketsiz,sakin
Dinleti:Bir topluluğa bir şeyler anlatmak,konser
Diyalog:Karşılıklı konuşma
Doğaçlama:İrticalen,metne bağlı kalmadan içinden geldiği gibi konuşma
Doğallık:Yapmacıksız, gösterişsiz
Dramatik: Acıklı
Edimsel:Hareketli,fiili Ego:Ben
Eğreti:Geçici,sınırlı
Empoze:Zorla kabul ettirme
Erek:Amaç,maksat
Etik:Ahlaki,ahlakla ilgili
Fantezi:Sonsuz hayal
Fonetik:Ses bilgisi
Görece:Kişiden kişiye değişebilme durumu
Güdüm:İrade,
İçerik:Bir şeyin içerisinde bulunanların tümü,muhteva
İkilem:Çatışma,iki durumdan birini seçme
İlinti:İlgi, ilişki zorunluluğu
İma:Dolaylı, üstü kapalı anlatma
İmge:Hayal,hülya
İnan:İnanma işi
İndirgeme:Bir işi daha kolay kısa ve yalın hale getirme
İşlev:Görev, fonksiyon
İrdelemek:Detaylı olarak incelemek
İroni:Alaylı söyleyiş,acıklı ve komik
İvedi:Acele,
Jest:El, kol veya baş ile yapılan uyumlu hareket
Kriter:Ölçüt,kıstas
Kitle:İnsan topluluğu
Kuram:Kanıtlanmamış,teori,soyut bilgi
Mistik:Aklın erişemediği şey
Nicelik:Sayılabilen ölçülebilen,azlık,çokluk…
Nükte:İnce anlamlı, düşündürücü
Ödün:Taviz ve şakalı söz,espri
Özlülük:Az sözle çok anlam ifade etme
Özgün:Yalnız kendine has bir nitelik taşıyan,farklı,orijinal
Özveri:Fedakarlık
Payanda:Dayanak
Polemik:Ağız kavgası,sert tartışma
Realite:Gerçeklik
Salt:Yalnız,tek
Sav:İddia, tez
Simge:Sembol
Süreğen:Sürüp giden
Tasarı:Proje, plan
Tem:Tema
Tinsel:Ruhi,manevi Tutarlılık:Çelişen fikirlerin olmaması
Yadsımak:İnkar etmek, yabancı kalmak
Yaratı:Eser, yapıt
Yazın:Edebiyat
Yazınsal:Edebi
Yetke:Otorite
Yetkin:Olgun, mükemmel
Yoğunluk:Yazıda birçok anlamın bir arada olması
Yazınsal yaratı:Edebi eser
Salık vermek:Öğüt vermek, tavsiye etmek
Kanıksamak:Alışmak
PARAGRAF SORULARINDA ÇOK ÖNEMLİ HUSUSLAR
1. Paragraf sorularının çözümüne mutlaka soruyu okuyarak başlayın. İşe doğrudan paragraf okunarak başlanırsa paragrafta ne arandığı,paragrafın niçin okunduğu bilinmediğinden,paragraf,boş yere okunmuş olur. Bu durumda paragrafı iki defa okumak zorunda kalırız ki bu da bizim için büyük zaman kaybı olur.
2.Paragraf sorularında“soru kökü” çok dikkatli okunmalıdır.Değinilmemiştir, vurgulanmamaktadır, çıkarılamaz tarzındaki soruları” değinilmiştir,vurgulanmaktadır,çıkarılır” diye okursak soruları yanlış cevaplarız.
3. Paragraf soruları diğer sorulardan daha kolaydır. Çünkü paragraf sorularının hem cevabı paragrafın bütünlüğü içindedir,hem de bu sorularda gramer ya da edebiyat bilgisine gerek yoktur.Okuma alışkanlığı olan, az çok kitap okuyan öğrenciler bu soruları çok rahat çözer.
4.Paragrafta anlatılan şeyler mutlaka paragrafın bütünlüğü içinde değerlendirilmelidir.Paragrafta inanmadığımız ve bize göre doğru olmayan şeyler anlatılsa bile bunlar doğrudur.Çünkü sorular mutlaka “parçaya göre” cevaplandırılmak zorundadır. Bu yüzden paragraf sorularında kesinlikle paragrafın dışına çıkılmamalı.
5.Paragraf soruları uzun göründüğü için birçok öğrenci zaman kaybetmemek için paragraf sorularını çözmeden geçer.Oysa bizim ÖSS’de her bir soruya çok fazla ihtiyacımız vardır. Paragraf dışındaki kısa sorulardan zaman tasarrufu yaparak, paragraf sorularında ise sorudan başlayarak paragraf sorularını yeterli zamanda rahatlıkla çözebiliriz.Zaten paragraf sorularının büyük çoğunluğunun uzun metinler olmasına rağmen çok basit sorular olduğunu göreceksiniz.
6.Paragraf sorularındaki metinlerde anlamını bilmediğimiz,daha önce duymadığımız ya da duyup, okuyup sık kullanmadığımız bazı özel kelime ve kavramlar karşımıza çıkabilir. Bu kelime ve kavramla- rın bilinmesi metni daha iyi anlamamızı sağlar.
7.Paragraf sorularında genel bir insan tipinden söz edilir.Bu insan tipi ÖSS sorularını hazırlayan kişilerin yetiştirmek istedikleri (ya da üniversitede okumasını istedikleri)insan tipidir.Bu insan tipinin özelliklerinin bilinmesi bence paragrafların çözümünü çok kolaylaştıracaktır.Bu genel insan tipinin özelli şunlardır:
a) Savaşlara, teröre, sömürüye karşıdır.
b)Hızlı sanayileşme sonucu doğanın tahrip edilmesini onaylamaz.
c)Doğayı fazlasıyla sever.Yeşile ve yeşilliğe tutkundur. Beton yığınları arasında yaşamaktan sıkılır. Doğaya yönelmek,doğayla iç içe olmak onu rahatlatır.İnsanlardaki doğa sevgisi azaldıkça birbirlerine olan sevgilerinin de azaldığına inanır.
d) Saygılı, hoşgörülü ve sevecendir. İnsanları
düşüncelerinden dolayı kınamaz.
e) Düşünce özgürlüğünden yanadır.Herkesin düşüncelerini açıkça ve rahatça söyleyebilmesi tarafındır.
f)Akla ve bilime çok önem verir.Bâtıl düşüncelere, hurafelere ve geçerliliği kanıtlanmamış (ispatlanmamış) düşüncelere karşıdır.
g)Yenilikçidir.Yeniliklere açıktır.Sürekli yenilenmeyi ve değişimi savunur.Kendini yenilemeye,değişimlere karşı duran insanları onaylamaz.
h)Sanata tutkundur.Sanatın her dalını sever.Sanata ve sanatçıya büyük önem verir.Sanatın insanı yücelttiğine inanır.
ı)Eğitimi her şeyin üstünde görür.Eğitimin olmadığı yerde hiçbir gelişmenin olmayacağına inanır.
i)Okuma tutkunudur.Okumanın insan düşüncesini ve evrenini genişlettiğine inanır.En büyük ıstırabı insanların okumamaları,okumaya gayret etmemeleridir.
j)Sanat ve edebiyatta ulusallığı (millî olmayı) savunur. Sanatçılar ve edebiyatçıların önce yerli olanı iyice tanıyıp incelemeden evrensel olanı
yakalayamayacaklarına inanır.
k)Sanatın ve müziğin evrensel olduğuna inanır.Bir insanın Yunus Emre’yi sevdiği gibi Hugo’yu da sevebileceğini savunur.
I)Geçmişini iyi bilmeyen toplumların geleceklerinin karanlık olacağına inanır.
m) Dürüst, yardımsever ye nazik bir insandır.
n)İnsana çok fazla önem verir.Evrendeki her şeyin temelinde insan vardır.İnsanın olmadığı yerde hiçbir şeyden söz edilemez.
o)Çocukluğuna ve çocukluk günlerine büyük bir özlem duyar.Sık sık çocukluğuna,anılarına döner.
ö)Aydınların ve sanatçıların görevlerinin toplumun sorunlarına sahip çıkmak ve toplumu yüceltmek olduğunu düşünür.
p)İyimser ve mutludur.En küçük olaylardan ve durumlardan bile kendisine mutluluk adına bir pay çıkarır.
r)Mücadeleci,kararlı ve iradeli bir insandır.Umutsuzluğa kapılmaz.Her şeyin üstesinden gelinebileceğine inanır
s)Dilini ve edebiyatını çok sever.O dili konuşan herkesin(dilci olsun olmasın)konuştuğu dili çok iyi bilmesini ve konuşmasını ister.
ş)Kabalığa, her türlü yalan dolana ve haksızlığa karşıdır.
PARAGRAF TÜRLERİ
a)Olay Paragrafı:
Bu tür paragraflarda bir olay anlatılır.Bu olay,yazarın savunduğu düşünceyi açıklamak ve onu inandırmak için bir araçtır.Eğer olayda bir bütünlük varsa yani olayın başı,sonu belliyse,ana düşünceyi buldurmaya yönelik sorular için kullanılır.
b)Durum Paragrafı:
Bu tür paragraflarda bir doğanın,şehrin ya da bir insanın betimlemesi yapılır.Bu tür paragraflar genellikle anlatım biçimleri ve gözlemle ilgili sorularda kullanılır.
c)Duygu (Çözümleme) Paragrafı:
Bu paragraflarda roman veya hikaye kahramanlarının iç dünyaları anlatılır.Yazar,kahramanların psikolojik yapılarını,hayallerini bazen yorum katarak anlatır.Bu paragraflar insan karakterini bulmaya ve yoruma dayalı sorularda kullanılır.
d)Düşünce Paragrafı:
Belirli bir düşüncenin anlatıldığı,savunulduğu paragraflardır.Makale,deneme,fıkra,eleştiri gibi türlerden seçilir.Konuyu,yardımcı düşünceleri veya ana düşünceyi buldurmaya yönelik sorularda genellikle bu tür paragraflar kullanılır.
PARAGRAFIN ÖĞELERİ
Konu:
Paragrafta işlenen düşünce,olay ya da durumdur.Her şey paragrafın konusu olabilir. “Yazar,bu paragrafta ne anlatıyor?”sorusunun cevabı bize konuyu verir.Konu en fazla bir iki cümleyle verilir.
Yardımcı Düşünceler:
İkiden fazla cümleden meydana gelir.Yardımcı düşünceler,paragrafta ana düşünceyi destekleyici niteliktedir.Yazar burada konuyla ilgili açıklamalar yapar ve düşüncelerinin haklı gerekçelerini sıralar.
Ana Düşünce:
Paragrafta üzerinde durulan konuya bağlı olarak yazarın asıl anlatmak istediği düşüncedir.Kesin bir yargı niteliği taşır,genellikle bir cümleden oluşur.
*Bütün yardımcı düşünceler,ana düşünceyi haklı çıkarmaya hizmet eder.
Başlık:
Paragrafta üzerinde durulan düşünceyi bir ya da iki sözcükle özetleyebileceğimiz ifade paragrafın başlığı olur.Başlık,konu ve ana düşünceyle bağlantılı olmalıdır.
PARAGRAFIN YAPISI
Giriş:
*Genel bir yargı niteliğindedir.Bu bölüm bir ya da iki cümleden oluşur.
*Paragrafın konusu genellikle bu cümlelerdir.
*Giriş bölümü paragrafın bir çeşit özet olduğundan ana düşünce hakkında ipuçları verir.
*Asla bağlaçla başlamaz.
*Giriş cümlesinde kendisinden önce bir cümle daha olduğunu düşündürecek bazı zamir,sıfat ya da edatlar bulunmaz.
Gelişme:
*İkiden fazla cümleden meydana gelir.
*Girişte belirtilen konu,bu bölümde örnekleme,tanık gösterme,açıklama,karşılaştırma gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurularak açıklanır.
*Bu bölümde yer alan düşünceler paragrafın konusuyla ilgili olmalıdır,yoksa anlatımın akışı bozulur.
Sonuç:
*Genellikle bir cümleden ibarettir.
*Anlatılmak istenen düşünceyle ilgili son sözün söylendiği bölümdür.
*Yazar paragrafta asıl anlatmak,vurgulamak istediği düşüncesini (ana düşünce) genellikle bu bölümde verir.
*Sözlerin toparlanması niteliğinde olduğundan kapsamlı bir yargıdır.Bu yönüyle de giriş cümlesine benzer.
*Toparlayıcı,özetleyici olması nedeniyle “demek ki,sonuç olarak,öyleyse,özetle…”gibi sözlerle başlayabilir.
Uyarı:
Ana düşünce,genellikle paragrafın sonuç bölümünde olmakla birlikte,bazen metnin başında ya da tümüne yayılmış olabilir.

|
Ekler |
||
|
Çekim Ekleri |
Yapım Ekleri |
|
|
İsim Çekim Ekleri |
Fiil Çekim Ekleri |
|
| 1) Çoğul Ekler | 1) Zaman Ekleri | 1) İsimden İsim Yapan Ekler |
| 2) Hal Ekleri | 2) Dilek Ekleri | 2) İsimden Fiil Yapan Ekler |
| 3) İyelik Ekleri | 3) Şahıs Ekleri | 3) Fiilden İsim Yapan Ekler |
| 4) İlgi Eki | 4) Fiilden Fiil Yapan Ekler | |
| 5) Ek Eylem Ekleri | ||
A) İSİM ÇEKİM EKLERİ:
1) Çokluk Eki: İsimlerin sayı bakımından çokluğunu bildirirler.
*elmalar,çocuklar ,öğrenciler.
2)Hal Ekleri:- i,-e,-den,-de ekleridir.
*Kitabı ver (belirtme hali)
*Yola bak (Yönelme hali)
*Evden geliyorum (Çıkma hali)
*Sende kaldı (Bulunma hali)
*Sıradan insanlarla işim olmaz.(Sıfat yapmıştır ve bu yüzden yapım eki olmuştur)
*Bunlar gözde çocuklardır.(Sıfat yapmıştır ve bu yüzden yapım eki olmuştur)
*Sudan sebeplerle yanıma gelme (Sıfat yapmıştır ve bu yüzden yapım eki olmuştur)
3)İyelik ekleri: Eklendiği isimlerin kime ait olduğunu ifade eder.
*Kitabım,kitabın, kitabı, kitabımız, kitabınız, kitapları iyelik eklerini, ismin başına benim, onun, bizim, sizin, onların zamirlerini getirerek bulabiliriz.
4) İlgi ekleri (Tamlama Ekleri) :”ın, in, un, ün” biçimindedir.Belirtili isim tamlaması kurar.
*kapı—n—ın kol—u , müdür—ün oda—sı
5)Eşitlik Eki : “-ca,–ce” biçimindedir.
*Sence bu doğru mu?
*Çocukça davranma
6)Ek eylem Ekleri :İsim soylu sözcükler yüklem yapma göreviyle kullanılan eklerdir.
iyi—y-im, iyi—sin, iyi—dir, iyi—y-iz, iyi—siniz, iyi—dirler
B)FİİL ÇEKİM EKLERİ
1)Zaman ekleri (Bildirme Kipleri) :Fiillerde hareketin yapıldığı zamanı bildirir.
*gel—miş (Duyulan geçmiş zaman)
*oku—du (görülen geçmiş zaman)
*gid—i—yor (Şimdi geçmiş zaman )
*yat—acak (Gelecek geçmiş zaman)
*Şimdi gelir (Geniş geçmiş zaman)
2)Dilek kipleri:
*Gider—se—m gelmem (Dilek—şart kipi)
*Biraz daha oturayım (istek kipi)
*Ders çalışalım (istek eki)
*Artık git—meli—y-im (Gereklilik kipi)
*Bunları da oku—sun (Emir eki)
*Dışarı çıkın (Emir eki)
3)Şahıs Ekleri:
Fiillerde kip eklerinden sonra gelerek hareketi kimin yaptığını ifade eder.
Geliyor—um, çalışmalı—sın, yaptı- okusak—k , üzülür—üz koşacak—sınız yürüdü—ler
YAPIM EKLERİ
İsim ya da fiil kök veya gövdelerine gelerek onlardan başka isim ya da fiil türeten eklerdir. Yapım ekleri eklendiği sözcüğün anlamını da türünü de değiştirir. Her zaman çekim eklerinden önce gelir. Yapım eki almış bir sözcüğe türemiş sözcük ya da gövde denir.Eğer sözcük yapım eki almışsa basit yapılıdır sözcük çekim eki olsa da basittir.
1)İsimden İsim Yapım Ekleri :
*Lık: kömür—lük, göz—lük , kulak—lık …
*lı: Şehir—li , para—lı , ağaç—lı , baş—lı …
*sız: su—suz, para—sız, ev—siz,
*cü: göz—cü, sanat—çı, yol—cu, simit—çi,
*ce: Türk—çe İngiliz—ce
*daş:Çağ—daş, arka—daş, yol—daş
*üncü: üç—üncü beş—inci
*msı:acı—msı ekşi—msi
*cil:et—cil ben—cil insan—cıl
*şın: sarı—şın
*sal: kum—sal kadın—sal
*ıt: yaş—ıt
*cağız: kız—cağız çocuk—cağız
*cık:az-ı-cık küçük—cük
*tı: horul—tı cıvıl—tı
2)İsimden Fiil Yapan Ekler :İsim köklerine veya gövdelerine gelerek onlardan fiil türetir.
*la :su-la, taş-la, uğur-la
*al: çok-al, az-al, dar-al
*l: doğru-l, sivri-l
*a: kan-a, yaş-a, tür-e, boş-a
*ar: yaş-ar, mor-ar, sarı-ar
*da: fısıl-da, horul-dagürül-de
*at: yön-et, göz-et
*ık: geç-ik, bir-ik
*ımsa: az-ımsa, benim-se,küçü(k)-mse
–kır:fış—kır, hay—kır
–lan:ev—len, rahat—la
–laş:şaka—laş, der—leş, çocuk—laş
–sa:su—sa, garip—se önem—se
3)Fiilden İsim Yapan Ekler:Fiil kök veya gövdelerine gelerek isim yapan eklere denir.
–ca:düşün—ce, eğlen—ce
–ocak—ecek: giyecek, yok—ocak, aç—ocak
–ak:yat—ak, kaç—ak, dur—ak,
–ga:böl—ge, bil—ge, süpür—ge,
–gan:çalış—kan, unut—kan, kay—gan
–gı:sev—gi, çal—gı, as—kı
–gıç:bil—giç, dal—gıç, başlan—gıç
–gın:yor—gun, bil—gin, bez—gin, bit—gin
–ı,–i:yaz—ı, öl—ü, yap—ı, çat—ı, kok—u, doğ—u
–ıcı—ici:yap—ıcı, gör—ücü, al—ıcı, sat—ıcı,
–ık—ik:kes—ik, aç—ık, göç—ük,
–ım—im:say—ım, seç—im, öl—üm, ölç—üm
–ın—in:yığ—ın, ak—ın, tüt—ün, ek—in,
–nç:gül—ünç, sev—inç
–ıntı:kes—inti, çık—ıntı, dök—üntü,
–ır-er:gel—ir, gid—er, ok—ur,
–ış:otur—uş, yürü—y-üş,
–ıt:geç—it, yak—ıt, ölç—üt,
–ma:gülmeyi severim , konuşmayı bil.
–mak:gelmek, gitmek
–tı:belir—ti, kızar—tı,
Fiilden Fiil Yapan Ekler:Fiil soylu kelimelerden yeniden fiil yapan eklere denir.
–dır:gül—dür, yap—tır, koş—tur,
–ala:kov—ala, silk—ele,
–er:gider, çık—ar,
–imsa:gül—ümse, an—ımsa,
–ın:gez—in, gör—ün, sev—in, taşı—n,
–r:kaç—ır, bat—ır, iç—ir,
–ş:gör—üş, uç—uş, gül—üş,
–t:uza—t, sap—ıt, korku—t, üşü—t,
–ı:sev—il, kır—ıl, sat—ıl
BİRLEŞİK SÖZCÜK
İki sözcüğün bir araya gelerek yeni bir kavramı karşılamak üzere birleşip kalıplaşmasıyla oluşan sözcüklerdir.
Birleşik sözcükler değişik şekillerde oluşur. Bazıları isim tamlamalarının kaynaşmasıyla , bazılarının da sıfat tamlamalarının kaynaşmasıyla oluşur.
Birleşik sözcükleri şu şekilde sıfatlandırılır
A)ANLAMSAL KURULUŞLARINA GÖRE BİRLEŞİK SÖZCÜKLER
1)Her iki sözcük de gerçek anlamını yitirebilir.
*Saksıdaki hanımeli mi?
*Kuşburnu içer misin?
*Biraz da imambayıldı alır mısın?
*Seni tahtakurusu sırmış.
2)Sözcüklerden yalnız biri anlamını yitirmiş olabilir.
*Şu yeryüzünde ne insanlar var.
*Eskişehir e gittin mi?
Not:Sözcükler birleşirken sözcüklerden bir dahi gerçek anlamını yitirirse birleşik sözcük bitişik yazılır.
3)Her iki sözcük de gerçek anlamını koruyabilir:
*Kuzeybatı ya gideceksin.
*Bu ayakkabı ne kadar?
B)BİÇİMSEL KURULUŞLARI (YAPILIŞLARI) BAKIMINDAN BİRLEŞİK SÖZCÜKLER
1.İsim Tamlaması Yoluyla:
*Yüzbaşı seni çağırıyor.
*Batık denizaltı çıkarıldı.
*Balayına nereye gidecekler?
*Saksıdaki aslanağzı mı?
2)Sıfat Tamlaması Yoluyla:
*Askerliğini Kırıkkale de yapmış.
*Sen ne kadar açıkgöz birisin?
*Sivrisinek bataklıklarda çok olur.
*Acıgöl e hangi yoldan gidebilirim?
3)İyelik Ekinin Kaynaştırması Yoluyla:
*Öğrencileri başıboş bırakmamak lazım.
*O bağrıyanık bir annedir.
*Bunlar sütübozuk insanlardır.
4)İki Çekimli Fiilin Kaynaşması Yoluyla:
*Sen ne kadar vurdumduymaz bir insansın.
*Bu çekyat eskimiş
*Dedikodu yapanları sevmem.
*Uyurgezerlik bir hastalıktır.
*Gelgitin diğer adı ne?
EKLERLE İLGİLİ GENEL UYARILAR
1)-i 1.tekil kişi ekiyle,bu eke benzeyen diğer ekler karıştırılmamalıdır.
*Evi yandı. (3.t.k.iyelik eki)
*Evi yaktı. (İsmin –i hali)
*Bu yapı Osmanlılardan kalmadır. (Fiilden isim y.eki)
2)Çekim ekleri eklendiği sözcüğün anlamını değiştirmez.Fakat isim çekim eklerinden olan -de ve –den hal ekleri eğer sıfat olarak kullanılırsa yani sıfat yapımında görev alırsa o zaman ismin anlamını değiştirir ve yapım eki olur.
*Okuldan geliyorum. (Çıkma durum eki)
*Senin gibi bir candan arkadaşım yok. (Sıfat yaptığı için yapım ekidir.)S İ
*Yalandan bir kavga çıkardılar. (Sıfat yaptığı için yapım ekidir) İ
*Sıradan insanlarla işim olmaz.
*Sende bir şeylerim kaldı.(Bulunma durum eki)
*Bunlar,gözde öğrencilerdir.(Sıfat yaptığı için yapım ekidir)
3)1.Tekil kişi eki olan -m ile bu eke şekilce benzeyen diğer ekler birbiri ile karıştırılmamalıdır.
*Seçimi kim kazandı? (F.i.yapım eki)
*Bir dilim ekmek verir misin? (F.i.y.eki)
*Bu işten dilim çok yandı. (1.t.k.i.eki)
*Sana saçımı süpürge ettim.
*Ama ben daha çok küçüğüm. (Ek-fiil)
*O benim kalemim. (Tamlayan durum eki)
*Beni bırakıp gitme küçüğüm. (1.k.i.eki)
4)2. kişi iyelik eki olan -n ile buna şekilce benzeyen diğer ekler karıştırılmamalıdır.
*Aklın neredeydi? (2.t.kişi iyelik eki)
*Bu yıl ekin ekmeyeceğiz. (F.i.y.e.)
*Buraya gelin. (2.ç.kişi emir eki)
*Yurdun soruları bitmiyor. (İlgi eki)
*Turistler,bu yıl Türkiye’ye akın edecek. (F.i.y.e.)
5)İsim-fiil eki olan -ma,-me ile f.f. yapan olumsuzluk eki karıştırılmamalıdır.
*Yürümeyi severim.(İsim-fiil)
*Onunla biraz konuşmayı dene.(İsim-fiil)
*Artık benimle konuşma.(F.f.yapan olumsuzluk eki)
*Peşimden gelme.(F.f. yapan olumsuzluk eki)
6) “L” fiilden fiil yapım ekiyle “L” isimden fiil yapım eki birbirine karıştırılmamalıdır.
*Artık günler kısaldı.(İ.f.y.e.)
*Bardak kırıldı.(F.f.y.e.)
7) “Ş”filden fiil yapım ekiyle (işteşlik eki), “ş” fiilden isim yapım eki (isim-fiil) birbiriyle karıştırılmamalıdır.
*Hep birlikte gülüştüler.(F.f.y.e.) (işteşlik eki)
*Bakışların beni heyecanlandırıyor.(F.i.y.e.) (isim-fiil)
*Bu gülüşü,bu bakışı hiç unutmam.(F.i.y.e.) (isim-fiil)
*Bir süre öylece bakıştık.(F.f.y.e.) (işteşlik eki)
Ş:Karşılıklı ya da birlikte yapılma anlamı veriyorsa f.f. yani “işteşlik eki” dir.
8)İsimden isim yapım eki olan “-cı” ile fiilden isim yapım eki ici birbiriyle karıştırılmamalıdır.
*Yolcu var mı?(i.i.y.e.)
*Kalıcı bir işin yok mu?(f.i.y.e.)
9)Fiilden isim yapım eki olan “-sal” ile isimden isim yapım eki olan “-sal” birbiriyle karıştırılmamalıdır.
*Kumsal (i.i.y.e.) *Gör-sel (f.i.y.e.)
*Evren-sel (i.i.y.e.) *işit-sel (f.i.y.e.)
10)İsimden fiil yapan “-imse” ile F.F.yapan “-imse” karıştırılmamalıdır.
*Ben-imse (i.f) *Gül-ümse (f.f)
*Öz-ümse (i.f) *An-ımsa (f.f)
11)Türkçede önce yapım eki sonra çekim eki gelir.
*Kork-u-yor-um *taşlıklar
Bunun istisnaları da olabilir.
*Annemsiz gitmem.
12)Bir sözcük birden çok yapım eki alabilir.
*Gözcülük, korkulu, dalgalı, ışıksız, örtülü…

1) “ki” bağlacının ve “-ki” ekinin yazımı:
Türkçede üç çeşit “ki” vardır:Bağlaç olan“ki”,sıfat yapan “–ki” ve zamir olan(ilgi zamiri) “–ki” dir.Bağlaç olan “ki” daima ayrı yazılır.Sıfat yapan “–ki” ve zamir olan “-ki” eklendiği sözcüğe bitişik yazılır.
Dilimizdeki bu üç farklı “-ki”yi birbiriyle karıştırmamak için şu pratik yöntemleri uygulayın.
*Cümle içerisinde –ki’den sonra –ler çokluk ekini getirebiliyorsanız o –ki zamir olan –ki’dir.
Ayrıca zamir olan –ki’nin bir ismin yerini tuttuğunu ve genellikle zamirlerin üzerine geldiğini de unutmayın.
—Arabam bozuldu , seninki(ler)ni kullanabilir miyim?
—Onunki(ler) seninki(ler)den daha iyi olmuş.
Görüldüğü gibi cümle içerisinde –ki zamirinden sonra –ler ekini getirdiğimizde cümlenin yapısında herhangi bir bozukluk meydana gelmiyor.Öyleyse bu –ki’ler ilgi zamiridir.
*Sıfat yapan –ki de sıfat tamlaması kurar. Sıfat yapan –ki her zaman bitişik yazılır.Pratik olarak önündeki isme “hangi” sorusunu yönelterek bulur ve diğer –ki’lerden ayırt ederiz.
—Sokaktaki çocuklara sahip çıkmamız gerekiyor.(Hangi çocuklar?)
—Sınıftaki öğrenciler dışarı çıksın.(Hangi öğrenciler?)
Görüldüğü gibi sıfat yapan –ki’yi alan sözcüğün hemen önündeki isme hangi sorusunu yöneltebiliyoruz.Öyleyse bu –ki sıfat yapan –ki’dir ve eklendiği sıfata daima bitişik yazılır.
*Bağlaç olan “ki” ise daima ayrı yazılır.Diğer “ki” ekleriyle karıştırmamak için cümleden çıkartırız, cümlenin yapısında ciddi bir bozukluk olmuyorsa o “ki” bağlaç olan “ki”dir. Ayrıca bağlaç olan ki’nin daha vurgulu söylendiğini de göz önünde bulundurmak gerekir.
*Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini.(Duydum unutmuşsun gözlerimin rengini)
*Sen ki dünyalara değersin.(Sen dünyalara değersin.)
*Şimdi anlıyorum ki o yaptıklarım bir hataydı.(Şimdi anlıyorum o yaptıklarım bir hataydı)
Görüldüğü gibi bağlaç olan –ki cümleden çıkartıldığında cümlenin anlamında bir daralma olsa da yapısında ciddi bir bozukluk olmuyor, öyleyse bu –ki’ler bağlaçtır ve daima ayrı yazılır.
NOT:
Mademki,halbuki,oysaki,çünkü,sanki… sözcüklerindeki ‘ki’ ler bağlaç olmasına rağmen kalıplaştığı için bitişik yazılır.
2) “de” bağlacının ve “de” bulunma durum ekinin yazımı:
“de” “da” bağlacı da tıpkı “ki” bağlacı gibi ayrı bir sözcük olduğu için daima ayrı yazılır.Bulunma durum eki olan “-de,-da, -de,-ta” ise eklendiği sözcüğe bitişik yazılır. “de,da” bağlacıyla “-de,-da,-te,-ta” ekleri birbiriyle karıştırılmamalıdır.Pratik olarak birbirinden şu şekilde ayırt ederiz: Cümle içerisinde cümleden “de”yi çıkartırız,eğer cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyorsa o “de” bağlaçtır.Cümlenin yapısı bozuluyorsa o “de” bulunma durum ekidir.
*Kitap da alacağım.(Kitap alacağım)
*Sen de onun gibisin.(Sen onun gibisin)
Görüldüğü gibi bağlaç olan “de ,da” cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyor.Şimdi de aşağıdaki örnekleri inceleyelim:
*Sende bir şeylerim kaldı.(Sen bir şeylerim kaldı)
*Onu otobüste gördüm.(Onu otobüs gördüm)
Görüldüğü gibi bulunma durum eki cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısı bozuluyor.
Önemli uyarı: Bağlaç olan “de,da”nın kesinlikle “te,ta” biçimi yoktur.
*Sana kazak ta alacağım.(yanlış)
*Sana kazak da alacağım.(doğru)
Ayrıca bağlaç olan “de,da” bir özel isimden sonra gelirse kesme işaretiyle ayrılmaz.
*Bize Ahmet’de gelecek.(yanlış)
*Bize Ahmet de gelecek.(doğru)
3. “mi” soru edatının yazımı:
“mı,mi,mu,mü” soru edatı eklendiği sözcükten her zaman ayrı yazılır,kendinden sonra gelen ekler soru edatına bitişik yazılır:
*Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun?
*Bize gelecek misiniz?
*Sen miydin dün rüyalarıma giren?
Soru edatı olan “mı mi mu mü” ile fiilden fiil yapan olumsuzluk eki olan –ma,-me’nin darlaşmış biçimi birbiriyle karıştırılmamalıdır:
*Niçin beni dinle miyorsun?
Yukarıdaki cümlede ‘mi’ ayrı yazılmamalıdır;çünkü buradaki mi soru eki değil, –ma,-me olumsuzluk ekinin darlaşmış biçimidir.Cümleden mi’yi çıkartıp cümleyi tekrar okuduğumuzda cümledeki soru anlamının kaybolmadığını sadece olumsuzluğun kaybolduğunu görürüz.Cümleye soru anlamını katan mi değil, ‘niçin’ sözcüğüdür.
Soru edatı olan “mı,mi,mu,mü” cümleye soru anlamından başka anlamlar da katabilir.
*Sana güzel mi güzel bir elbise aldım.(pekiştirme göreviyle kullanılmış)
*Bu testi de çözdün mü konuyu daha iyi anlarsın.(Çözdüğün zaman)
*Tüm bunları ben mi yapmışım?(reddetme,kabullenmeme)
4)Sayıların yazımı:
Sayılar daima ayrı yazılır;ancak çek ve senetlerde sahtekarlığın önlenmesi amacıyla bitişik yazılır.
*Yaş otuz beş yolun yarısı eder.
*Bu yıl dershanemize tam bin beş yüz altmış kişi kayıt yaptırdı.
5)Kısaltmaların Yazımı:
Birkaç kelimeden oluşan kurum ve kuruluş adlarının kısaltmaları yapılırken araya nokta konmaz.
*TBMM *PTT *THY *TEK *KKTC *MTA *DSİ
Cümle içerisine kısaltmalara bir ek getirileceği zaman kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır.
*Kardeşim THY’da çalışıyor.(yanlış)
*Kardeşim THY’de çalışıyor.(doğru)
*Aç bakalım TV’da ne var? (yanlış)
*Aç bakalım TV’de ne var? (doğru)
Tek bir sözcüğün kısaltması yapılıyorsa kısaltmanın sonuna nokta konur:
*Dr. *Prof. * c. * s. * bk.
6)Gün ve Ay Adlarının Yazımı:
Cümle içinde geçen gün ve ay isimleri küçük harfle başlar;ancak gün ve ay isimleri bir tarihe bağlanmışsa yani yanında bir rakam varsa büyük harfle başlatılır.
*Okullar haziranda kapanıyor.(doğru)
*Okullar 14 Haziran’da kapanıyor.(doğru)
*Ben 21 Mart 1978 Salı günü doğmuşum.(doğru)
*Sınav 16 haziran’da yapılacak(yanlış)
*Sınav 16 Haziran’da yapılacak. (doğru)
7)Yön İsimlerinin Yazımı:
Yer-yön bildiren (doğu ,batı,güney,kuzey,orta…) sözcükler, tek başına ya da özel isimden sonra kullanıldıklarında küçük harfle,özel isimden önce kullanıldıklarında büyük harfle başlar:
*Siz Kuzey Amerika’yı gördünüz mü?
*Siz Amerika’nın kuzeyini gördünüz mü?
*Bu insanlar buraya Güney Asya’dan gelmişler.
*Bu insanlar buraya Asya’nın güneyinden gelmişler.
*Sizin daha da batıya gitmeniz gerekiyor.
NOT:
Yer-yön bildiren kelimeler eğer bir insan topluluğunun yerini tutuyorsa büyük harfle başlatılmalıdır.
*Bu konuda Batı bizi anlamıyor.
*Dün Doğu bu haberle çalkalandı.
8.Coğrafi Terimlerin Yazımı:
“Ay,Güneş,Dünya,Mars…” gibi kelimeler eğer coğrafi bir terim olarak gök cisimlerini anlatmak için kullanılırsa büyük harfle, bunun dışında kullanılırsa küçük harfle başlar:
*Ay,Dünya’nın uydusudur.
*Siz, Dünya’nın Ay’a ve Güneş’e olan uzaklığını biliyor musunuz?
*Daha dünyalar kadar işim var.(terimlikten çıkmış)
*Pencereden içeriye güneş giriyordu.(terimlikten çıkmış ,güneş ışığı anlamında)
9)Tarihlerin Yazılışı:
Gün ve yıl sayıları rakamla ;ay, hem rakamla hem de yazıyla gösterilebilir:
*21 Mart 1978 *25.11.1930 *11.X.2000 *18/01/1919
Not:Tarih bildiren sayılardan sonra gelen ekler,kesme işaretiyle ayrılır.
*19 Mayıs 1919’da *18.12.1933’te
10)Birleşik Sözcüklerin Yazımı:
İki ya da daha çok sözcüğün yeni bir kavramı karşılamak üzere birleşip kalıplaşmasıyla oluşan sözcüklere birleşik sözcük denir.
Birleşik sözcüklerden bazıları bitişik yazılırken bazıları da ayrı yazılır.Bir birleşik sözcüğün bitişik yazılması için şu özellikleri taşıması gerekir:
a)Anlam Kaymasıyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır:
Hanımeli, Kabakulak,Suçiçeği,Kuşpalazı,
b)Ses Değişikliği Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır: Sütlaç,Kaynana,Cumartesi,Nasıl,Niçin,Zannetmek,Hissetmek,Emretmek,Sabretmek,
Kaybolmak,Kahrolmak,reddetmek
c)Tür Değişmesi Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır:
Gecekondu,Biçerdöver,Bilirkişi,Dedikodu,Ateşkes
d)Kurallı Birleşik Fiiller Bitişik Yazılır:
*Yapıverdi,Alıverdi,Öpüver,Koşuver (Tezlik birleşik fiili)
*Yapabildi,Yürüyebiliyor,Çalışabilmiş (Yeterlilik birleşik fiili)
*Bakakaldı,Süregelmiştir,Koşadursun (Süreklilik birleşik fiili)
*Düşeyazdı,Öleyazdı(Yaklaşma birleşik fiili)
Not:
Etmek, olmak yardımcı eylemleri önündeki isimle birleşirken önündeki isimde bir ünlü düşmesi ya da bir ünsüz türemesi varsa bitişik, yoksa ayrı yazılır:
*Hissetmek ,Reddetmek,Emretmek, Terk etmek,Hasta olmak,Ayırt etmek…
11)İkilemelerin Yazımı:
İkilemeler ayrı yazılır ve aralarına herhangi bir noktalama işareti konmaz.
*Beni er geç anlayacaksın.
*Sen de doğru dürüst bir iş bulamadın gitti.
*Beni görüce koşa koşa yanıma geldi.
12)Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler:
1)Her cümle büyük harfle başlar:
*Sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlatmaktır.
*Yazdığım bütün şiirler,sana başlayan bir kitap için önsöz.
*Aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır.
2)Yazı başlıklarının her sözcüğü büyük harfle başlar:
*Türk Dilinin Korunması *Aile Eğitiminin Önemi
3)Bütün özel adlar büyük harfle başlar.Özel adların başlıcaları aşağıda belirtilmiştir:
a)Kişi ad ve soyadları:
*Faruk Nafiz Çamlıbel *Halit Ziya Uşaklıgil
b)Hayvanlara verilen adlar:
*Sobanın başında uyuyan Pamuk mu?
*Bugün Boncuk keyifsiz gibi.
c)Ulus,mezhep,tarikat din adları:
*Biz İslamiyet’i 10. yüzyılda kabul ettik.
*Anadolu’da kurulan tarikatlardan biri de Aleviliktir.
d)Ülke adları:
*Türkiye ile Yunanistan ilişkileri eskisine göre şimdi daha iyi.
e)Bulvar,sokak,mahalle adları:
*Biz Turgut Özal Bulvarı’nda oturuyoruz.
*Mimar Sinan Mahallesi’ne yeni bir okul yapılıyor.
f)Kıta,bölge,dağ ,ova,deniz,göl,ırmak…adları:Dağ,ova,deniz,göl,ırmak adları eğer kendinden önceki özel isme dahilse büyük harfle başlar,dahil değilse küçük harfle başlar.
*Konya Ovası Türkiye’nin buğday ambarıdır.
Yukarıdaki cümlede ‘ova’ sözcüğü özel isme dahil olduğu için yani ikisi bir olup bir yeri karşıladığı için büyük harfle başlar.Eğer ‘ova’ sözcüğünü çıkarıp sadece Konya dersek aklımıza Konya Ovası değil, Konya şehri gelecektir.
*Toros dağları Akdeniz’dedir.
Yukarıdaki cümlede ‘dağ’ sözcüğü özel isme (Toros) dahil olmadığı için küçük yazılır.
Özel ismin önündeki dağ sözcüğünü çıkarttığımızda Torosların tek başına yer adını karşıladığını görürüz.Öyleyse ‘dağ’ sözcüğü özel isme dahil değildir ve küçük harfle başlatılmalıdır.
*Siz Tuz Gölü’nü hiç gördünüz mü?
Yukarıdaki cümlede ‘göl’ sözcüğü büyük harfle başlamalıdır;çünkü ‘göl’ sözcüğü özel isme dahildir.Göl sözcüğünü cümleden çıkartıp tek başına ‘tuz’ dediğimizde yine tek başına kast edilen yeri karşılamadığını görüyoruz.Öyleyse buradaki göl sözcüğü özel isme dahildir ve büyük harfle başlatılmalıdır.Aşağıdaki örnekleri de bu mantık çerçevesinde inceleyiniz.
*Meriç nehri *Alp dağları *Van Gölü *Ağrı Dağı *Çanakkale Boğazı
g)Kurum,kuruluş,örgüt,parti,dernek adları:
*Sosyal Sigortalar Kurumu bugün zor durumdadır.
*Cumhuriyet Halk Partisi ,Atatürk tarafından kurulmuştur.
h)Yapı,yapıt,kitap,dergi,gazete adları:
*Ben Topkapı Sarayı’nı görmeyi çok isterdim.
*Sizlere Küçük Ağa’yı ve Çalıkuşu’nu okumanızı tavsiye ediyorum.
*Geçenlerde bu makalem Türk Dili’nde de yayımlandı.
Not:Özel ada dahil olmayan gazete ve dergi adları büyük harfle başlamaz:
*Dün Hürriyet gazetesinde yayımlanan köşe yazısını okudun mu?
*Kanun Resmi Gazete’de yayımlandı.
*Dergah dergisinde yayımlanan Kırık Aynalar adlı öyküyü okuduktan sonra öyküyü sever oldum.
i)Unvanlar,takma adlar:Lakaplar, unvanlar büyük harfle başlar.
*Tarık Buğra eserinde Çolak Salih’in fiziki betimlemesini çok güzel yapar.
*Ahmet Mithat Efendi adeta bir yazı makinesidir.
*Ahmet Bey içeride mi?
*Sultan Hanım da mı yok?
*Dün Doktor Ahmet Bey bizdeydi.
*Ahmet doktor olmak istiyormuş.
Not:
Akrabalık bildiren sözcükler küçük harfle başlar.
*Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye abla!
*Yarın Ayşe teyzem gelecek.
Ancak akrabalık bildiren sözcük kişinin lakabı olmuşsa büyük harfle başlatılmalıdır.
*Burada ona herkes Nene Hatun derdi.
ı)Dil adları:
*Türkçeye,Arapça ve Farsçadan pek çok kelime girmiştir.
j)Din ve mitoloji kavramları:
*Tanrı,Allah,Cebrail,Zeus …
Not: Tanrı sözcüğü özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlatılır.
*Yunanlılar da tanrılarına kurban sunarmış.
Bazı dini kavramlar gelenekselleşmiş olarak küçük harfle başlar:cennet,cehennem,sırat köprüsü…
k)Milli ve dini bayramların adları büyük harfle başlar:
*Kurban Bayramı *Ramazan Bayramı *Cumhuriyet Bayramı….
13)Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi:
Türkçede satır sonuna sığmayan kelimeler bölünebilir;fakat heceler bölünemez.
………………………………………………………………………………………………gel-
iyorum (yanlış)
………………………………………………………………………………………………..ge-
liyorum (doğru)
Birleşik kelimeler satır sonunda bölünürken tek bir sözcükmüş gibi hecelere ayrılır.
………………………………………………………………………………………………baş-
öğretmen (yanlış)
………………………………………………………………………………………………..ba-
şöğretmen (doğru)
……………………………………………………………………………………………….ilk-
okul (yanlış)
…………………………………………………………………………………………………il-
kokul (doğru)
…………………………………………………………………………………………..Durmuş-
oğlu (yanlış)
…………………………………………………………………………………………..Durmu-
şoğlu (doğru)
Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz.
………………………………………………………………………………………..………..a-
raba (yanlış)
……………………………………………………………………………………………….ara-
ba (doğru)
.…………………………………………………………………………………………….niha-
i (yanlış)
………………………………………………………………………………………………..ni-
hai (doğru)
Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır;ayrıca kısa çizgi kullanılmaz.
………………………………………………………………………………………….Edirne’-
nin (yanlış)
……………………………………………………………………………………………Edirne’
nin (doğru)
……………………………………………………………………………………………2005’-
te (yanlış)
……………………………………………………………………………………………..2005’
te (doğru)
14)Ses Olaylarıyla İlgili Yazım Kuralları:
a)Ünsüz değişimi (yumuşaması) yazıya yansıtılır;ancak özel isimlerin yumuşaması yazıya yansıtılmaz.
*Kitapı (yanlış) kitabı (doğru)
*Mehmed’in (yanlış) Mehmet’in (doğru)
b)Sert ünsüzlerin benzeşmesi yazıya yansıtılır.
*Dolapda (yanlış) dolapta (doğru)
*2005’de (yanlış) 2005’te (doğru)
c)Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi(iç ses benzeşmesi) yazıda gösterilmelidir.
*Perşenbe (yanlış) Perşembe(doğru) *penbe (yanlış) pembe (doğru)
*Tenbel (yanlış) tembel (doğru) *çenber (yanlış) çember (doğru)
Ancak kimi özel isimlerde ve birleşik sözcüklerde n’li yazılış doğrudur.
*Saframbolu (yanlış) Safranbolu (doğru) *ombaşı (yanlış) onbaşı(doğru)
d)Ünlü düşmesi yazıda gösterilir.
*ağızı (yanlış) ağzı (doğru) *sabır et (yanlış) sabret (doğru)
e) ‘y’ kaynaştırma ünsüzünden kaynaklanan söyleyişteki daralma yazıya yansıtılmaz.
*Sevmiyecekmiş (yanlış) sevmeyecekmiş (doğru) *yaşıyan (yanlış) yaşayan (doğru)
f)Söyleyişte bazı sözcüklerde yer değiştirme (göçüşme,metatez) olur;ancak bunlar yazıya yansıtılmamalıdır.
*yanlız (yanlış) yalnız (doğru) *yalnış (yanlış) yanlış (doğru)
*kiprik (yanlış) kirpik (doğru) *kirbit (yanlış) kibrit (doğru)

YÜKLEM :
Cümlede işi, hareketi, yargıyı, bildiren çekimli unsura denir.
Not :Bir cümle birden çok öğeden oluşabileceği gibi tek bir yüklemden de oluşabilir.
* Ertesi gün okula müfettişler gelmişti.(C)
* Düşünüyorum (C)
* Güzeldi. ( C )
Not:Yüklem genlikle cümlenin sonunda bulunur; ancak günlük konuşmalarda, atasözlerinde ve şiirde yüklemin yeri değişebilir.
*Gel çabuk buraya!
*Sakla samanı gelir zamanı .
*İstanbul u dinliyorum gözlerim kapalı
Not:Her sözcük ya da sözcük gurubundan yüklem yapılabilir.
*Gecenin yalnızlığında sadece seni düşünürüm (fiil)
*Kasaba halkı meydanda toplanmıştı.(fiil)
*Yaşadığımız günler tıpkı bir rüzgar gibiydi.(edat)
*Bu olayların suçlusu odur. (zamir)
*Sabah uyandığında gözleri ışıl ışıldı.(ikileme)
*Konuşmalarına ister istemez kulak misafiri oldum. (deyim)
*Çalışmak yaşamın bir parçasıdır.
*Odayı süsleyen şey rengarenk çiçeklerdir. (sıfat)
*Öğrenmenin bir yolu da okumaktır.
*Ali derslerinde çok başarılıydı.
2.ÖZNE
Yüklemin bildirdiği işi, hareketi yapan veya yargının gerçekleşmesine araç olan unsura denir.
Not:Özneyi bulmak için yükleme kim, ne soruları sorulur Yüklemi isim olan cümlelerde ise olan kim, olan ne soruları sorulur.
*Seyirciler fotoğraf sergisini çok beğendi.
*Ailece bulmaca çözmeye meraklıdırlar.
*Güzel gözler tül ardından görünsün.
*Coşkun nehirler gibi ağlamak istiyorum.
*Ben bu yüzden yalnızlığa hasretim .
*Keskin bir rüzgar eser şimdi dağlardan.
*İhtiyar kadın gitmeme taraftar değildir.
Not: Yüklemi edilgen fiillerle kurulan cümlelerin gerçek öznesi yoktur.
*Yemekten sonra erkenden yatıldı.
*Okula kadar yüründü.
*Kahvaltıda çaylar içildi.
*Akşam geç saate kadar derse çalışıldı.
Üç çeşit özne vardır:
A.Gerçek Özne:
Yüklemin bildirdiği işi hareketi bizzat kendisi yapan öznedir. Cümlede iki şekilde gösterilir:
1)Acık Özne:
Cümle içinde açık bir şekilde gösterilir
*Yağmur çok şiddetli yağdı.
*Çocuk iki gündür hasta yatıyor.
*Gemi ufukta yavaş yavaş kayboluyordu.
*Geceleri bir ses uykumu böler.
2)Gizli özne:
Cümlede doğrudan yer verilmeyen ancak yüklem taşıdığı eklerden anlaşılan öznedir.
*Ertesi gün ona telefon ettim.
*Görmeyeli hemen de bizi unutmuşsun.
*Bu kıyı kasabasına her yaz gelirim.
*Kumsalda yürüyüş yapıyorlar.
NOT:Yüklemi isim olan cümlenin öznesi gerçektir.
*Siyah renkli araba satılıktır.
*Dün akşam pencereler kapalıydı.
B)Sözde Özne:
Yüklemi edilgen çatılı cümlelerde,aslında nesne olan öge özne olarak kullanılır.
*Ağaçtaki meyveleri topladı.
*Ağaçtaki meyveler toplan.
*Öğrenciler bütün sınıfı temizledi.
*Bütün sınıf temizlendi.
*Hep bir ağızdan ilahiler okunuyor.
*Düğün için yemekler yapıldı
C)Örtülü Özne
Yüklemi edilen çatılı cümlelerde bazen “—ce, tarafından, nedeniyle,…”gibi sözcükler kullanılarak işi bizzat yapan varlığa da yer verilebilir.
*Yolcu otobüsleri belediyemizce hizmete açıldı.
*Yarışma halk tarafından çok beğenildi
*Kar nedeniyle yollar kapandı.
NOT:Her sözcük ya da sözcük grubu özne olabilir.
*Geçen gün evin duvarı yıkılmıştı.(isim tamlaması)
*Bahçesinde okyanuslar yetişiyordu.(isim)
*Derdini söylemeyen derman bulamaz.(sıfat fiil)
*Sana bakmak suya bakmaktır.(isim fiil)
*Okumak zihni dinlendirir.(isim fiil)
*Çoluk çocuk otobüse dolmuştu.(ekeylem)
*Yağmurlu havalar yarından sonra ülkeyi terk edecek(sıfat)
*Kimse seni benim kadar düşünmez(zamir)
3)NESNE
Öznenin yaptığı işten, hareketten etkilenen unsurdur
Uyarı :isim cümlelerinde yüklemi edilgen çatılı cümlelerde ve geçişsiz fiillerde nesne yoktur.
Nesneler ek alıp almamasına göre ikiye ayrılır.
a)Belirtisiz Nesne
Yükleme ne sorusu sorularak bulunur. Belirtme durum eki (–i) almamış olup yalın haldedir.
b)Belirtili Nesne
Yükleme kimi, neyi, nereyi soruları sorularak bulunur.Belirtme durum eki olmuştur.
*Bu yörede kızlarımız kilim dokur.
*Yolun kenarına kocaman kütükleri yığmışlar.
*O köpeği mahallenin çocukları da arıyordu.
*Bu şehirde tüm sokaklar seni düşünür.
*Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum.
*Kadın kendine bir elbise almış.
*Ben aşkımla baharı getirdim
*Buram buram kekik kokar
*O buğulu gözlerinde parlak yıldızları seyrettim.
*Okulda sigara içmek yasaktır.
*Şafak gülleri ufukta bir bir soldu.
*Dün akşam burayı yakmışlar.
4.ZARF TÜMLECİ
Yer yön sebep miktar durum ve zaman bildirerek yüklemi açıklayan unsurdur. Zarf tümlecini bulmak için yükleme,
nasıl, niçin, neden, ne kadar, ne zaman, kim tarafından
ne tarafından, soruları sorulur.
*Dostluklar ömür boyu sürünce güzeldir.
*Bu gece her zaman dişini tırnağına takarak çalışır.
*Yüreğimdeki yara gittikçe büyüyor.
*Güneş her doğduğunda y l nızlık başına vurduğunda beni hatırla.
*Trabzonlara yaslanıp şarkı söylüyor bir kadın.
*Kırgın kırgın yüzüme bakma Rosa.
*Ipıssız bir gecede karşılaşmıştık seninle.
*Göçmen kuşlar güneye doğru göç ediyordu.
*Rusya’ya tonlarca fındık ihraç edildi.
*Sıcaktan tüm ekinler yanmıştı.
*Bu yıl yağmur yağmadığı için ürün de az oldu.
*Bu konser belediye tarafından düzenleniyor.
UYARI:Yön isimleri yalın halde zarf tümleci olurlar.Belirtme durum eki (-i) alırsa belirtilinesne,-e/-de/-den,hal ekini alırsa dolaylı tümleç olur.
* Hizmetçi,içeriyi iyice süpürsün.
*Adam yavaşça içeri girdi.
*Bir süre sonra içeriden bir ses geldi.
5)DOLAYLI TÜMLEÇ
Yönelme,bulunma ve çıkma bildirerek cümlenin anlamını tamamlayan unsura denir.
NOT:Dolaylı tümleç olan öğe mutlaka –e/-de/-den hal eklerinden birini alır.
*Buluşma yerine hemen gelmiş.
*Senin kirpiklerinde bir damla oldu akşam.
*Ağlamayan çocuğa meme verilmez.
*Bir havuz kenarında yan yana oturmuşuz.
*Eskicinin sesi sokağın başından duyuluyordu.
*Askerler kuyunun ağzına birikmişti.
*Bu gazeteci yazılarında gerçeklerden hiç sapmaz.
*İhtiyar,bütün mirasını karısına bırakmıştı.
NOT:Dolaylı tümleci bulmak için yükleme;
“kime,kimde,kimden,nereye,nerede,nereden” sorusu sorulur.
UYARI:-e/-den hal eki “için” edatı görevinde kullanılıyorsa ya da sebep bildiriyorsa zarf tümleci kurar.
-de/-den hal ekleri zaman bildiren sözcüklerin üzerine gelirse zarf tümleci olur.
*Korkudan kızın dili tutulmuştu.
*Babasıyla kavga ettiğinden eve uğramıyor.
*Birazdan hava kararacak.
*Yaz akşamlarında yıldızları seyrederdik.
*Denize yüzmeye gidiyorum.
*Ailesine yürekten bağlıydı.
6)EDAT TÜMLECİ
Bazı edatlarla öbekleşerek cümleyi “amaç, araç, birliktelik, özgülük, karşılaştırma,…” gibi anlamlarla açıklayan unsurdur.
*Çalışmak için yurt dışına gitmiş.(amaç)[e.t]
*Kadın oğlunu bulabilmek için gazeteye ilan vermiş.(amaç)[e.t.]
*Bu tatlıyı senin için ayırdım.(aitlik,özgülük)[e.t]
*Yağmur yağdığı için baraj taşmış.(z.t.,sebep)
*Yaralıyı hastaneye ambulansla götürmüşler.(araç)
*Bu yaz Bodrum’a ailesiyle gidecek.(birliktelik)
*Adam öfkeyle yüzüme baktı.(z.t. durum)
*Ali,arkadaşlarına göre derse daha çok çalışıyor.(karşılaştırma)
*Bana göre bu iş olmaz.(görüş)
*Direğe karşı on adım yürüdü.(z.t. yön)
*Sen bile doğum günümü kutlamadın.[e.t]
NOT: “İçin” edatı kendinden önceki sözcükle birlikte neden-sonuç ilgisi kurarsa zarf tümleci,
“ile” edatı durum ilgisi kurarsa zarf tümleci,
“karşı” edatı yön ilgisi kurarsa zarf tümleci olur.
CÜMLEDE VURGU
Türkçede cümle vurgusu yüklem üzerindedir.Bu nedenle hangi öğe daha çok vurgulanmak isteniyorsa yükleme yaklaştırılır.
*Arkadaşları onu kapıda bekliyormuş.(D.T.)
*Arkadaşları kapıda onu bekliyormuş.(Nesne)
*Kapıda onu arkadaşları bekliyormuş.(Özne)
UYARI:Cümlede “mi” soru edatı varsa bu edattan önce gelen öğe vurgulanmıştır.
*Bu akşam siz İstanbul’a mı gideceksiniz? (d.t.)
*Bu akşam siz mi İstanbul’a gideceksiniz? (ö.)
*Bu akşam mı siz İstanbul’a gideceksiniz? (z.t.)
*Bu akşam siz İstanbul’a gidecek misiniz?(y.)
NOT:Cümlede soru sözcükleri varsa soruya verilecek cevap olan öğe vurgulanmıştır.
*Masamdaki kalemleri kim almış?
—Ayşe.(Özne)
*Bu saatte nereden geliyorsun?
—Okuldan.(Dolaylı tümleç)
*Bahçeden ne kopardın?
—Elma.(Nesne)
CÜMLENİN ÖĞELERİYLE İLGİLİ GENEL ÖZELLİKLER
1) Hiçbir öğe sözcük sayısıyla sınırlı değildir.Bir öğe,bir tek sözcükten oluşabildiği gibi birden çok sözcükten de oluşabilir.
*Bu yüzyılın en acı olaylarını yaşamış ve dile getirmiş.[ b.li. n.]
*O , dün, bize, babasıyla geldi.
Ö. Z.T. D.T. E.T. Y.
2) Cümlede özne,nesne,dolaylı tümleç ve zarf tümleci açıklayıcısıyla birlikte kullanılabilir.
*Bir yıl kalacağım bu ili Siirt’i, çok özleyeceğim.
B.li n. Açıklycı.
*Annesini, o çok sevdiği çileli kadını,elleriyle toprağa verdi.
B’li n. Açıklayıcısı
*Çocuk;sevinçle,etekleri zil çalarak,telefona koştu.
Z.T. Açıklayıcısı
*Teyzem, Adana’da olan,buraya gelecekmiş.
ö. Açıklayıcısı
3)Bir cümlede birden fazla özne,dolaylı tümleç, nesne, zarf tümleci ortak bir yükleme bağlanabilir.
*Annesini,babasını,akrabalarını ve bütün arkadaşlarını görmek istiyordu.
*Evde,okulda,sitede,her yerde aynı konu konuşuluyordu.
4)Öğelere ayırmada tamlamalar, deyimler ve bileşik fiiller bölünmez.
*Bahçenin,birkaç yıl önce yapılan duvarı
s.ö. (Özne,belirtili isim tam.)
yükseltilecekmiş.
. y.
*O her zaman ince eleyip sık dok (yüklem,deyimden oluşmuş)
y.
*Yaşlılara, yardım edelim.(Yüklem,birleşik.fiil.oluşmuş)
y.
*Olay anlatımına dayanan eserler beğeniyle okunur.
s.ö.(sıfat tamlamasından oluşmuş)
5)Hitaplar,ünlemler ve bağlaçlar;öğe dışı sözcüklerdir. (Bağımsız tümleçlerdir)
*Arkadaşlar, beni dinler misiniz?
ö.dışı
*Geleceğiz; fakat çok kalmayacağız.
ö.dışı
*Eyvah,çocuk düştü.
ö.dışı
6)Şiir dizeleri ya da devrik söyleyişler,kurallı cümle biçimine çevrilirse daha kolay bulunur.
*Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet,
*Hürriyet, hür yaşamış bayrağımın hakkıdır.
ö. y.
7)Soru cümleleri değişik öğeleri buldurmayı amaçlayabilir. Sorulara verilecek cevaplar hangi öğeyi oluşturuyorsa, soru cümlesi o öğeyi buldurmaya yöneliktir.
*–Kimi seviyorsun?
–Seni (Seni seviyorum) (Soru nesneyi buldurmaya
yönelik.)
*-Kim yapmış?
-Babam (Babam yapmış) (Soru özneyi buldurmaya yönelik)
*-Nereye gidiyorsun?
-Okula (Okula gidiyorum) (Soru d.t.’yi buldurmaya yönelik)
*-Ne zaman geldin?
-Dün (Dün geldim) (Soru z.t.’yi buldurmaya yönelik)
*-Kırılan neydi?
-Bardaktı (Kırılan bardaktı) (Soru yüklemi buldurmaya yönelik)
8) “-mi” edatıyla oluşturulan soru cümlelerinde “-mi” hangi öğeden sonra gelmişse soru o öğeyi buldurmaya yöneliktir.
* Bugün bize gelecek misin?(Soru yüklemi buldurmaya yönelik)
* Bugün bize mi geleceksin?(Soru D.T.’yi buldurmaya yönelik)
* Bugün mü bize geleceksin?(Soru Z.T.’yi buldurmaya yönelik)
* Sen mi bugün bize geleceksin?(Soru özneyi
buldurmaya yönelik)
* Seni mi çağırmış?(Soru B.Lİ N.’yi buldurmaya yönelik)
9)Bir cümlede vurgulanan öğe, yüklemden hemen önce gelen öğedir.
* Çocuklar,sevgiyle beslenir.(Edat tümleci vurgulu)
e.t.
*Cömert olmadan önce doğru olmayı bil.(B.li n. vurgulu)
*Kitabım sende kalmış.(D.t. vurgulu)
SORU: Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru,özneyi buldurmaya yöneliktir?
A) Beni mi aradılar?
B) Aşağı mı ineceğiz?
C) Dün mü geldiniz?
D) Yağmur mu yağıyordu?
E) Çok mu yoruldun?
SORU: “Sabah olunca,güneşin ilk ışıkları dağların doruklarını aydınlattı.”
Aşağıdakilerden hangisi,öğeleri ve öğelerinin sıralanışı bakımından bu cümleye benzemektedir?
A) Zaman,onun için çok önemlidir.
B) Kardeşinin yerinde şimdi o çalışıyor.
C) Evde yalnız kalınca müzik dinler.
D) Babasının arkasından o da işe gitti.
E) İki saat sonra su,depoyu doldurur.
Bu Sayfa Yeterli Gelmedi mi Hiç Sorun Değil, Konuyla İlgili Diğer Sayfalarımıza da Bakın :))
Cümlenin Öğeleri ile İlgili Alıştırmalar
Cümlenin Öğeleri Soru Bankası
Cümlenin Öğeleri Ders Sunusu

1. EŞANLAMLI YA DA YAKIN ANLAMLI CÜMLE
Farklı sözcüklerle kurulan fakat aynı düşünceyi anlatan cümlelerdir.
2. NEDEN – SONUÇ CÜMLESİ
Yargının gerçekleşme nedeni ve sonucu cümle içinde verilir.
3. AMAÇ – SONUÇ CÜMLESİ
Öznenin işi, hareketi gerçekleştirme amacı ve sonucu cümle içinde verilir.
4. KOŞUL CÜMLESİ
Eylemin ya da hareketin gerçekleşmesi bir şarta (koşula) bağlı olan cümlelerdir
5. KARŞILAŞTIRMA BİLDİREN CÜMLELER
İki kavram arasında benzerlik ya da farklılıkların ortaya konmasıdır.
6. ÖZNEL ANLATIMLI CÜMLELER
Söyleyenin kendi kişisel duygu ve düşüncelerini içeren cümlelerdir.
7. NESNEL ANLATIMLI CÜMLELER
Doğruluğu ya da yanlışlığı gözlem ve deneylerle kanıtlanabilir nitelikli cümlelerdir.Bu cümlede konuşanın duygu ve düşünceleri yer almaz.
8. DOĞRUDAN ANLATIMLI CÜMLELER
Herhangi bir konuda bir kişinin görüş ve düşünceleri hiçbir değişikliğe uğratılmadan verilir.Bu cümle genellikle tırnak içinde gösterilir.
9. DOLAYLI ANLATIMLI CÜMLELER
Bir kişinin sözünün söylendiği biçimde değil de,bazı değişiklikler yapılarak aktarıldığı cümlelerdir.
10. USLUP VE İÇERİK(KONU)CÜMLESİ
Yazarın yapıtında neyi anlattığı konuya (içerik)girer.Bu konuyu işlerken kullandığı sözcükler ve cümleler de usluba girer.
11. AŞAMALI DURUM BİLDİREN CÜMLELER
Bir olayın,durumun olumlu ya da olumsuz yönde giderek değiştiğini anlatan cümlelerdir.
12. KİNAYELİ ANLATIMLI CÜMLE
Bir gerçeği ortaya koymak amacıyla sözü imalı olarak tam karşıtı gelecek biçimde kullanmaktır.

1. YÜKLEMİNE GÖRE CÜMLELER:
a)İsim (ad) Cümlesi:
Yüklemi isim olan cümlelere denir.
* Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti Senin
* Burada vefa yok
* Bu yaptıklarım Senin içindir
Not: Bazı isim cümlelerinde ekfiil düşebilir.
*Bizimkiler çok iyi (dir)
*Bu yıl ayakkabılar pahalı (imiş)
Not: Yüklemi hem isim hem de fiil olarak kullanılabilen (ortak köklü ve sesteş kelimeler)kelimelerin isim mi fiil mi olduğunu anlamak için cümledeki kullanımına bakmak gerekir.
*Sende ders notları varmış (var imiş) (isim cümlesi)
*En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya (fiil cümlesi)
b)Fiil (Eylem)Cümlesi :
Yüklemi çekimli bir fiilden kurulu cümlelere fiil cümlesi denir.
Fiil cümlelerinde yüklem haber ya da dilek kiplerinden biriyle çekimlenir.
İsim cümleleri de ekeylem olabilir.
*Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin (Görülen geçmiş zamanla çekimlenmiş )
*Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile (Görülen geçmiş zamanla çekimlenmiş)
*Suya versin bağban gülizarı zahmet çekmesün (Emir kipi)
*Artık buradan gitmeliyim (Gereklilik kipiyle çekimlenmiş)
Not :Fiilimsilerin yüklem olduğu cümleler isim cümlesidir.
*Amacım buradan gitmekti. (isim cümlesi )
*Eski bir tanıdığıydı. (isim cümlesi)
2.ANLAMLARINA GÖRE CÜMLELER:
a)Olumlu Cümle :
Yüklemin bildirdiği eylemin yapıldığını, gerçekleştiğini ya da gerçekleşebileceğini belirten cümleler olumludur.Dilimizdeki isim ve fiil soylu sözcüklerin hepsi olumludur.Bunlar bazı eklerle ya da sözcüklerle olumsuz biçime sokulur.
*O günler çok güzeldi (olumlu isim c)
*Hep seni bekledim (olumlu fiil cümlesi)
*Kalbimi çalan buydu (olumlu isim cümlesi)
b)Olumsuz Cümle:
Yüklemin bildirdiği işin gerçekleşmediğini anlatan cümleler olumsuzdur.
Olumlu isim cümlesi yok, değil, ya da sız ekiyle olumsuz yapılır.
*Kapını çalan bendim (olumlu isim cümlesi)
*Kapını çalan ben değildim (olumsuz isim cümlesi)
*Dışarıda birkaç kişi vardı (olumlu isim cümlesi)
*Dışarıda hiç kimse yoktu (olumsuz isim cümlesi)
*O, çok güçlüydü (olumlu isim cümlesi)
*O, çok güçsüzdü (olumsuz isim cümlesi)
*Eve gelmiş (olumlu fiil cümlesi)
*Eve gelmemiş (olumsuz fiil cümlesi)
Not: Bir cümlenin yükleminde olumsuzluk bildiren ek ya da sözcük yoksa cümle biçimce olumludur.Bir cümlenin yükleminde olumsuzluk bildiren ek ya da sözcük varsa cümle biçimce olumsuzdur.
* Yarın size geliyoruz (Biçiminde ve anlamca olumlu)
*Yarın size gelmiyoruz (Biçiminde ve anlamca olumsuz)
Not2:Biçimde olumlu her cümle, anlamca olumlu olmayabilir.
* Haydi bu işi yapabilirsen yap (yapamazsın ) (Biçimce olumlu, anlamca olumsuz cümle)
*Gel de bu işin içinden çık (Çıkamazsın) (Biçimce olumlu, anlamca olumsuz)
* Ne arayanım var ne de soranım (yok) (Biçimce olumlu, anlamca olumsuz)
Not3:Bir cümlede olumsuzluk bildiren ek ya da sözcük tekse, o cümle biçimce de anlamca da olumsuzdur. Bir cümlede olumsuzluk bildiren ek ya da sözcük iki tane ise o cümle biçimce olumsuz, anlamca olumludur.
*Hala yanıma gelmiş değil (gelmemiş) (Biçimce ve anlamca olumsuz cümle)
*Böyle yapmayın (Biçimce ve anlamca olumsuz cümle)
*Seni sevmiyor değilim (seviyorum) (Biçimce olumsuz, anlamla olumlu)
C)Soru Cümlesi :
Bir duygu veya düşünceyi soru yoluyla açıklayan cümlelere soru cümlesi denir.
Dilimizde soru anlamı soru sıfatıyla, soru zamiriyle, soru zarfıyla veya soru edatıyla sağlanabilir.
*Dün beni arayan sen miydin? (soru anlamı soru edatıyla sağlanmış.)
*Bize ne zaman geleceksin?(soru anlamı soru zarfıyla sağlanmış)
*Bana ne aldın?(soru anlamı soru zamiriyle sağlanmış)
*Hangi okulda çalışıyorsun? (soru anlamı soru sıfatıyla sağlanmış)
Soru cümleleri gerçek ve sözde soru cümlesi olmak üzere iki gurupta incelenebilir.
Gerçek soru cümleleri mutlaka cevap gerektirirken sözde soru cümleleri gerektirmez.
*Okula neden gelmedin? (Gerçek soru cümlesi )
*Dersi anlıyor musunuz?(Gerçek soru cümlesi)
*Beni soran kim? (Gerçek soru cümlesi)
*Hiç üzülmez olur muyum? (sözde soru cümlesi)
*Onu ben mi dövmüşüm? (sözde soru cümlesi)
*Şu kitabı bana verir misin? (sözde soru cümlesi)
Ünlem cümlesi :
Özlem, sevinç, heyecan, korku, üzüntü, onaylama gibi değişik duygular anlatan cümlelere denir.
*Eyvah, ne yer ne yar kaldı!
*Neydi o güzellik öyle!
*Süper bir iş buldum!
e)Emir (Buyruk) Cümlesi:
Yüklemi emir kipiyle çekimlenmiş cümlelere emir cümlesi denir
Emir kipinin 1.tekil ve 2. çoğul çekimleri yoktur. Emir kipinin çekimi şöyledir.
(Ben) — (biz) —
(sen) yap (siz) yapın, yapınız
(o) yapsın (onlar) yapsınlar
* Oraya gitme
*Derse zamanında giriniz
*Buraya gelsinler
*Şuraya otur
Not1: -acak, – ecek ekiyle çekimlenmiş bazı fiiller emir anlamı taşıyabilir.
*Bu kitabı okuyacaksın (oku)
*Hemen yanıma geleceksin.(gel)
Not2: Yüklemi emir kipiyle çekimlenmiş cümlelerden bazıları emir anlamını yitirerek rica, hatırlatma, dilek anlamları taşıyabilir.
*Sağlık olsun *Allah kazadan korusun *Kusurumuzu hoşgörün *Sen ona bakma
f)Gereklilik Cümlesi :
Yüklemi gereklilik kipiyle (-malı-meli )çekimlenmiş cümlelere gereklilik cümlesi denir. Eylemin yapılması gerektiğini anlatır.
*Bu sınavı kazanmalısınız.
*Soruları hızlı çözmelisiniz
Not :Bazı cümlelerde yüklem gereklilik kipiyle çekimlenmediği halde, gereklilik anlamı bulunabilir.
*Bol bol paragraf çözmeniz gerek (çözmelisiniz)
*Bir çare bulmam lazım (bulmalıyım)
*Onu görmem icap ediyor (görmeliyim)
g)İstek Cümlesi :
Yüklemi istek kipiyle (-e-a-ayım-alım) çekimlenmiş cümlelere denir.
*Biraz meyve alayım
*Kapıyı açık bırakmayasın
*Haydi biraz gezelim
h)Dilek Cümlesi :
Yüklemi dilek şart kipiyle (-se-sa-)çekimlenmiş cümlelere denir.
*Oraları da görsem
*Şu okul bir bitse
Şart Cümlesi:
Yan cümlesi dilek şart kipiyle çekimlenmiş cümlelerdir.
*Kitabı alırsam okurum
*Evden çıkabilirsem size de uğrarım.
* Okursan iyi bir yere gelirsin
3.ÖĞELERİN İN DİZİLİŞİNE GÖRE CÜMLELER
Kurallı Cümle :
Yüklemi Sonda bulunan cümlelere kurallı (düz) cümle denir.
*Yarın size geleceğim
*Şiirin hasını ayak seslerinde tanırım
*Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım
b)Kuralsız (Devrik ) Cümle :
Yüklemi sonda bulunmayan cümlelere denir.Bu tür cümleler anlatım bakımından bozuk değildir.
*Ne diyeceksin bu konuyla ilgili
*Görüyorum seni
C)Eksiltili Cümle :
Yüklemi söylenmemiş cümlelere denir.
*Toprağı taşlı yerden (olacaksın)kızı kardeşli yerden (olacaksın)
*Kısa bir sessizlik (oluyor) sonra müzik başlıyor.
*İnsanı mest eden güzelliği (var)
d)Parantez Cümlesi :
İçerisinde arasöz veya aracümle bulunan cümlelere denir. Arasözler cümlenin anlamını güçlendirmek veya bir açıklama yapmak amacıyla cümlenin akışı kesilerek araya alınan sözlerdir.
Arasözler iki virgül iki kısa çizgi ya da parantezler arasında gösterilir.
*Bu kadın evin hizmetçisi çok iyi kalpli bir insandı (arasöz)
*İyi çalışan öğrenciler emin ol sınavı kazanır. (aracümle)
*Yahya Kemal siz de biliyorsunuz neo-klasik bir şairdir (aracümle)
YAPILARINA GÖRE CÜMLELER
Cümleler yapılarına göre 3 gurupta ayrılır.
A)Basit cümle
B)Birleşik cümle
C)Sıralı cümle
A)BASİT CÜMLE:
Tek yüklemi bulunan tek yargı bildiren cümlelerdir.
*Çalıkuşu, Damga, Acımak, Bir Kadın Düşmanı, Dudaktan Kalbe romanları Reşat Nuri Güntekin’e aittir.
*Seninle bir daha görüşmeyeceğim.
*Halit Ziya Uşaklıgil, Servet-i Fünün edebiyatının en büyük romancısıdır.
*İkinci Yeni sanatçıları şiiri soyutlaştırmışlardır.
B)BİRLEŞİK CÜMLE:
Birleşik cümleleri dört gurupta incelenir.
1)GİRİŞİK BİRLEŞİK CÜMLE:
İçinde fiilimsi (isim fiil, sıfat fiil, zarf fiil)bulunan cümlelere denir.Fiilimsinin yer aldığı bölüme yan cümle asıl yüklemin bulunduğu bölüme de temel cümle denir. Bir cümlede kaç tane fiilimsi varsa o kadar yan cümle var demektir.
*Beni soranı, gördün mü? (Yan cümlecik Temel cümlenin b.li nesnesidir.)
*çalışan kazanır. (Yan cümlecik temel cümlenin öznesidir.)
*Seni görünce mutlu oluyorum. (Y.C.T.C nin Z.T dir.
*Seni seven insanları sen de sev.(Y.C.T.C nin B.li Nesnesidir.)
*Beni dinleyin herkese teşekkür etmek istiyorum
ÖRNEK Aşağıdakilerden hangisinde dizeler basit cümle oluşturmaktadır.
A)Mustafa Kemal barış olmuş. Gürül gürül akan ırmaklarda
B)Mustafa Kemal özgürlük olmuş Özgürlük diye çarpan yüreklerde
C)Mustafa Kemal bereket olmuş Uzanıp giden bu topraklarda
D)Mustafa Kemal türkü olmuş İnanmış
E)Mustafa Kemal ülkü olmuş
2)İç içe Birleşik Cümle (Kaynaşık Cümle):
Bir cümle başka bir cümlenin içinde yer alır ve onun bir öğesi olursa buna iç içe birleşik cümle denir.İç cümle temel cümlenin öznesi, nesnesi ya da başka bir öğesi olabilir.
*Ben gidiyorum. dedi. (iç cümle temel cümlenin nesnesi
iç cümle TC
*Ben büyüdüm, diyorsun. (iç cümle temel cümlenin
i.c TC
nesnesi durumundadır)
*Adam: beni burada bekleyin. dedi.( iç cümle temel cümlenin nesnesi durumundadır)
3)Şartı Birleşik Cümle:
Yan cümleciği se,mi ile kurulan ve temel cümlenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini koşula (şarta) bağlayan cümledir.
*Görürsem söylerim.
*Çalışmadın mı başarılı olamasın.
*Sen gelirsen ben de gelirim.
4) Ki’li BİRLEŞİK CÜMLE:
Ki bağlacıyla birbirine bağlanan cümlelere denir.
* Benimle konuş ki seni anlayayım.
* Dürüst ol ki insanlar sana güvensin.
* Düzenli çalış ki kazanasın.
* Şiir o kadar güzel okudu ki şaşırdım kaldım.
SIRALI CÜMLE:
İçinde birden çok tamamlanmış yargı bulunan cümlelere denir.Sıralı Cümleler 2 gurupta incelenir.
1)Bağımlı Sıralı Cümle
Öğrenilen en az biri ortak olan sıralı cümlelerdir.
* Yaşlı kadın buraya kadar geldi sizi sordu (özne ortak)
*Beni aramış ama bulamamış (özne ve nesne ortak)
*Türkiye de bu kitabı bastırmış satmıştı. (özne DT, N ortak)
*Onu bana beni ona şikayet eder. (yüklem ortak)
*Yazın Antalya ya gider orada gezerdik (özne ve zarf tümleci ortak )
2)Bağımsız Sıralı Cümle :
Öğelerinden hiçbiri ortak olmayan cümlelerdir.
*Evden sessizce çıktık sokakta lambalar yanmıyordu
*Yağmur durmuştu yollar çamurdan görünmüyordu
* O geziyordu ben çalışıyordum
*Deneme başka şeydir felsefe başka şeydir.
Not: Bazı kaynaklar ama fakat çünkü gibi bağlaçlarla birbirine bağlayan cümleleri bağlı cümle olarak kabul eder.
*Bu işe başlıyorum;ama bugün bitiremem.
*Sabahı severiz; çünkü gündüzün başlangıcıdır.

NOKTALAMA İŞARETLERİ
1)NOKTA (.):
a)Tamamlanmış cümle sonlarında kullanılır:
*Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ,ağlardım.
*Beni sevmiyordun,bilirdim.
b)Kısaltmalardan sonra kullanılır:
* vb. *Prof. *Dr. *Cad. *Alm. *Ar. İng.
c)Sıra gösteren rakamlardan sonra “-inci” eki yerine kullanılır.
*Senin çocuk 1. sınıfta mı okuyor.
*Dün 25. yaşıma bastım.
d)Tarihlerin yazılışında gün,ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:
*21.03.1978 *29.X.1925
e)Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:
*Yarın 08.45’te gideceğim.
2)VİRGÜL (,):
a)Yazıda sıralanan eş görevli sözcükler ya da söz gruplarını ayırmada kullanılır:
*O kitabı aradım , buldum.
*Fırat,Dicle önemli nehirlerimizdendir.
*Çalıkuşu’nu ,Huzur’u ,İntibah’ı okudun mu?
*Kitabı açtı ,birkaç sayfa çevirdi , yüksek sesle okumaya başladı.
*Yakında yine bahar gelecek, ağaçlar çiçek açacak ,kediler damlara çıkacak.
b)Anlama güç katmak için tekrarlanan sözler arasına konur:
*Oğlunu , kadersiz oğlunu bir daha göğsüne bastı.
*Akşam,yine akşam ,yine akşam
c)Hitaplardan sonra kullanılır:
*Sevgili Kızım, *Değerli Öğretmenim, * Saygıdeğer Müdürüm,
d)Yüklemden uzak kalmış özneden sonra konur:
*Ahmet Haşim, şiirde anlamın kapalı olmasına ve musikiye önem vermiş bir şairimizdir.
*İşte bu adam, Türkiye’yi pislikten kurtaracak tek adamdır.
*Tatlılar,kalorisi fazla ;fakat vitamini az besinlerdir.
e)Cümlede vurgulanmak istenen ögelerden sonra konur.
*Yarın,buraya geleceksin ve bu işi çabucak bitireceksin.
f)Anlam karışıklığına meydan vermemek için adlaşmış sıfatlardan sonra kullanılır:
*Genç, adama ters ters baktı.
*Hırsız, çocuğu kovaladı.
*Yaralı, kadının yüzüne bakıyordu.
*İhtiyar, adamın suratına tükürdü.
g)Bazı cümlelerde anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:
*Oku; adam ol baban gibi ,eşek olma.
*Siz de kazançlı çıkmak istiyorsanız benim gibi, hanımları alışverişe gönderin.
ğ)Bir addan önce gelen zamirlerden sonra kullanılır:
*O, şiiri niçin ezberlememiş?
*O ,güzel günlerine yeniden dönebilse.
*Bu, kadını bir daha görmemiş.
*Şu ,bahçeye dikilecekmiş.
h)Arasözlerin başında ve sonunda kullanılır.
*Bu büyük komutanı, Atatürk’ü ,saygıyla anıyoruz.
*Bu yöre, Sibirya ve çevresi,alabildiğine soğuktur.
*Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum.
*Bir kuş, bir çiçek, bir böcek ,ne bileyim ben, her şey onun ilgisini çekiyordu.
*Ben de Ankara’da, o güzelim başkentte, beş yıl kaldım.
I)Yazıda tırnak içine alınmamış aktarma cümlelerin sonunda tırnak işareti yerine kullanılır:
*Minareyi çalan kılıfını hazırlar, diyordu.
*Artık sevmeyeceğim,dedi.
i)Cümle başında kullanılan “evet,hayır,yok,yoo,peki,tamam,hayhay,olur,
haydi,elbette…” gibi sözcüklerden sonra kullanılır:
*Hayır, bu işi sevmedim. *Evet, yarın sınavsınız. *Yoo,işte bunu yapamam, dedi.
3.NOKTALI VİRGÜL(;):
a)Birbirine bağlı olmakla birlikte her biri kendi içinde bağımsız cümlelerin arasında kullanılır.Bu tip cümleler birbirini açıklayan,güçlendiren ,biri diğerine örnek olan cümlelerdir.Bu kullanım özellikle atasözlerinde görülür.
*Yer üst üste iki kez sarsıldı; halk korkuyla sokaklara fırladı.
*Kısa bir konuşma yaptı; dinleyiciler onu uzun uzun alkışladı.
*Horoz ölür; gözü çöplükte kalır.
*Yalancının evi yanmış;kimse inanmamış
b)Virgülle ayrılmış sözleri ya da söz gruplarını farklı sözlerden ya da söz gruplarından ayırmak için konur.
*Sayısal derslerden matematiği,fiziği; sözel derslerden Türkçeyi, coğrafyayı çok seviyorum.
*Ahmet Haşim, Cenap Şehabettin sembolist; Tevfik Fikret ,Yahya Kemal parnasyen şairlerdendir.
*Erkek çocuklara Ali,Murat,Serhat; kız çocuklarına ise Yeşim,Senem,Serpil adları verilir.
c)Ögeleri arasına virgül konmuş sıralı cümleleri ayırmada kullanılır:
*Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak,kahkahalar atmak,ağlamak istiyorum.
*At ölür, meydan kalır;yiğit ölür , şan kalır.
*Kel ölür , sırma saçlı olur ; kör ölür , badem gözlü olur.
d)Önceki cümleye “fakat,oysa ,lakin,ancak,çünkü…” gibi bağlaçlarla bağlanan cümlelerde bağlaçlardan önce kullanılır:
*Bu romanı inceledim ;fakat pek beğendiğimi söyleyemem.
*Köye sen git;ancak orada çok fazla kalma.
*Kazanacağım ;çünkü çok çalışıyorum.
NOT: Noktalı virgül, yukarıda sayılan bağlaçlardan önce kullanıldığı gibi bunların yerine de kullanılabilir.
*Bugün erken yatmalıyım;yarın sınav var.
*İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki tek dayanağın odur.
*Sıkı giyinin ;dışarısı çok soğuk.
e)Öğeler arasında anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:
*Murat;Hasan ,Ali ve Osman’dan daha çalışkanmış.
*Elma;armut,muz ve üzümden yararlıdır.
f)Özneden sonra virgüllerle ayrılan eş görevli sözcükler varsa ,özne noktalı virgülle ayrılır.
*1.yeni grubunun en ünlü temsilcilerinden olan Orhan Veli ; dili çok iyi kullanan ,okuyucuyu değişik bir romantizme sürükleyen , güçlü bir şairdir.
Not: Noktalı virgülden ve virgülden sonra gelen sözcükler – özel isim değil iseler- küçük harfle başlar.Diğer noktalama işaretlerinden sonra gelen sözcükler büyük harfle başlar.
4.İKİ NOKTA(:) :
a)Bir cümle veya sözcükten sonra yapılacak açıklamalardan önce kullanılır.
*Şimdi herkes ona şöyle sesleniyordu:Atmaca Kamil.
*Bence bu cinayetin iki nedeni olabilir:Birincisi namus meselesi,ikincisi çıkar kavgasıdır.
*Demokrasinin tek dayanağı vardır: O da özgürlüktür.
b)Alıntı cümlelerden önce kullanılır.
*Bu sanatçının romanla ilgili şu sözünü anmadan geçemeyeceğim:“Roman yol boyunca gezdirilen bir aynadır.”
*Hacı Bektaş-ı Veli:“Eline,beline,diline sahip ol.” demiş.
c)Öykü ve romanlarda konuşma çizgisinden önce kullanılır:
*Süleyman Çavuş:
—- Bırak açma o bahsi ,dedi .
Kooperatif katibi kaşlarını çattı:
—- Yoo, böyle deme Süleyman Çavuş.
Not:İki noktadan sonra yapılacak açıklama bir cümle niteliğinde değilse küçük harfle başlar.
*En çok sevdiğim meyvelerden bazıları şunlardır:muz,elma,portakal…
5.KESME İŞARETİ( ’):
a)Özel adlardan sonra gelen çekim eklerini ayırmada kullanılır:
*Yakup Kadri’nin Yaban’ı Kurtuluş Savaşı dönemini anlatır.
b)Kısaltmalardan sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır
*KKTC’yi her alanda destekliyoruz.
*Yarın ABD’ye gidecek.
NOT:Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu;büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır.
*kg’dan *PTT’ye
NOT:Sonunda nokta bulunan kısaltmalar, kesme işaretiyle ayrılmaz.
* vb.leri *mad.si *Alm.dan *İng.yi
c)Her türlü rakamdan sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır.
*36’nın ortak bölenleri nelerdir?
*Sen 9’uncu sınıfta mı okuyorsun?
UYARI: Özel isimler yapım eki aldıklarında kesme işaretiyle ayrılmaz.Yapım ekinden sonra gelen çekim ekleri de ayrılmaz.
*Ankaralıdan *Konyalım *Amerikalılar *İslamcı *Aligil
NOT:-ler eki –gil yapım ekinin yerini tutarsa kesme işaretiyle ayrılmaz.
*Dün Alilere gittim.
*Sınıftaki Ali’ler ayağa kalksın.
NOT:Özel adlar yerine kullanılan ‘o’ zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.
*Ben onun ne kadar kibirli biri olduğunu bilmez miyim?
d)Bazı sözcüklerde anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:
*Osmanlılarda kadı’nın önemli bir yeri vardır.
*Pencereden kar’ı seyrediyorum.
e)Seslerin konuşma sırasında ya da şiirde vezin gereği düştüğünü göstermek için kullanılır:
*N’apalım *N’eylersin *N’etsin *Vardı m’ola sevdiğim yurduna
6.SORU İŞARETİ(?):
a)Soru bildiren cümle veya sözcüklerin sonunda kullanılır, cümle sözde soru cümlesi de olsa yani karşıdan bir cevap beklenmese de cümlenin sonuna soru işareti konur.
*Türk edebiyatının ilk yazılı belgesi nedir? (cevap bekliyor:gerçek soru cümlesi)
*Bu havada dışarı mı çıkılır? (cevap beklemiyor:sözde soru cümlesi)
*Böyle bir adama nasıl güvenirsin? (cevap beklemiyor:sözde soru cümlesi)
*Seni hiç sevmez olur muyum? (cevap beklemiyor:sözde soru cümlesi)
*Bu kitapları ona mı vereceğim? (cevap bekliyor:gerçek soru cümlesi)
b)Kuşku duyulan bilgilerin yanına ya da bilinmeyen bilgiler yerine parantez içinde konulur.
*Kayıkçı Kul Mustafa (?-1658?) halk edebiyatımızın destan şairlerinden biridir.
*Karacaoğlan’ın Güneydoğu Anadolu’da (?) yaşadığını söylüyor.
UYARI: İçinde soru sözcüğü olsa bile , bir cümle soru anlamı taşımıyorsa sonuna soru işareti konulmaz.
*Neden gittiğini bilmiyoruz. *Bana nasıl çalışacağımı söylemedin.
7.ÜNLEM(!):
a)Şaşma , korku, kızma ,heyecan,sevinme… gibi duyguları dile getiren cümlelerin sonunda kullanılır:
*Dur,bir yanlışlık yapmayalım!
*Git başımdan seni görmek istemiyorum!
*Eh, hayırlısı neyse o olsun!
*Lanet olsun böylesi işe!
*Böyle maç olmaz olsun!
*Yaşasın ,sınavı kazanmışım!
b)Küçümseme , yerme,alay etme amacıyla parantez içinde kullanılır:
*Akla durgunluk verecek reklam kampanyalarıyla büyük(!) sanatçılar yaratılıyor.
*Bu kasabada onun ne kadar akıllı(!) olduğunu bilmeyen mi var?
8.ÜÇ NOKTA(…):
a)Herhangi bir nedenle bitmemiş ya da okuyucunun anlayışına bırakmak için bitirilmemiş cümlelerin sonuna konur.
*Şu bahar yağmurları bir gelse…
*Birdenbire karşımıza çıkıveren yeşillik denizi…
*Karşı sahilde mor,fark olunmaz sisler altındaki dağlar,korular, beyaz yalılar…Bunları seyretmek bana huzur veriyor.
b)Birtakım örnekler sayıldıktan sonra “vb” anlamında kullanılır:
*Binanın tepesinden neler görünmüyordu ki:caddeler,sokaklar,evler,insanlar…
*Bu köyün insanları konukseverdir,alçakgönüllüdür,iyidir…
c)Söz arasında söylenmek istenmeyen sözler yerine kullanılır:
*Şu … adamı gözüm görmese iyi olacak.
*Kılavuzu karga olanın burnu b…tan çıkmaz.
9.TIRNAK İŞARETİ( “… ”):
a)Aktarma söz ya da cümleler tırnak içinde gösterilebilir.
*Sanatçının şu sözünü unutmamak gerekir:“Gerçek uygarlık insanın yüreğinde değilse hiçbir yerde yoktur.”
b)Önemi belirtilmek istenen sözcükler , terimler tırnak içinde gösterilir.
* “Bayrak” bir ulusun bağımsızlığını simgeler.
*Günümüzün en önemli sorunlarından biri de “çevre kirliliği”dir.
c)Yazıda geçen eser adları tırnak içine alınabilir:
* “Çalıkuşu” Anadolu gerçeğinin tüm çıplaklığıyla anlatıldığı bir romandır.
NOT:Tırnak içindeki söze ek gelirse tırnaktan sonra gelir, kesme işareti kullanılmaz.
*Reşat Nuri Güntekin’in “Acımak”ını okumanızı tavsiye ediyorum.
NOT:Tırnak içindeki cümlenin içinde bir tırnak daha kullanmak gerekirse ikinci tırnak tekli olur.
* “Ahmet Mithat Efendi halkı eğitmek istediğinden:‘Sanat toplum içindir.’der.”
10.PARANTEZ(AYRAÇ) ( ):
a)Cümle içindeki açıklamalar parantez içinde gösterilebilir:
*Adana ve yöresi (Çukurova) ülkemizin pamuk ambarıdır.
*Böyle sözcüklere (yansımalara) her dilde rastlanır.
b)Bir sözcüğün eş anlamlısı parantez içinde verilebilir:
*Türk Dil Kurumu yerbilim (jeoloji) ile ilgili terimleri bir kitapta toplamış.
*Tezat (abartma) edebiyatta en çok kullanılan sanatlardan biridir.
c)Bir kişiden söz edilirken doğum ve ölüm tarihleri parantez içine alınır:
*Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974) teknik yönden kusursuz romanlar yazdı.
d)Yabancı sözcüklerin okunuşu parantez içinde gösterilir:
*Bacon (Beykın) denemeleriyle ün kazanmıştır.
e)Tiyatro metinlerinde hareketleri anlatan bölümler parantez içinde gösterilir:
*Adam—(Yerinden kalkar ,suratını asarak):Sen ne diyorsun beyefendi?
NOT:Parantez içine alınan bölüm içinde tekrar parantez açılması gerekirse ilk önce köşeli parantez açılır ve sonra köşeli parantez kapatılır.Aradaki parantez normal olur.
*Tasavvuf edebiyatının bu çok önemli sanatçısı[Yunus Emre(13.-14.yy)] yaşadığı dönemde evrenselliği yakalamıştır.
11.KISA ÇİZGİ(-):
a)Bir olayın başlangıç ve bitiş tarihleri arasına konur.
*Bu savaş 1859-1870 yılları arasında olmuştur.
b)Birbiriyle ilgili ülke,şehir ya da kavramlar arasına konur.
*Adana-Ceyhan arası kaç kilometre?
*Türkiye-İran ilişkileri gelişiyor.
c)Cümle içindeki arasözlerin ve aracümlelerin başında ve sonunda virgül,parantez kullanılabileceği gibi kısa çizgi de kullanılabilir.
*Şiir ve romanla ilgili düşüncelerimi –sen de bilirsin ki- ona uzun uzun anlatmıştım.
d)Cümle sonunda satıra sığmayan sözcüklerin bölünmesinde kullanılır.
…………………………………………söyledik-
lerimi unutma.
e)Dilbilgisinde eklerden önce ve mastar halindeki fiillerden sonra kullanılır.
* “Kulaklık” sözcüğündeki –lık yapım eki bir alet ismi yapmıştır.
*Işık sözcüğü, ışı- fiilinden türemiştir.
f)Osmanlıca tamlamalarda kullanılır.
*Aslında Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati dönemi ,edebiyatımızda yeni bir soluktur.
12.UZUN ÇİZGİ(—):
Konuşma metinlerinde konuşmaların başında kullanılır.
—-Bu kitabı okudun mu?
—-Hayır okumadım.
—-Okumanı tavsiye ederim ,çok güzel.

Aynı cinsten kelimelerin yinelenmesiyle oluşan gruplara ikileme denir. İkilemeler farklı şekillerde oluşturulur. Bunlar
1)Aynı kelimenin tekrarlanmasıyla yapılır:
ağır ağır, güzel güzel, tatlı tatlı, konuşa konuşa, atlaya atlaya, koşa koşa, deste deste, soğuk soğuk,…
2)Zıt kelimelerin tekrarlanmasıyla yapılır:
İyi kötü, aşağı yukarı, büyük küçük, alt üst, düşe kalka, bata çıka …
3)Biri anlamlım diğeri anlamsız iki kelimenin tekrarlanmasıyla yapılır.
ev mev, kitap mitap, su mu, sıkı fıkı, tek tük, saçma sapan, ufak tefek …
4)Her ikisi de anlamsız kelimenin tekrarlanmasıyla yapılır.
ıvır zıvır, çıtı pıtı, abuk sabuk, paldır küldür, apar topar, mırın kırın…
5)Yakın anlamlı kelimelerin tekrarlanmasıyla yapılır.
akıl fikir, ak Pak, mal mülk…
6)Eş anlamlı kelimelerin tekrarlanmasıyla yapılır.
bitmek tükenmek, sağ salim, doğru dürüst, ses seda, güçlü kuvvetli…
7) Yansımayla yapılır:
tıkır tıkır, çatır çatır, horul horul, gümbür gümbür…
İKİLEMELERİN GÖREVLERİ:
1)İkilemeler isim olarak kullanılabilir:
*Çarşıdan öteberi aldık.
*Bu ıvır zıvırı tavan arasına kaldırın.
*Babadan bize mal mülk kalmadı.
2)İkilemeler sıfat olarak kullanılabilir.
*Bebeğin kırmızı kırmızı yanakları vardı.
*Üzerinde eski püskü bir ceket vardı.
*Sınıfta pırıl pırıl simalar vardı.
3)İkilemeler zarf olarak kullanılabilir.
*Bu konuyu enine boyuna düşündük.
*Öğretmen konuyu yavaş yavaş anlattı.
*Çamura bata çıka ilerliyorduk.
SORU:Aşağıdaki cümlelerde geçen ikilemelerden hangisi yapılışına göre ötekilerden ayrı bir özellik göstermektedir?
A)Üstüne doğru dürüst bir şey giy.
B)Böyle yalan yanlış bilgiler,kişiyi gülünç duruma düşürür.
C)Yollar bitmek tükenmek bilmiyor.
D)İki köy arasındaki uzaklık,aşağı yukarı 4 km idi.
E)Dağcılar,güç koşullar içinde sağ salim tepeye vardılar.
SORU:Aşağıdaki dizelerden hangisinde ikilemeler görev yönünden diğerlerinden farklı kullanılmıştır?
A)Durup el bağlayanlar karşında yaran saf saf.
B)Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.
C)Yüce yüce yaylaların sana yaylak olsun.
D)Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir.
E)Gidiyorum gurbeti gönlümde duya duya.

SÖZCÜKTE ANLAM ÖZELLİKLERİ
1) GERÇEK (TEMEL) ANLAM:
Bir sözcüğün ilk ve asıl anlamına denir.Yani bir sözcüğün söylendiği anda zihnimizde uyandırdığı ilk çağrışım gerçek anlamdır.
2) YAN ANLAM:
Bir sözcüğün gerçek anlamı yanında kullanımına bağlı olarak yeni anlamdır.
3) MECAZ ANLAM:
Bir sözcüğün gerçek anlamı dışında yepyeni bir anlamda kullanılmasıdır.
* Adamın tarladaki bütün ekinleri yandı. ( gerçek)
* Partide çektiğimiz bütün resimler yanmış. ( yan)
* Bu sınavı kazanamazsan yandın (mecaz)
* Balkona astığım çamaşırlar kurumamış.(gerçek)
* Hazan mevsiminde kurumuş yapraklar gibi.(yan)
* Senin aşkın da beni kuruttu be güzelim. (mecaz)
* Caminin minaresi çok inceydi. (Gerçek)
* Duvarın sıvası için ince bir kum getirmişlerdi. (yan)
* Bana hediye alman çok ince bir davranıştı. (mecaz)
* Sarayın aydınlık bir odasından karanlık bir odasına
geçmiştik. (gerçek anlam)
* Yaşadığımız bunca karanlık günlerden sonra aydınlık
günler bizi bekliyor. (mecaz)
* Arkadaş, bu kız seninle oynuyor. (mecaz)
* Bu masanın ayağı oynuyor. (yan)
* Çocuk kumsalda oynuyor. (gerçek)
4) TERİMSEL ANLAM (TERİM):
Bilim sanat, spor, ya da çeşitli meslek dallarıyla ilgili özel kavramları karşılayan sözcüklerdir.
* Nota müziğin anahtarı gibidir.
* Rakip takım birazdan penaltı atışı yapacak.
* Marmara fay hattı tehlikeli sinyaller veriyor.
* Güreşçimiz, finalde rakibini tuşla yendi.
* Matematik öğretmenimiz tahtaya bir doğru çizmemizi
istedi.
* Şiirde aynı eklerin ya da sözcüklerin tekrarlanmasına
redif denir.
NOT 1: Bazen bir sözcük gerçekte terim değilken terim olarak kullanılabileceği gibi, gerçekte terim olan bir sözcük de terimlikten çıkabilir.
* Polis bir hücre daha ortaya çıkardı. ( terimlikten çıkma)
* Sinop burnu Türkiye’nin en kuzey noktasıdır.
(terimleşme)
NOT 2: Bir sözcük birçok dalda terim olabilir.
* Bitkiyi toprağa bağlayan kökleridir.
* Dört, kök dışına iki olarak çıkar.
* Hiçbir ek almamış sözcüğe kök denir.
5) YANSIMA SÖZCÜKLER:
Doğadaki seslerin insanlar tarafından taklit edilmesine denir.
* Bu köpek neden havlıyor?
* Bir patlama sesiyle irkilmiştik.
* Bu aylarda kediler çokça miyavlar.
* Bu sözlerim üzerine sınıfta homurtular başladı.
* Köyde sabahleyin koyunların meleyişleriyle uyandık.
6) EŞ ANLAMLI ( ANLAMDAŞ) SÖZCÜKLER:
Yazılışları farklı ancak anlamları aynı olan sözcüklere denir.
* siyah —- kara , * beyaz—– ak, * zengin—-varlıklı,
* zengin— varlıklı, * fakir—-yoksul , * rüzgar—- yel,
* üzüntü—–keder, * öykü—hikaye, * eser— yapıt,
* edebiyat— yazın, * cümle—- tümce * kelime— sözcük
7. ZIT (KARŞIT) ANLAMLI SÖZCÜKLER:
Anlam bakımından birbirinin tersi olan sözcüklerdir.
* Sana çirkin dediler düşmanı oldum güzelin.
* Ağlarım harta geldikçe gülüştüklerimiz.
* Kışın soğuğunu yaşadıkça yazın sıcağını arar oldum.
* Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.
* Yaşlı insanları görünce gençliğimin kıymetini
anlıyorum.
NOT: Zıt anlamlılık ile olumsuzluk birbiriyle karıştırılmamalıdır.
* Tanzimat romanında iyiler hep iyi kötülerse hep kötüdür. ( zıt)
* Bugünlerde hiç iyi değilim. ( olumsuz)
8) SESTEŞ ( EŞSESLİ) SÖZCÜKLER:
Yazılışları ve okunuşları aynı ancak anlamları farklı olan sözcüklere denir.
* Yılanı gören at birden şaha kalktı.
* Mutfaktaki pislikleri çöpe at.
* Al bayrağıma sarılı cansız bedenimi al.
* Gül: “Gül.” dedi, bülbüle.
* Kalem böyle çalınmıştır yazıma
Yazım kışıma uymaz, kışım yazıma
* Kırda yaptığımız piknikte yanımıza kır saçlı bir ihtiyar
geldi.
UYARI: Bir sözcüğün mecaz ya da yan anlamıyla sesteş anlamlılık karıştırılmamalıdır.
* Bu sözler bazılarına çok dokunacak. ( mecaz anlam )
* Omzuma bir el dokundu. ( gerçek anlam )
* Bu yaz, bir mektup yaz. ( sesteş )
NOT: Sesteş sözcükler genellikle halk edebiyatında cinaslı manilerde kullanılır.
9. SOMUT VE SOYUT ANLAMLI SÖZCÜKLER:
Varlığını beş duyu beş duyu organıyla algılayabildiğimiz kavramlar somut; beş duyu organımızdan hiçbiriyle algılayamadığımız, varlığını sadece akıl ve mantık yürütme yoluyla kabul ettiğimiz kavramlar soyuttur.
* çiçek, ağaç, ses, koku, hava, göl, ev, rüzgar, ışık(somut)
* ruh, akıl, vicdan, akıl, acıma, üzüntü, aşk, inanç( soyut )
ÖZELLİK 1: Somut anlamlı bir sözcük, ek alarak soyut anlam kazanabilir.
* anne – lik , insan – lık
somut soyu yaptı somut soyut yaptı
ÖZELLİK 2 :Somut anlamlı bir sözcük kullanıldığı cümleye göre soyut anlam kazanabilir. Buna soyutlaştırma denir. Soyutlaştırma kelimeye mecaz anlam kazandırma suretiyle olur.
* Ne kadar sıcak bakıyor değil mi? ( soyutlaştırma)
* Kara haber tez duyulur. ( soyutlaştırma)
* Titreyen yapraklar, cilvedir, nazdır. ( soyutlaştırma)
* Bu adam kafasızın biridir. ( soyutlaştırma)
* Kızın gittiği bu yolu hiç iyi görmüyorum. (soyutlaştırma)
* Sanatta özgün olmak biraz da yürek ister. (soyutlaştırma)
* Nedense bugün hiç havamda değilim. ( soyutlaştırma)
ÖZELLİK 3 : Soyut anlamlı bir sözcük çoğunlukla benzetme yoluyla somut hale getirilebilir.Buna somutlaştırma denir.
* Hüzün, sonbaharda dökülen yapraktır.
* Yalnızlık , bir çiçektir.
* Sevgi, gökyüzünde kanat çırpan bir güvercindir.
* Arkadaşlık, kişiler arasında kurulan bir köprüdür.
* Bu düşünceler, zamanla çürüyecektir.
* Vişne dallarında arzularımız, alnımıza konan bir
öpücüktür.
ÖZELLİK 4 : Gözlemleyebildiğimiz eylemler somut, gözlemleyemediğimiz eylemler ise soyuttur.
* Annesi, bebeğini kucağına almış seviyordu. ( somut )
* Ferhat, Şirin’i dağları delecek kadar seviyordu.( soyut )
* Çocuk, masadaki vazoyu kırmıştı. ( somut )
* Bu sözlerinle arkadaşını çok kırdın. ( soyut )
10) NİTELİK VE NİCELİK ANLAMLI SÖZCÜKLER:
Bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan sözcüklere nitelik anlamlı sözcükler denir. Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen ya da azalıp çoğalabilen durumunu bildiren sözcüklere nicelik anlamlı sözcükler denir.
* Az ileride birkaç kişi seni bekliyor. ( nicel )
* Bugün oldukça kötü bir zaman geçirdim. ( nitel )
* Çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel )
* İki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nitel, nicel)
* Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. (nitelik )
UYARI: Bazı sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de.
* Yaptığı işte iyi para kazanıyordu. ( nicel )
* O iyi bir insandı. ( nitel )
* Bu soğuk havada bir de senin soğuk esprilerini çekemem. ( nicel, nitel )
* Bu şehrin havası sıcak olduğu gibi insanları da sıcaktır. ( nicel, nitel)
Görüldüğü gibi nitelik anlamlı sözcükler, genellikle niteleme sıfatı ve durum zarfı görevindedir. Nicelik anlamlı sözcükler ise ölçü – miktar zarfı , belgisiz sıfat veya sayı sıfatı görevindedir.
10. GENEL VE ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER:
Karşıladıkları varlığın tamamını belirten sözcüklere genel anlamlı sözcükler denir. Tek bir varlığı karşılayan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir. Varlıkların genelden özele doğru sıralanışı : Varlık- canlı- hayvan- keçi- Ankara keçisi.
* Çocuk, geleceğin teminatı olduğundan ben çocuğumun iyi yetişmesini istiyorum. ( 2. si 1. sine göre daha özel)
* Kitap, insanın en iyi dostudur. ( genel)
* Bu kitabı arkadaşıma ödünç verdim. (özel )
* Eğitim- öğretim sadece okulda yapılmaz ( genel)
* Okulumuz, şehrin en eski binasıdır. (özel )

Fiiller, iş ,oluş, durum ve hareket bildiren sözcüklerdir.
ÖRNEK: “Yürü, gidelim; bu iş olmaz.” dedi
Fiillerin sonuna “-mek, -mak” ekleri getirildiğinde anlamlı olur .
ÖRNEK:
Bu akşam kardeşinin yanına var .(eylem)
*Kardeşimin güzel bir evi var. (isim)
Fiiller anlamlarına göre üçe ayrılır:
1) Nesne alan, iş yani hareket bildiren ve “neyi, kimi” sorularına cevap veren fiiller kılış fiilleridir
ÖRNEK:Bu işi olsa olsa sen yaparsın .
*Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.
*Yemeğin tadını çok beğendik.
*Mum dibine ışık vermez, derler
2)Nesne almayan, öznenin içinde bulunduğu durumu gösteren fiiller durum fiilleridir.
ÖRNEK:Su uyur, düşman uyumaz.
*Can çıkar, huy çıkmaz.
. *Teyzesi bize dün sabah geldi.
3)Kendiliğinden ve zaman içinde gerçekleşen fiiller oluş bildirir.
*Yine yeşillendi fındık dalları.
*Genç yaşta ağardı saçlarım.
*Korkudan beti benzi sararmış.
*Bu eylemler “değişerek yeni bir görünüm kazanma” anlamı verir.
*Elleri, ayakları kabarmıştı.
*Denize gidince epey bronzlaşmış.
*Fiiller “-me,- ma,-mez , maz” ekleriyle olumsuz yapılabilir.
*Gülme komşuna, gelir başına.
*Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.
*Yoldan kal, yoldaştan kalma .
*Geniş zaman eki olumsuz yapıldığında “-mez –maz” olarak değişir.
*Nuh der, peygamber demez.
*Fiiller tekil ve çoğul tüm kişilere göre haber ve dilek kipleriyle çekimlenebilir
*Ben hazırlandım, artık gidebiliriz; dedi.
*Erken yatın, yarın işe gideceğiz
*Şart kipiyle çekimlenmiş fiiller yan cümlenin yüklemi olabilir.
*Erken gelirse birlikte gidelim.
* “-yor” eki yerine “-mekte,- makta” eki de kullanılabilir
*O zamanlar büyük bir şirkette çalışmaktaydım.
*Haber kipleri “zaman”anlamı taşır, dilek kipleri “zamn” anlamı taşımaz.
* Şimdi polisler gelecek, artık çıkalım .
Çekimli fiil sorulduğunda “kip,kişi, olumsuzluk” ekleri alabilen ve yüklem olan fiiller anlaşılır.
· İçimden şu zalim şüpheyi kaldır.
*Ya sen gel ya beni yanına aldır.
*Mecnun um, Leyla mı gördüm
Bir kerecik baktı geçti
Ne sordum ne de söyledi
Kaşlarını yıktı, geçti
*Cümledeki yargı sayısı sorulduğunda “çekimli fiiller, fiilimsiler ve ek – eylem alarak yüklem olmuş ad soylu sözcükler” sayılır.
*Garibim,namıma Kerem diyorlar
*Hastayım, derdime verem diyorlar
*Aslımı el almış, harem diyorlar
*Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ ım ben
*Senin dudakların pembe, ellerin beyaz
*Al, tut ellerimi bebek, tut biraz
Fiillerde Anlam (zaman,kip) Kayması:
*Bir fiil kipinin kendi anlamı dışında kullanılmasına “anlam kayması” denir.
*Kardeşim ve ben bu okuldan mezun olduk.
Anadolu’nun kapıları 1071’de açıldı.(öğrenilen geçmiş zaman)
*Dün akşam komşulara gitmişler.
Saçların çok güzel olmuş.
Eyvah,anahtar kapının üstünde kalmış!(Sonradan fark etme)
*Yarın ki sınav için ders çalışıyor.
İki yıldır ÖSS’ye hazırlanıyor.(devam eden iş)
Az sonra en sevdiğim dizi başlıyor.(gelecek zaman)
Yedi yıl önce bu şehre yerleşiyorlar.(geçmiş zaman)
Her sabah geç kalıyor okula.(geniş zaman)
*Haftaya bu işi de bitireceğiz.
Bu iş sabaha mutlaka bitecek (emir)
Karşıdaki adam Ali’ nin dayısı olacak.(gereklilik )
*Yıllardır tanırım, kimsenin işine karışmaz
Ben doğmadan önce kardeşim tifodan ölmüş.(geçmiş zaman )
Biraz sabret, biz de az sonra geliriz.(Gelecek zaman )
Akşamki davete bu işi bitirir öyle gidersin.(emir)
*Şu binayı bir de ben göreyim.
Arkadaşlar sessiz olalım!
*Yarın toplantının hazırlıkları yapmalıyım.
Tam bir saat sonra burada olmalısın(emir)
Şimdi İstanbul da olmalı, Boğaz da çay içmeli.(istek)
*Derhal burayı terk edin!
Allah’ım sen aklımı koru!(rica)
*Fiiller ek –eylemin “idi, imiş, ise” ekleriyle kullanılarak bileşik zamanlı yapılır.
Sen gidersen yaşayamam
Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil.
Ben ölürsem, akşam üstü ölürüm.
Gidiyordum gurbeti gönlümde duya duya.
Akşamlar bir roman gibi biterdi.
Üşürdüm, içim ürperirdi.
Mesutmuş, seviyormuş kocasını .
Söz olurmuş, olsun ; sevgilim değil misin?
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak .
Meyveler sabırla olgunlaşırmış.
*Sıralı cümlelerde bileşik zaman eki son fiilde verilebilir.
Beraber oynar, ders çalışır , film izlerdik.
Erkenden kalkar, kahvaltıyı hazırlar, işe gidermiş.
Beni arar, bulamazsa telaşlaşmasın .
Ekeylemin üç görevi vardır:
1. Ad soylu sözcükleri yüklem yapar.
Hastayım, yalnızım üstelik param yok.
Beş yaşındaydım, kimsesizdim.
Hepimiz kardeşiz, Müslüman ız
Hastaysan, yorgunsan hiç gelme.
2.Basit zamanlı fiilleri bileşik zamanlı yapar
Böyle olacağını bilmeliydim.
Bir daha aramayacaksın.
Babam öğrenirse çok kızardı.
3. Basit zamanlı fiillere getirilen “dir” ekeylemi cümleye olasılık, kesinlik anlamı getirir.
Bu konu kapanmıştır, artık bunu tartışmayalım.(kesinlik)
Babam geç kalacağımızı öğrenince çok kızmıştı.(olasılık)
Ders bitmiştir, gidebilirsiniz (kesinlik)
Şu saatlerde evine varmıştır.(olasılık)

I I
Nesneye Göre Özneye Göre
I I I I I I I I
Geçişli Geçişsiz Oldurgan Ettirgen Etken Edilgen Dönüşlü işteş
NESNESİNE GÖRE ÇATI (NESNE- YÜKLEM İLİŞKİSİ): Nesnesine göre çatı ,yüklemin nesne alıp almamasına göre değerlendirilir.
1)Geçişli ve Geçişsiz Fiiller:
Nesne alabilen fiiller geçişlidir.Pratik olarak bir fiilin geçişli olup olmadığını anlamak için fiile “neyi, kimi” sorularını yöneltiriz ,bu soruları yöneltebiliyorsak fiil geçişlidir, yöneltemiyorsak fiil geçişsizdir.Bir diğer yöntem ise şudur:Fiilin başına “onu” zamirini getirebiliyorsak fiil geçişlidir ,getiremiyorsak fiil geçişsizdir.
*Seni duyuyorum. ( “kimi duyuyorum?” ya da “onu duyuyorum”) (geçişli)
*Beni anladığını biliyorum. ( “neyi biliyorum? Ya da “onu biliyorum.) (geçişli)
*Lütfen otur. ( “neyi otur? Ya da “onu otur” ) (geçişsiz)
*Kitabı verir misin? (“neyi verir misin?” ya da “onu verir misin?” (geçişli)
*Burası ne güzel kokuyor. (“neyi kokuyor?” ya da “onu kokuyor”) (geçişsiz)
*Sonbaharda bitkiler ölür. (“neyi ölür? Ya da “onu ölür”) (geçişsiz)
*Seni çok seviyorum. (“kimi seviyorum?” ya da “onu seviyorum”) (geçişli)
*Bir bilinmezliğe doğru yürüyorum. (“neyi yürüyorum” ya da “onu yürüyorum”) (geçişsiz)
Not: Bir fiilin geçişli olabilmesi için cümlede mutlaka nesne olması şart değildir.Cümlede nesne olmasa bile cümle geçişli olabilir.Önemli olan “neyi, kimi” sorularını sorup soramadığımızdır.
*Gördüm; ama söyleyemedim.
2)Oldurgan ve Ettirgen Çatılı Fiiller:
Geçişsiz bir fiilin üzerine “-r,-t,-tır” eklerinden birinin getirilerek fiilin geçişli yapılmasına “oldurgan” çatılı fiil denir. Geçişli bir fiilin üzerine “-r,-t,
-tır” eklerinden biri getirilerek fiil yeniden geçişli yapılıyorsa o fiil “ettirgen” çatılı bir fiildir.Bu durumda eylemin geçişlilik derecesi arttırılmış olur ve bir başkasına yaptırma,ettirme anlamı katar.
*Adam öldü (geçişsiz) —————————- Adamı öldürdü. (oldurgan)
*Günler zor geçiyor.(geçişsiz) —————— Günlerini zor geçiriyor.(oldurgan)
*Bu kitapları okudum (geçişli) ——————-Bu kitapları okuttum.(ettirgen)
*Her şeyi kırdım (geçişli) ————————-Her şeyi kırdırdım (ettirgen)
*Araba durdu.(geçişsiz) ————————– Arabayı durdurdu (oldurgan)
*Yeni aldığım daireyi boyadım.(geçişli)——–Yeni aldığım daireyi boyattım (ettirgen)
*Saçları uzamış (geçişsiz) ————————Saçlarını uzatmış (oldurgan)
*Kumaşı ölçüsüne göre kestim. (geçişli)——–Kumaşı ölçüsüne göre kestirdim.(ettirgen)
*Her sabah koşarım.(geçişsiz)——————- Yıllarca bu topraklarda at koşturduk.(oldurgan)
*İşe başladım.(geçişsiz) ————————– Dersleri başlattım.(oldurgan)
ÖZNESİNE GÖRE ÇATI (ÖZNE-YÜKLEM İLİŞKİSİ): Öznenin yüklemle ilişkisi 4 grupta incelenir.
1)Etken Fiil ve Edilgen Fiiller:
Yüklem durumundaki fiilin gösterdiği işi doğrudan doğruya öznenin kendisi yapıyorsa fiil etken çatılı demektir.Yani fiilin gerçek öznesi varsa ve “l,n” çatı ekini almamışsa fiil etkendir.Bir fiil “l,n” çatı ekini almışsa ve eylemin kim tarafından yapıldığı belli değilse o fiil edilgendir. Edilgen fiillere “kim tarafından” sorusunu yönelttiğimizde cevap alamayız.
*Evi güzelce temizledi.(evi temizleyen kim? “o”, geçek öznesi var, o halde etkendir.)
b.li.ne
*Ev temizlendi. (ev kim tarafından temizlendi?cevap alamıyoruz, eylemi yapan belli değil o halde edilgen)
s.ö
*Kadın, bulaşığı yıkadı.(bulaşık kim tarafından yıkandı? “kadın” eylemi yapan belli olduğu için etken)
*Bulaşık, yıkandı. (bulaşık kim tarafından yıkandı?belli değil,cevap alamıyoruz, o halde edilgen)
*Polis, bu kişileri arıyor.(arayan kim? “polis” gerçek öznesi var eylemi yapan belli öyleyse etken)
*Bu kişiler aranıyor. (arama eylemini yapan kim? Belli değil öyleyse edilgendir)
*Masaları kenara çekti. (masaları kenara çeken kim? “adam” eylemi yapan belli öyleyse etkendir.)
*Masallar kenara çekildi.(masaları kenara çeken kim?belli değil öyleyse edilgendir)
*Sınavın iptal edileceğini söyledi.(sınavın iptal edileceğini söyleyen kim? “o” gerçek öznesi vardır,etkendir.)
*Sınavın iptal edileceği söylendi.(sınavın iptal edileceğini söyleyen kim?belli değil o halde edilgen.)
*Ilık yaz akşamlarında şarkılar söylerdik. (şarkılar söyleyen kim ? “biz” gerçek öznesi var o halde etken)
*Ayrılık gecesini hiçbir zaman unutamadım. (unutamayan kim? “ben” gerçek öznesi var o halde etken)
*En güzel şiirler gençliğin uykusuz gecelerinde yazılır. (yazma eylemini yapan kim? belli değil. edilgen)
*Çalındı umutların en güzeli benden. (edilgen)
2.Dönüşlü Fiiller:
Fiil kök ya da gövdelerine “n, l” çatı ekleri getirilerek yapılır.Dönüşlü eylemlerde özne işi bizzat kendisi yapar ve yaptığı işten de bizzat kendisi etkilenir.Edilgen fiillerle dönüşlü fiiller birbiriyle karıştırılmamalıdır. İkisi de “l,n” çatı eki alır.Ancak edilgen çatılı fiillerin gerçek öznesi yokken dönüşlü çatılı fiillerin gerçek öznesi vardır.Ayrıca dönüşlü çatılı fiillerde “kendi kendine” anlamı vardır.
* Annem geleceğimi öğrenince çocuklar gibi sevindi.
* Kocası eve gelmeyince karısı meraklanmış.
* Yüzmek için hemen soyundu.
* Çocuklar havuzda yıkandı.
* Bir Akdeniz kentinin tuz kokan sabahlarında uyanıyorum.
* Kız aynanın karşısında saatlerce süsleniyor.
* Kadın etrafa bakındı.
3. İşteş Çatılı Fiiller:
Fiil, kök ya da gövdelerine “ş, leş” çatı ekleri getirilerek yapılır.İşteş eylemler, işin birden fazla özne tarafından karşılıklı ya da birlikte yapıldığını bildirir.İşteş çatılı fiillerde özne gerçektir.
* Sen sahilde üzgün beklerken öpüşür ay ile sular. (k)
* Görünmez dallarda kuşlar ötüşür. (b)
* Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgarda.( b)
* Onunla bir süre öylece bakıştık. (k)
* Sazı ellerine alan aşıklar saatlerce atıştı. (k)
* Onunla hemen her gün telefonlaşırım. (k)
* Yolcular durakta bekleşiyordu. (b)
Not: Bazı fiiller çatı eki almadan da işteşlik özelliği gösterebilir.
* Türk-Yunan ordusu Sakarya’da savaştı.
* Pehlivanlar er meydanında güreştiler.
* Onunla istemeye istemeye barıştım.
* Sonunda ona kavuştum.

Bir oluşu, bir durumu veya bir kılışı kip ve kişiye bağlayarak anlatan sözcüklere denir.
Pratik olarak ismi fiilden ayırmak için –me, -ma olumsuzluk ekini ya da –mak ,-mek mastar ekini kullanırız.Eğer bir kelimenin sonuna –ma ,-me olumsuzluk ekini ya da –mak ,-mek mastar ekini getirebiliyorsak o kelime fiil demektir.Getiremiyorsak o kelime isim soylu bir kelimedir.
*Geldi——— gelmedi ,gelmek
*Oturmuş—— oturmamış, oturmak
*Söylüyorum———- söylemiyorum, söylemek
Görüldüğü gibi yukarıdaki kelimelere –ma,-me ve –mak,-mek getirebilmekteyiz. Öyleyse bu kelimeler fiildir.
*Kitap——— kitapma , kitapmak
Yukarıdaki ‘kitap’ sözcüğüne ise bu ekleri getiremiyoruz.Öyleyse bu kelime isimdir.
Fiiller, anlattıkları hareketin niteliğine göre değişik özellikler gösterir.Bunları üç grupta inceleyebiliriz:
a)Kılış fiilleri
b)Durum fiilleri
c)Oluş fiilleri.
Bunları birbirinden ayırt etmek için pratik olarak şu bilgiyi kullanabiliriz.:
Eğer bir fiil geçişli ise (yani ‘neyi’, ‘kimi’ sorularını sorabiliyorsak) kılış fiilidir.
*Kırmak ,atmak , dikmek, içmek, ezmek,delmek,yolmak,dizmek….
Görüldüğü gibi yukarıdaki fiillere ‘neyi kırmak?, neyi atmak…’sorularını yöneltebiliyoruz.
Öyleyse bu fiiller geçişlidir ve geçişli olduğu için de kılış fiilidir.
Fiil, öznenin kendi iradesi dışında geçirdiği değişimi anlatıyorsa ve bir hareket bildirmiyorsa o fiil oluş fiilidir.
*Sararmak ,Yaşlanmak,Uzamak, Paslanmak,büyümek,solmak,acıkmak…
Görüldüğü gibi yukarıdaki fiiller geçişli olmadığı için kılış fiili olamaz.Bir hareket olmadığı için ve eylem öznenin kendi isteği dışında gerçekleştiği için bu fiiller oluş fiilidir.
Fiil, öznenin kendi iradesinde yani kendi isteği ile gerçekleşiyorsa ve fiil bir hareket ifade ediyorsa o fiil durum fiilidir.
*Yürümek, oturmak, gitmek, çıkmak,ağlamak…
Görüldüğü gibi yukarıdaki fiiller , bir hareket bildirmektedir ve bu hareket kişinin kendi isteğiyle gerçekleşmektedir bu yüzden yukarıdaki fiiller durum fiilleridir.
Not: Durum fiilleri de oluş fiilleri de geçişsiz fiillerdir.
FİİLDE KİP: Kipler, haber(bildirme) ve dilek (isteme) kipleri olmak üzere ikiye ayrılır.
a)Haber Kipleri: Zaman eklerinin hepsine birden haber kipleri denir.Haber kipleri şunlardır:
1)Öğrenilen(duyulan) (miş’li) Geçmiş Zaman: Fiillere –miş ,-mış, -muş,-müş ekleri getirilerek sağlanır.Bu eylemler daha çok başkasından duyulma, aktarılma anlamı taşırlar. Bazen de farkında olmadan yapılma bildirir.
*Evleri yanmış.(başkasından duyma)
*Seni sormuşlar. (başkasından duyma)
*Aaa ! çorabım kaçmış. (sonradan farkına varma)
*Mutfakta elimi kesmişim. (sonradan farkında olma)
*Bu solmuş elbiseleri giymemelisin.(sıfat fiil eki)
2)Görülen (di’li) Geçmiş Zaman: Eylemlere “dı,di,du,dü,tı,ti,tu,tü” ekleri getirilerek yapılır. Anlatan kişi harekete bizzat tanık olmuştur, eylemi görmüştür.
*Evleri yandı.
*Hep birlikte geziye gittik.
*Sınavı kazanabileceğini söyledi.
*Kalbim Ege’de kaldı.
*Beraber yürüdük bu sahillerde.
*Burada her zaman tanıdık insanlara rastlayabilirsiniz.(sıfat-fiil eki)
3)Şimdiki Zaman: Eyleme –yor eki getirilerek yapılır.Eylem ile anlatış aynı zamanda gerçekleşir.
*Ders çalışıyorum.
*Ne diyor?
*Çocuklar yine kavga ediyor.
Not: -makta,-mekte eki de fiile şimdiki zaman anlamı katar.
*Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
*Lütfen sessiz olun şu an ders çalışmaktayım.
4)Geniş Zaman: Eylemlere –r, -ar, -er ekleri getirilerek yapılır.
*Senden sana sığınırım.
*Her sabah yürürüm.
*Bu yolun sonu nereye çıkar?
*Hep böyle güler yüzlü müsün? (sıfat-fiil eki)
Not: Geniş zamanın olumsuzu –mez, -maz’dır. Ancak 1.tekil ve 1.çoğul çekimlerde –me ,-ma
şeklini alır.
*Gelmezsiniz ___ gelirsin *gelmem____gelirim
5)Gelecek Zaman: Eylemlere –ecek , -acak eki getirilerek yapılır.
*Sana olan aşkımı haykıracağım.
*Gelecek de bir gün gelecek.
*Mektuba yazacak sözüm kalmadı.
*Okuyacak da adam olacak.
*Açacak nerede?
b)Dilek Kipleri: Fiilin gerçekleşmesini ya da gerçekleşmemesini dilek,istek,gereklilik veya emir kavramları içerisinde veren kiplerdir.Bunlar haber kipleri gibi belirli bir zaman anlamı taşımazlar.
1)Dilek-şart kipi: Fiillerin kök ya da gövdelerine –se ,-sa eki getirilerek yapılır.Dilek- şart kipi cümleye bazen ‘şart(koşul)’ anlamı katarken bazen de ‘dilek’ anlamı katar.
*Ah şu sınavı bir kazansam!
*Sana olan duygularımı açıkça bir söyleyebilsem!
*Çalışırsan kazanırsın.
*Yaramazlık yaparsan bir daha seni getirmem.
2)İstek kipi:Fiil kök ya da gövdelerine –e, -a, -ayım, -eyim, -alım, -elim getirilerek yapılır.
*Sana duyduklarımı anlatayım
*Seninle yine görüşelim. *Bunu böyle bilesin
3)Gereklilik Kipi: Fiil kök ya da gövdelerine –meli,-malı getirilerek oluşturulur.
*Bu deneme sınavında birinci olmalıyım.
*Bu sorunun bir çözüm yolu olmalı.
*Şimdiye eve varmış olmalı. (olasılık, ihtimal)
4)Emir Kipi:Eylemin gösterdiği hareketin emir biçiminde yapılması gerektiğini ifade eder.
*Söyle yanıma gelsin.(3.tekil kişi emir eki)
*İçeri buyrunuz. (2.tekil kişi emir eki)
*Lütfen işlerinizi iyi yapınız. (2.çoğul kişi emir eki)
*Çeneni kapa. (2.tekil kişi emir eki)
*Beni beklesinler (3.çoğul kişi emir eki)
Not: Emir ekleri ile şahıs eklerini birbiri ile karıştırmamak gerekir.Şahıs ekleri hiçbir zaman fiilin üzerine direkt olarak gelmez; ancak bir kip ekinden sonra gelebilir.Emir ekleri ise fiilin üzerine direkt olarak gelir.
*Geliyorsun ,gitmelisin (şahıs eki)
*Gelsin ,gitsin (emir eki)
FİİLLERDE BİRLEŞİK ZAMAN:Fiillere kip eklerinden sonra –idi ,-imiş, -ise ekeylemlerinden biri getirilerek yapılır.Kısacası, iki kip ekinin üst üste gelmesi durumudur.
*Yüzüme bu türlü bakmayacaktın. (Gelecek zamanın hikayesi)
*Gözünden akan bir damla yağmur olsaydım.(Şart kipinin hikayesi)
*Sen de gelecekmişsin.(Gelecek zamanın rivayeti)
*Bunu daha önce yapmalıymışım. (Gereklilik kipinin rivayeti)
*Bu konuyu anlarsanız netleriniz de artar. (Geniş zamanın şartı)
*Gülüyorsam mutlu olduğumdan değildir. (Şimdiki zamanın şartı)
*Bu köyde iki genç yaşarmış.(Geniş zamanın rivayeti)
FİİLLERDE ANLAM (KİP,ZAMAN) KAYMASI: Fiil çekimlerinde kullanılan kip ve zaman ekleri her zaman kendi anlamlarında kullanılmazlar.Bu ekler birbirlerinin yerlerine de geçebilir. İşte bir zaman kipi ya da bir dilek kipi başka bir kipin yerine kullanılmışsa burada bir zaman (anlam , kip) kayması var demektir.
*Derslerime her hafta düzenli olarak çalışıyorum.
*Arkadaşlar, bundan sonra daha yoğun bir şekilde çalışıyoruz.
*Fatih, o yıllarda pek çok sefer yapar.
*Soruları sonra çözersiniz.
*Mektubu yarın alır.
*Bütün bu soruları çözeceksin.
*Eser Selçuklulardan kalma olacak.
*Sabahları, erken kalkmayı seviyorum.
*Allah’ım bize yardım et.
EK-FİİL (EK-EYLEM): Ekfiil “i” fiilidir tek başına bir anlamı yoktur.Ekfiilin iki görevi vardır:1)İsim ve isim soylu kelimelere gelerek bu kelimelerin cümlede yüklem olmasını sağlar.(O iyi bir öğrenciydi.) 2)Çekimlenmiş fiillere gelerek birleşik zamanlı fiiller yapar. (Koşuyordum)
“-imek” dört basit çekimi vardır.Basit çekimli durumlarda sadece isim soylu sözcüklerde bulunur.
1)Bilinen Geçmiş Zaman(idi): Çalışkandım (çalışkan idim) ,çalışkandın ,çalışkandı ,çalışkandık, çalışkandınız,çalışkandılar
Ekfiil sadece isme değil edata ,zamire,sıfata, tamlamalara da gelebilir.
*İşte tüm bunları yapan oydu. (o idi) (ekfiil zamire eklenmiştir)
*Bu yaptıklarım senin içindi.(için idi) (ekfiil edata eklenmiştir)
2)Öğrenilen Geçmiş Zaman (imiş): İşçiymişim (işçi imişim) ,işçiymişsin,işçiymiş,işçiymişiz, işçiymişsiniz, işçiymişler
3)Şart Kipi (ise): Öğretmensem (öğretmen isem) ,öğretmensen ,öğretmense ,öğretmensek ,öğretmenseniz, öğretmenseler
4)Geniş Zaman: Ekfiilin geniş zamanında “i” fiili bugün tamamen düşmüştür.Ekfiilin geniş zaman ekleri sadece isme gelir.Çekimi şu şekildedir:
*İyiyim ,iyisin ,iyi(dir),iyiyiz,iyisiniz,iyidirler
Ekfiilin olumsuzu “değil”dir.Ekfiili bulmak için isme “değil” ekleriz.
*Öğrenciyim ———- öğrenci değilim.
Önemli Uyarı:Ekfiilin geniş zamanına şekilce benzeyen diğer eklerle ekfiilin geniş zamanı karıştırılmamalıdır:
*Geliyorum (şahıs eki)
*Hastayım (ekfiilin geniş zamanı)
*Babam (iyelik eki)
*Babayım (ekfiilin geniş zamanı)
*Ölüm (Fiilden isim yapım eki)
*Benim kardeşim [tamlayan (ilgi) eki]
*Sen ne kadar güzelsin. (Ekfiilin geniş zamanı)
*Sen yine bana döneceksin. (şahıs eki)
YAPILARINA GÖRE FİİLLER:
Yapılarına göre fiiller üç grupta incelenir.
A) Basit Fiiller:
Hiçbir yapım eki almamış fiillerdir. Fiil köklerine gelen çekim ekleri (zaman, şahıs) fiilin anlamını değiştirmediğinden böyle fiillere de basit fiil denir.
* Durmuş bir saat de günde iki kez doğruyu gösterir.
* Güzel söz söyleyebilmek için güzel düşünmek gerekir.
* Dostluk bir şemsiyeye benzer.İnsan onları ancak kötü havalarda ister.
* İstediğim her şeyi yaptım;çünkü yapamayacağımı düşündüğüm şeyi istedim.
* Büyük adam büyük olduğunu; büyüklüğün küçüklük olduğunu bilir.
B) Türemiş (Gövde) Fiiller:
Yapım eki almış fiillerdir. Türkçede fiil türetmenin iki yolu vardır:
1) İsim kök ya da gövdelerinden fiil türetme:
* güzel-leş *sarı-ar *ışıl-da *göz-le
*az-al *ben-imse *ince-l *düz-el
*su- sa * sivri-l *yaş-a * kan-a
2) Fiilden fiil türetme:
* sev-in *çık-ar * kız-ış *bak-ış
* öl-dür * taşı-t *at-ıl *kan-dır *koş-tur
C) BİRLEŞİK FİİLLER:
En az iki sözcüğün birleşmesiyle oluşan fiillerdir.
Üç grupta incelenir:
A) Anlamca Kaynaşmış Birleşik Fiiller:
Bir isimle bir fiilin anlam yönünden birleşip kaynaş -masıyla oluşur. Bu sözcüklerden biri ya da ikisi ger -çek anlamını yitirir.Deyimlerin çoğu bu türe örnektir.
* Sen kimsin ki bana kafa tutuyorsun?
* Bu tehditlerinle gözümü korkutamazsın.
* Annemin yemekleri hoşuna gitti mi?
* Odasında kitaplarına göz atıyordu.
* Adama laf anlatmaktan dilimde tüy bitti.
* Konuşulanlara ben de kulak kabarttım.
* İş için yüzlerce kişi başvurmuştu.
B) Yardımcı Fiillerle Yapılan Birleşik Fiiller:
İsim soylu bir sözcüğün üzerine –et , -ol , -kıl , -eyle
gibi yardımcı eylemler getirilerek yapılır.
* Seven bu gönül seni asla terk etmeyecek.
* Hayat uykuyla uyanıklık arasında raks eder.
* Bu usanç duyan gözlerim bir şeyde karar kıldı.
* Seyreyleyelim mehtabı yıldızların altında.
UYARI : Bu türle yapılan birleşik fiilin isim kısmında bir ünlü düşmesi ya da bir ünsüz türemesi varsa birle- şik fiil bitişik yazılır.
* Akşamı seyredeyim senin bakışlarında.
* Benliğime hakim olur bir deli rüzgar.
* Bir gün yeniden bana döneceğini hissediyorum.
* Ama dönsen de seni asla affetmeyeceğim.
* Sabreden derviş muradına ermiş.
UYARI : Et- , ol- yardımcı eylemleri tek başına bir anlam taşıyorsa ve önündeki isimle kaynaşmamışsa kendi görevinde kullanılmış demektir yani asıl fiildir.
* Ben ettim sen etme.
* Köyümüzde şimdi kirazlar olmuştur.
* Elindeki gömlek ancak beş milyon lira eder.
* Boş zamanlarımda kütüphanede olurum.
C) ÖZEL ( KURALLI ) BİRLEŞİK FİİLLER:
İki fiilin birleşmesi yoluyla oluşur. Tamamı bitişik yazılır. Dört grupta incelenir:
1) Yeterlilik Fiili ( fiil + ebil-) :
Cümleye gücü yetme ve olasılık anlamı katar.Fiilin üzerine ebilmek getirilerek oluşturulur.
* Okula geç kalırsam öğretmenim kızabilir. (o)
* Bu genç yaşımda ölebilirim (o)
*En güzel şiirlerimi söylemeden gidebilirim buralardan (o)
* Bir gece ansızın gelebilirim. (o)
* Sevinçten kapında bayılabilirim.
* Sınıfı geçebilirim (g.y)
UYARI: Yeterlilik fiilinin olumsuzunda bil- fiili düşer. Fiilin üzerine –ama , -eme getirilerek yapılır.
* Yapabilirim à yapamam. (yeterlilik birleşik fiilinin olumsuzu)
* yaparım à yapmam ( geniş zamanın olumsuzu)
* Görebilirsin à göremezsin (yeterlilik birleşik fiilinin olumsuzu)
* Atamam kendimi mavi denize dünya güzel. (atabilirim: yeterlilik birleşik fiilinin olumsuzu)
2. Tezlik Birleşik Fiili: (Fiil+iver-):
Cümleye tezlik çabukluk anlamı katar.
* Uzanıp tutuver elimi ne olur geri dön.
* Akşamın derin kızıllığında kayboluverdim.
* Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya.
* Polisler kaçan hırsızı yakalayıverdi.
* Annesini görünce yanına koşuverdi.
NOT: Olumsuzluk eki –ma, -me asıl eylemden sonra gelirse önemsizlik, yardımcı fiil olan ver- den sonra gelirse olumsuz tezlik bildirir.
* Sen de o filmi görmeyiver. (önemsizlik)
* Her şeye maydanoz oluverme. (olumsuz tezlik)
3. Süreklilik Birleşik Fiili (fiil+ edur, kal, gel):
Cümleye devam etme, süreklilik anlamı katar.
* Bu hikaye yıllardır süregelir.
* Televizyonun karşısında uyuyakalmışım.
* Gidedursun turnalar, gurbet ellere.
* Listede ismimi göremeyince listeye bakakaldım.
4. Yaklaşma Fiili (fiil+ eyaz) :
Eylemin gerçekleşmesine çok az bir zaman kaldığını ifade eder.Az kalsın olacaktı anlamı verir.
* Kaldırımda yürürken düşeyazdım.
* Onu karşımda görünce korkudan öleyazdım.

Tek başına bir anlam taşımayan , ancak kendinden önceki sözcükle birlikte kullanıldığında belirli bir anlamı olan sözcüklerdir.Edatlar çekim eki alırsa adlaşırlar. En çok kullanılan edatlar şunlardır:
Gibi:
Benzetme ilgisiyle ismi nitelerse sıfat öbeği, fiili nitelerse zarf öbeği kurar.
İçin:
“-dik için” şeklinde neden- sonuç “-mek için” şeklinde amaç – sonuç ilişkisi kurar.
Görelik anlamında görüş bildirir:
Karşılığında, karşılık olarak:
Uğruna, yoluna:
Hakkında:
Aitlik, özgülük:
Oranla:
Süre bildirir:
İle (-la, -le ):
Birliktelik, araç ,durum ve sebep ilgisi kurar.
Kadar:
Benzerlik ve karşılaştırma ilgisi kurar.
Yaklaşıklık, zaman açısından sınırlandırma, mesafe:
Mesafe sınırı:
Bu kitabı okuyunca Muğla’yı görmüş kadar oldum.
Karşı:
Yön ve zaman ilgisi kurar. –e karşı biçiminde kullanılırsa edat olur. Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir.
Karşılık olarak , yönelik anlamı katar:
UYARI: Yalın halde kullanılırsa ya da bir ek alırsa edat olmaktan çıkar isimleşir.İsmi belirtirse sıfat olur.
Göre:
Görüş, düşünce, uygun olma anlamları katar:
Karşılaştırma ilgisi kurar:
Üzere:
Koşul ve amaç ilgisi kurar.
Yaklaşık olma, gibi şekilde… anlamları katar:
Doğru:
Yön ve zaman ilgisi kurar.
İsmi nitelerse sıfat, fiili nitelerse zarf öbeği oluşturur:
Sanki:
Benzetme, sitem ilgisi kurar.
Diğer edatlar:

İsimleri türlü yönlerden belirten niteleyen sözcüklere sıfat denir.
Sıfatlar iki gurupta incelenir
A)Niteleme Sıfatları
B)Belirtme Sıfatları:dört gurupta incelenir.
1)İşaret Sıfatları
2)Soru Sıfatları
3)Belgisiz Sıfatlar
4)Sayı Sıfatları
A)Niteleme Sıfatları: Kendinden sonra gelen ismin rengini, kokusunu,biçimini gösteren sıfatlara denir. Nasıl sorusunu sorarak buluruz.
*büyük adam, kötü iş, iyi insan, derin düşünce, akılı çocuk
B)Belirtme Sıfatları:
1.İşaret Sıfatları :Nesneleri göstererek belirten sıfatlarlardır.
Bunlar şunlardır:bu,şu,o
*Bu araba senin mi? (Sıfat)
*Bu benim (Zamir)
*Şu adamı tanır mısın? (Sıfat)
*Şu bizim sınıfta (Zamir)
*O şehri hiç görmedim (Sıfat)
*O,yürüyerek geldi (Zamir)
2.Soru Sıfatları :İsimleri soru yönünden belirten sıfatlardır.
Hangi okula gidiyorsun?
Sınava kaç ay kaldı?
Nasıl bir dünya istersin?
3.Belgisiz (Belirsizlik) Sıfatlar:Bir nesneyi ona kesinlik
kazandırmadan belirten sıfatlardır.
*Bütün insanlar biliyor
*Başka gün görüşelim
*Bazı kimseler çalışmıyor
*Her anne fedakardır
*Kimi öğrenciler okula gelmiyor
4.Sayı Sıfatları:Bir nesnenin sayısını belirten sıfatlara denir.
Sınava üç ay kaldı
İkinci sınıfa gidiyor.
Üçer kişi çağır.
ADLAŞMIŞ SIFATLAR :Niteleme sıfatlarının önündeki isim düşerse adlaşır buna da adlaşmış sıfat denir.
Genç insanlar dinamik olur >> Gençler dinamik olur.
Tembel öğrenciler çalışmaz >>Tembeller çalışmaz.
PEKİŞTİRME SIFATLARI :Sıfat olan kelimenin ilk sesli harfine kadar olan kısım alınır.Bu kısım m,p,r,s seslerinden uygun olanı pekiştirilir.Elde edilen bu kısım sıfatın başına getirilir.
Yeşil köy Yemyeşil köy
Düz yol Dümdüz yol
Temiz oda Tertemiz oda
Kırmızı elma Kıpkırmızı elma

ZARFLAR (BELİRTEÇLER)
Fiilerin fiilimsilerin sıfaların ya da kendisi gibi zarf olan sözcüklerin anlamlarını “yer-yön, ölçü-miktar, durum, zaman ve soru” kavramlarıyla açıklayan sözcüklerdir.
1)DURUM ZARFLARI
Fiilleri veya fiilimsileri, nitelik, sebep, kesinlik, olasılık, yineleme, yaklaşıklık gibi anlamlarla belirten zarflardır.Fiile nasıl sorusunu sorarak buluruz.
*Manş denizini yüzerek geçti (N)
*Bu gece yıldızlar pırıl pırıl yanıyordu (N)
*Öfkeyle kalkan, zararla oturur.(N)
*Ağlamaktan göz pınarları kurudu (S)
*Tüm bu acılara onu sevdiği için katlanıyor(S)
*Seven bu gönül seni asla terk etmeyecek(K)
*Bahar rüzgarının şarkısı hiç susmaz burada (K)
*Şu an belki kuşlar bizim şarkımızı söylüyordur(O)
*Adana ‘ya geldiğinde herhalde bizimle kalır(O)
UYARI:Bazı durum zarflarını niteleme sıfatları ile karıştırmamak gerekir.
*Büyük insanlar her zaman büyük düşünür.
*Soğuk insanlara ben de soğuk davranırım
*İyi bir üniversiteyi kazanmak için sınavlara iyi çalışmalısın.
2)YER-YÖN ZARFLARI (Nere(ye)?)
Fiilleri veya fiilimsileri yer-yön bakımından belirten zarflardır.
*Aşağı tükürsen sakal,yukarı tükürsen bıyık.
*Küçücük çocuğu hemen yukarı çıkardık.
*Odasının penceresinden içeri baktım.
*Biraz yürüdükten sonra geri dönmüş.
*Araba çok fazla ileri gitmiş.
*Az beri gelirsen arkadaşında oturur.
UYARI:Yer-yön zarfları çekim eki alırsa adlaşır.
*Işık,perdenin kenarından içeri sızıyordu.(Z)
*Işık,perdenin kenarından içeriye sızıyordu.(A)
UYARI:Bazı yer-yön zarflarını işaret sıfatları ile karıştırmamak gerekir.
*Aradığını yukarı katta bulamayınca yukarı çıkmış.
*Aşağı mahallede gürültü olunca,apartman sakinleri aşağı inmiş.
*İçeri zili çalınca öğrenciler içeri girdi.
3)ZAMAN ZARFLARI (Ne zaman?)
Fiillerin veya fiilimsilerin anlamını zaman bakımından sınırlandıran sözcüklerdir.
*Onu daha önce hiç böyle görmemiştim.
*Mehtabı seyrederdik geceleyin buralarda.
*Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm.
*Biz her gece uğultularını dinlerdik rüzgarların.
*Benim doğduğum köyleri geceleri eşkıyalar basardı.
*Bugün çalışan,yarın rahat eder.
UYARI:Bazı zaman anlamlı sözcükler belirtme durum ekini alırsa adlaşırlar.
*Bu akşam akşamı seyredeyim bakışlarında.
*Ne sabahı göreyim,ne sabah görüneyim.
4)ÖLÇÜ-MİKTAR ZARFLARI (Ne kadar)
Fiilleri,fiilimsileri,sıfatları veya kendisi gibi zarf olan sözcükleri ölçü-miktar bakımından sınırlandıran sözcüklerdir.
*Çok bilen çok yanılır.
*Sen burada biraz bekle.
*En güzel yıllarımı onun için harcadım.
*Daha güzel bir dünya için çok çalışmalıyız.
*Sahilde fazla güneşlendiği için yanmış.
*Soruları çözerken daha dikkatli olmalısın.
UYARI:Bazı nicelik zarflarını sayı sıfatları ile karıştırmamak gerekir.
*Çok insan bunu başarmak için çok çalışıyor.
*Fazla para insanı fazla rahatsız eder.
UYARI: “Daha” sözcüğü bir fiilin önünde olduğunda zaman zarfı,kendi gibi zarf olan bir sözcüğün önünde olduğunda ölçü-miktar zarfı olur.
*Daha iyi bir insanı bulabilmek için daha evlenmemiş.
*Bizimle daha sakin konuşuyordu.
*Eve daha gelmemiş.Msn Öğretmen öss kpss Gazeteler Sohbet hazır mesajlar ders izle Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savaşı şiir
5)SORU ZARFLARI
Fiilleri ya da fiilimsileri soru yoluyla açıklayan sözcüklerdir.
*Ne zaman bu hayaller bir gün gerçekleşecek?
*Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
*Bu viran yerde nasıl yaşıyorsunuz?
*Yolun bitmesine ne kadar kaldı?
*Ne zaman bir köy türküsü duysam,
Şairliğimden utanırım.”
*Niçin gökyüzü bu kadar mavi görünür?
*Neden saçların beyazlamış arkadaş?
UYARI: “Ne” soru sözcüğü cümle içinde soru sıfatı ve soru zamiri olarak kullanılacağı gibi soru zarfı da olabilir.
*O karanlık sularda ne gördün?(Zamir)
*Hiçbir şey olmamış gibi ne susuyorsun?(Zarf)
*Benimle ne konuda konuşacaksın?(Sıfat)
*Gel ecel,ne korkarsın sarı çehremden benim?
*Aşık dediğin Mecnun misali kördür,
Ne bilsin,alemde ne mevsimdir.(Zarf-zamir)
*Ne ağlarsın benim zülfü siyahım.(Zarf)
*Şu dünyada ben ne insanlar gördüm.
UYARI: “Nasıl” soru sözcüğü bir ismi belirtirse soru sıfatı, fiil ya da fiilimsiyi belirtirse soru zarfı olur.
*Onun nasıl bir insan olduğunu nasıl anlayabilirim?
*Gurbette nasıl bir hayat sürdüğünü nasıl bilmiyorsun?

İsimlerin yerine kullanılan sözcüklerdir.Bütün zamirler sıfatlardan farklı olarak isim çekim eki alabilir.
A)Kişi (Şahıs) Zamirleri:
Sadece insan isimlerinin yerini alan zamirlerdir.
*Ben, sen, o;biz, siz, onlar.
*Görüyorum beni okşayan gözlerindeki geceyi.
*Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
* “Bana kucaklarında seni getiriyorlar;
Ben de sonra o seni getiriyorum sana.”
*Mavi denizlerin ötesinde bulacağım seni .
*Bizim buralarda her yıldız kaydığında biri ölür.
*Sizler bu ülkenin geleceğisiniz.
* Ben senin en çok bana yansımanı sevdim.
*Biz her gece uğultularını dinlerdik rüzgarların.
*Güneş,sadece onun gözlerinde doğardı.
*Onun yüreğinde sevgi çiçekleri açardı.
*O,bu davaya yüreğini koymuştu.
*Zor durumda kaldığında onlar yardım ediyordu.
UYARI: “O” ve “onlar” zamirleri bir insanı anlatıyorsa kişi zamiri,insan dışındaki bir varlığı anlatıyorsa işaret zamiri olur.
*Onu çöpe atan ondan başkası olamaz.
*Onu bu yörede sadece onlar dokur.
NOT:Şahıs zamirleri ile isim tamlaması kurulabilir.Bu durumda şahıs zamiri sadece tamlayan olabilir.
*Benim denizlerim senin gözlerindir.
*Akşamı seyredeyim senin bakışlarında.
*Bizim atalarımız bu topraklarda bir tarih yazdı.
UYARI:Şahıs zamirleri kesinlikle iyelik eki almaz.
*Dönüşlülük Zamiri: “Kendi” zamiridir.Bu zamir,cümlede asıl şahıs zamirinin yerine kullanıldığı gibi,yerine kullanıldığı şahıs zamiriyle de yan yana olabilir.Bu durumda anlatım pekiştirilmiş olur.
*Bu evi ben temizledim.
*Bu evi kendim temizledim.
*Bu evi ben kendim temizledim.(pekiştirilmiş)
*Yol aldım sevdalarda kendimi bulmak için.
*Kendini bir de arkadaşının yerine koy.
*Şu dünyada ne yaparsak kendimize yaparız.
*Beni çağırmadınız,kalkıp ben kendim geldim.
B)İşaret (Gösterme) Zamirleri:
İsimlerin yerini işaret yoluyla alan zamirlerdir.
*Bu, şu, o;bunlar, şunlar, onlar;öteki, beriki, şöyle;böyleleri, öylesi.
*O,bu yörenin en meşhur yemeğidir.
*Duvardaki yazıları bu yazdı.
*Bu,bir büyük şanlı mazinin hatırasıdır.
*Bunlar her sabah aynı otobüse binerler.
*Ötekini bilmiyorum ama beriki işin farkında değil.
*Şunları kimsenin görmeyeceği bir yere koy.
NOT: “Böylesi-böyleleri”, “şöylesi-şöyleleri” biçimindeki zamirlere “tarz anlamlı zamirler” de denir.
*Böyleleriyle fazla samimi olmayacaksın.
*Ömrümde böylesini görmedim.
*Şöyleleri ham karpuzdur.
C)Belgisiz Zamirler:
İsimlerin yerini belirsiz şekilde (kişi,işaret) karşılayan zamirlerdir.
*Bazıları,kimileri,hiç kimse,kimse;herkes,birkaçı,biri,hepsi;tümü,başkaları,hiçbiri,birçoğu.
*Bazıları futbol,bazıları basketbol oynar.
*Hiçbirimiz ondan bu davranışı beklemiyorduk.
*Kimseye haber vermeden evden ayrıldı.
*Hiç kimse senin nazını çekmeye mecbur değil.
*Bu ailede herkes kendi dünyasında yaşıyor.
*Başkalarının ne dediği beni ilgilendirmez.
*Biri yer,biri bakar kıyamet ondan kopar.
*Meclisin aldığı karara birçoğu tepki gösterdi.
D)Soru Zamirleri:
İsimlerin yerini soru yoluyla alan zamirlerdir.
*Ne?, kim?;nereye?, kime?;hangisi?, kaçı?
*Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
*Kimdir bana gülen yeşillik balkonundan?
*Nereye baksam hep seni hatırlıyorum.
*Şu dünyada insan kime güvenebilir ki?
*Bunca zamandır ne konuştunuz?
*Elindeki makası nereye koyduğunu bilmiyor.
*Elindeki kitaplardan hangisini aldın?
E)İlgi Zamiri (-ki):
Ek halinde olup kendinden önceki bir sözcüğün yerini tutar.
*Senin ki can da bizim ki patlıcan mı?
*Tencerenin dibi kara senin ki benden kara.
UYARI:İlgi zamiri olan –ki’yi bağlaç olan ve sıfat yapan –ki ile karıştırılmamalıdır.
*Evdeki hesap çarşıya uymaz.
*Şemsiyen yoksa benimkini alabilirsin.
*Ben ki o gri karmaşadan aldım yağmurlu yüzümü.
F)İyelik Zamiri:
Ek halinde olup üzerine geldiği varlığın hangi şahsa ait olduğunu bildirir.Bunlar aynı zamanda iyelik ekleridir.
*Sana gül getirdim gönlümün bahçesinden.
*Ölüm siyah bir tütsü yakıyor gözlerimde.
*Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner.
*Bir gül yaprağıyla örtüldü üstümüz.
*Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
*Mutluluk başınızı bir dost omzuna dayamaktır.

Türk alfabesindeki harfler, gösterdikleri seslerin ağızdan çıkışına göre “ünlü” (sesli) ,”ünsüz” (sessiz) diye ikiye ayrılır.
ÜNLÜ HARFLER
1. Türkçede 8 ünlü harf vardır: “a, e, ı, i, o, ö, u, ü”
Bunlar ağızdan çıkış durumlarına göre,
a) Kalın-ince ünlü: Ünlü,dil ağızda geriye doğru çekilerek çıkmışsa kalın ünlü adını alır.Bunlar “a, ı, o, u” ünlüleridir.
Ünlü, dil ağızda öne doğru bir durum alarak çıkmışsa ince ünlü adını alır. Bunlar “e, i, ö, ü” ünlüleridir.
b) Düz-yuvarlak ünlü: Ünlü,ağızdan çıkarken dudaklar düz durumdaysa düz ünlü adını alır. Bunlar “a, e, ı, i” ünlüleridir.
Ünlü, ağızdan çıkarken yuvarlak bir durum alıyorsa yuvarlak ünlü adını alır. Bunlar “o, ö,u, ü” ünlüleridir.
c) Geniş-dar ünlü: Ünlü,ağızdan çıkarken çene açıksa ünlüler geniş ünlü adını alır. Bunlar “a, e, o, ö” ünlüleridir.
Ünlü ağızdan çıkarken çene daha az açılıyorsa ünlüler dar ünlü diye adlandırılır. Bunlar “ı, i, u, ü” ünlüleridir.
Türkçeyi diğer dillerden ayıran özelliklerin başında ses uyumları gelir. Türkçede dört çeşit ses uyumu vardır:
1- BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU (Kalınlık-incelik, artlık-önlük uyumu)
Sözcükteki tüm ünlülerin kalınlık ve incelik bakımından gösterdiği uyumdur.
* Bir sözcüğün ilk ünlüsü kalınsa öteki ünlüleri kalın, ilk ünlüsü ince ise sonrakiler de ince olur.
Anlayışınızdan, soyunuz; sevgisiyle, güzelliğinizden.
* Büyük ünlü uyumu yalnızca Türkçe sözcükler için geçerlidir. Kimi kuraldışı durumları da vardır.
anne (ana) , kardeş (karındaş), elma (alma), helva (halva) … sözcükleri Türkçedir. Bu durum, bu sözcüklerin incelmesinden kaynaklanır.
* Tek heceli sözcüklerde bu uyum aranmaz. (tok,gel,bak …)
* Yabancı sözcükler bu uyuma uymaz.
çiroz, telefon, edebiyat, sosyoloji,televizyon,aferin ,meydan,kıyafet …
*Bileşik sözcüklerde çoğunlukla bu uyum aranmaz.
yapıvermek, gecekondu, ilkokul,açıkgöz,külbastı …
Eklerde Büyük Ünlü Uyumu
Ekler eklendikleri sözcüklerin ünlülerine göre uyum sağlar.
Eklerin inceliği ve kalınlığı köke göre değişir,incelir,kalınlaşır.
Örn: defter-ler, kapı-lar, sıra-lar
NOT:
* Türkçe olmayan sözcüklere gelen ekler, son ünlüye göre uyum gösterirler.
Örn: Kalem-ler, cüzdan-lar,kitap-lık,kalem-lik …
* Kimi ekler,büyük ünlü uyumuna uymaz.
-yor : isti-yor (iste-yor değil) Ulama eki alır.
oturu-yor, arı-yor …
-leyin: sabah-leyin (sabah-layın değil)
-ki: akşam-ki (akşam-kı değil)
bazı sözcüklerde yuvarlaklaşır dünkü,öbürkü
-gil: Hasangil (Hasan-gıl değil)
-ken: uyurken (uyur-kan değil)
-ımtrak: yeşilimtrak yeşil-ımtrak değil) Bu ekin yalnız i ünlüleri değişir. Mor-umtrak
-deş: kardeş (kar-daş değil)
2- KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU (Düzlük-yuvarlaklık uyumu)
Ünsüzlerin düzlük-yuvarlaklık,darlık-genişlik bakımından uyumudur.
* Düz ünlülerden sonra düz ünlüler gelir.
kapıcı,pencere,sıralamak
* Yuvarlak ünsüzlerden sonra düz-geniş,dar-yuvarlak gelir.
övünç,borazan,çopur
* Türkçede o,ö sesleri sadece ilk hecelerde bulunur.
* -yor eki,uyumu bozar,-yor’ dan sonra gelen ekler bu eke uyar.
duru-yor-du ,ötü-yor-du, geli-yor-du
3- ÜNSÜZ UYUMU
Türkçe kelimelerde tonlu (sedalı) ünsüzler (b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z) tonlu ünsüzlerle; tonsuz (sedasız) ünsüzler (ç, f, h, k, p, s, ş, t) tonsuz ünsüzlerle yan yana gelebilir. Buna ünsüz uyumu veya ünsüz benzeşmesi denir. Örnek: aş-çı, at-kı, iş-çi, taş-tan, Türk-çe.
4- ÜNLÜ – ÜNSÜZ UYUMU
1- Türkçe kelimelerde kalın ünsüzlerinin kalın ünlülerle (a, ı, o, u); ince ünsüzlerinin ince ünlülerle (e, i, ö, ü) aynı hecede bulunmasından ortaya çıkan bir uyumdur. Yani, a, ı, o, u ünlüleri g, k, ĺ ünsüzleriyle; e, i, ö, ü ünlüleri ġ, k, l ünsüzleriyle aynı hecede bulunmazlar. Bozgun, kuzgun, kapı, kırağı, tatlı; görüntü, gezi, güneşlik kelimelerinin söylenişine dikkat edilirse g, ğ, k, l seslerinin buradaki örneklerde aynı sesler olmadığı sezilebilir.
2- Türkçede o, ö ünlüleri (-yor eki dışında) sadece ilk hecede bulunur. İlk hece dışında o, ö sesleri olan kelimeler yabancı asıllıdır: balkon, biyografi, fizyoloji, konsol, konsültasyon, monitör, otomobil, profesör, traktör.
3- Türkçede uzun ünlü yoktur. İçinde uzun ünlü bulunan kelimeler yabancı asıllıdır: câhil, mâvi, millî, nâhoş, perîşân, şâir, târîh, vazîfe.
Bazı ses olaylarıyla ortaya çıkan â < ağa, âbi < ağabey, pekî < pek iyi, ile vârolmak, yârın kelimeleri istisnadır.
4- İnce a ve ince l sesleri yoktur: harften, hakikate, saati, sıhhatli, şefkâtini; alkollü, hâlâ, hayâl, normalde, plân. Örneklere dikkat edilirse kelimelere getirilen eklerin ünlü uyumuna uymadığı görülür.
5- Arapçadaki ayın ve hemze sesleri, Türkçede olmadığı için bunlar söylenmez, düşürülür. Bu seslerden önce ünlü olması durumunda ünlü, uzun okunur: bāzen, mānā, mēmur, şāir,tēsir, yâni. Arapçadan alınan kelimelerdeki ayın ve hemze kesme işaretiyle gösterilir. Ancak anlam karışıklığı olmayacak kelimelerde bunların kesmeyle yazılmasından -son zamanlarda- vazgeçilmiştir: san’at, ma’nâ, meb’ûs, me’mûr, neş’e, te’sîr, te’sîs > sanat, mana, mebus, memur, neşe, tesir, tesis.
6- Dilimizde iki ünlü yan yana gelmediği için ünlüyle biten kelimeler, ünlüyle başlayan ekler aldığı zaman araya y koruyucu ünsüzü girer: iki – y – e, soru – y – u, bekle – y – en, söyle – y –ecek.
Yan yana iki ünlünün bulunduğu kelimeler alınmadır: aile, ait, fail, fiil, muamele, şair, şiir, reis vb. gibi.
7- Türkçe bir hecede ancak bir ünlü bulunur. Aynı hecede iki ünlünün bulunduğu kelimeler alınmadır: kau-çuk, kua-för, koo-peratif, sua-re.
8- Kelime kökünde ikiz ünsüz (şedde) yan yana bulunmaz: dikkat, himmet, şedde, bakkal, dükkan, millet, teşekkür.
Anne (<ana), belli, bellemek, elli (<elig) kelimeleri istisnadır.
9- Kelime kökünde ikiden fazla ünsüz yan yana gelmez: Elektrik, kontrol, quartz, sfenks, strateji, thyssen…gibi kelimeler batı kaynaklı dillerden alınmadır. Türkçe, sertlik gibi örneklerde yan yana gelen üç ünsüzden ikisinin kelime köküne, üçüncüsünün eke ait olduğuna dikkat ediniz.
10- Türkçe heceler ve kelimeler iki ünsüzle başlamaz: blok, bravo, grup, klâsik, kral, kontrat, spor, stop, stres, plâj, program, tren,…gibi kelimeler, başka dillerden alınmadır. Ağızlarda bu iki ünsüz arasında bir ünlü türetilir: kıral, sipor, tiren,…
11- Türkçede kelime başında c, ğ, l, m, n, ñ, r, z sesleri bulunmaz. Çocuk dili kelimeleriyle (cici, mama, meme, ninni,…) nine ve ne ile ne’denyapılan kelimeler (nasıl (<ne asıl), ne, neden, nere, nereden, nereye, nice, niçin, nine, nitelik kelimeleri istisna oluşturur.
Alınma kelimelere örnekler: cam, can, cehennem, lâf, limonata, lira, makine, marul, metal, naylon, nohut, numara, reçel, romantik, rol, vakum, vaziyet, vazo, zaman, zarar, zor, zeytin.
12- Türkçe kelimelerin sonunda b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz. Alıntı kelimelerdeki bu sesler sert karşılıkları olan p, ç, t, k ünsüzlerine çevrilir: Ahenk (< âheng), fert (< ferd), ihraç (< ihrâc), kitap (< kitâb), kalp (<kalb), levent (< levend).
Kelimenin ünlüyle başlayan bir ek alması hâlinde sert ünsüzler yumuşayarak eski şekline döner: ihtiyâc > ihtiyaç > ihtiyacı; mektûb > mektup > mektuba, reng > renk > rengi gibi.
Ad, sac, od, öd gibi kelimeler istisnadır.
13- Türkçede f, h, j, v sesleri bulunmaz: Fal, film, filiz, fizik; hakikat, hamur, havlu, jeton, jüri, pijama, plâj; vicdan, vida gibi kelimeler alınmadır. Yabancı dillerden alınan kelimelerde görülen j sesi halk ağzında c olarak söylenir. Türkçe kelimelerdeki v sesi, ya b’den, ya g/ğ’dan değişmiştir ya da vur- örneğinde olduğu gibi türemiştir: öfke (<öbke), yufka (< yubka);dahi (< takı), han (< kan), hatun (< katun), hani (< kanı); ev (< eb), var- (< bar-), ver- (< bir) döv- (< döğ-) vur- (<ur-), ev (< eb).
14- Hece ve kelime sonunda, aşağıdaki ünsüz çiftleri dışında ünsüz grupları bulunmaz:
-lç, -lk, -lp, -lt: ölç; ilk, kalk; alp, kulp; alt, bunalt, salt.
-nç, -nk, -nt: dinç, genç, gülünç, sevinç; denk; ant, kunt.
-rç, -rk, -rp, -rs, -rt: sürç, burç; bark, görk, Türk; sarp, serp; sars, pars, ters;art, kart, kurt, ört, yırt, yurt,yoğurt.
-st: ast, üst.
Aşk, arş, çift, disk, felç, film, fötr, harf, lüks, misk, modernizm, popülizm, risk, şevk, tolerans gibi kelimeler, Türkçenin bu ses özelliğine uymayan alınma kelimelerdir.
Arapçadan ve batı dillerinden alınan kelimelerden bu ses özelliğine uymayanlar, araya bir ünlü getirilmek suretiyle Türkçeye uydurulmuştur. Bunlara ünlüyle başlayan bir ek veya kelime gelirse türetilen ünlüler düşer: akıl (< akl) – aklı, fikir (<fikr) – fikre, ömür (<ömr) – ömrü, seyir (<seyr) – seyret-, şükür (< şükr) – şükretmek; film (< film), lüküs (< lüks), moderin (< modern).
15- I ünlüsü Türkçeye özgüdür. Batı dillerinin pek çoğunda, Arapçada ve Farsçada ı yoktur: Çıkış, ılık, sıcak, yıldırım, yıldız gibi kelimeler Türkçedir.
16- Tabiat taklidi kelimeler için ses özellikleri açısından herhangi bir sınırlama yoktur. Bunlar hangi sesle başlarsa başlasın, içinde hangi ses bulunursa bulunsun Türkçe kabul edilir: dank, fıs fıs, fingirti, fiskos, fokurtu, hışırtı, hoppala, horultu, lak lak, lıkır lıkır, melemek, miyavlamak, oh, öf, püf, püfür püfür, rap rap, şırıl şırıl, vıdı vıdı, vızır vızır, zırıl zırıl, zonklamak.
17- Çocuk dili kelimelerinde de ses özellikleri aranmaz: baba, bibi, cici, dede, lala, kaka, nene, mama, meme,…
Türkçeye, diğer dillerden giren kelimelerin pek çoğu bu ses özelliklerinden birine veya birkaçına uymaz. Dolayısıyla Türkçenin ses özelliklerini bilenler, sözlüğe bakmadan kelimenin Türkçe olup olmadığını (tesadüfen uyanlar dışında) kolaylıkla anlayabilirler. Aşağıdaki kelimeler, karşılarında sıralanan sebeplerden dolayı Türkçe değildir:
Vilâyet :
1. Ünlü uyumu yok.
2. â uzun ünlüsü var.
3. v sesi var.
Monitör :
1. Başta m sesi var.
2. Ünlü uyumu yok.
3. İlk heceden sonra ö sesi gelmiştir.
Heyecân:
1. h sesi var.
2. Ünlü uyumu yok.
3. Uzun ünlü var.
Mürâcaat :
1. Ünlü uyumu yok.
2. Başta m sesi var.
3. İki ünlü yan yana gelmiştir.
4. Uzun ünlü var.
Teşekkür :
1. Düzlük – yuvarlaklık uyumu yok.
2. İkiz ünsüz var.

|
DÜZ |
YUVARLAK |
||||
|
GENİŞ |
DAR |
GENİŞ |
DAR |
||
|
KALIN |
A |
I |
O |
U |
|
|
İNCE |
E |
İ |
Ö |
Ü |
|
Büyük Ünlü Uyumu:
Sözcüğün ünlüleri arasındaki kalınlık incelik uyumudur. İlk hecedeki ünlü kalınsa diğer ünlüler de kalın,inceyse diğerleri de ince olur.
Ör: Çocuklar, beklemişler…Karışık gelmişse BÜU’ya uymaz.Ör:İnsan, kalem,kitap…
→Aslen Türkçe oldukları halde sonradan uğradıkları ses değişikliği nedeniyle BÜU’ya uymayan kelimeler de vardır.Ör:Kardeş (kardaş), elma (alma), anne (ana)…
→Türkçede bazı ekler BÜU’yu bozar:
☻-ken : bakarken
☻-ki : akşamki
☻-leyin : sabahleyin
☻-gil : dayımgil
☻-imtırak :sarımtırak
☻-daş :meslektaş
☻-yor :bekliyor
→Türkçede ilk heceden sonra o, ö ünlüleri bulunmaz.-yor eki hariç.
→Yabancı sözcüklerde, birleşik kelimelerde ve tek hecelilerde BÜU aranmaz: ilkbahar, petrol, tek…
→ BÜU’ya uymayan kelimelere gelen ekler kelimenin son hecesindeki sese uyar:insanın…
Küçük Ünlü Uyumu:
Kelimenin ünlüleri arasındaki düzlük-yuvarlaklık uyumudur. Buna göre:
→İlk ünlü düzse (A,E,I,İ ) diğerleri de düz,
→İlk ünlü yuvarlaksa (O,Ö,U,Ü) sonraki
→ ya düz geniş (A,E)
→ya da dar yuvarlak (U,Ü) olarak gelir. Başka bir ifadeyle:
“Balıkesir” → “Balıkesir”
“Koyun ölür” → “Tavuk güler”…
ÖR: bekledim, kömürlük, gövdesi, umursamaz, tarafsızlık, yorgunluktan
→KÜU kelimenin tamamında değil, komşu iki hece arasında aranır: yumurtacı, yuvarlaklık, görebilmişti…
→ Yabancı sözcüklerde, birleşik kelimelerde ve tek hecelilerde KÜU aranmaz.
→-yor eki KÜU’yu devamlı bozar:olmuyor.
→Aslen Türkçe olduğu halde KÜU’ya uymayan kelimeler de vardır:Tavuk, kabuk, kavun, yamuk, çamur…Bunlarda “b,m,v” dudak ünsüzlerinin yuvarlaklaştırıcı etkisi vardır.
→BÜU’ya uymayan kelimeler KÜU’ya uysa bile uymaz sayılır:Kalem,insanlık,
ÜNSÜZLER:
|
|
SERT |
YUMUŞAK |
|
|
SÜREKLİ |
F, H, S, Ş |
Ğ,J,L,M,N,R,V,Y,Z |
|
|
SÜREKSİZ |
P, Ç, T, K |
B, C, D, G |
|
|
|
|
|
|
SES OLAYLARI
A.Ünsüz değişimi / Yumuşaması: Sonunda “p,ç,t,k” sert ünsüzleri bulunan kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman sonlarındaki sert ünsüzler yumuşayarak “b,c,d,g/ğ” olur.
Ör:Ağaç-ı→ağacı
Kitap-ı→kitabı
Git-en→giden
Renk-i →rengi
Yürek-i→yüreği
→Bazı birleşik kelimelerde de yumuşama görülebilir:Kayıp-et→kaybet-
Kayıt-ol→kaydol-,Kayıp-ol→kaybol
!!! Kasıt-et-→kastet- !!!
→Tek heceli kelimelerin bir kısmı bu kurala uymaz:
Tek-il→tekil İç-i→içi
İlk-in→ilkin Maç-a→maça
Saç-a→saça Seç-enek→seçenek
Sat-ıl-→satıl- Yat-ır-→yatır-
Ek-in→ekin Bak-ıcı→bakıcı
İç-ecek→içecek ot,et,süt,tek…
→Bazılarıysa uyar:Taç,dip,uç,kap,renk, çok…..
→Yabancı asıllı kelimeler genellikle bu kurala uymaz: Devlet-in→devletin, millet-e→millete, hukuk-un→hukukun.
!! layık-ı→layığı;layık-ıyla→layıkıyla!!
→Özel isimlerdeyse söyleyişte olsa bile yazıda gösterilmez:Mahmut-u, Ahmet-i
Sinop-a….
Ünsüz Benzeşmesi / Sertleşmesi:
Sonunda f,s,t,k,ç,ş,h,p ünsüzleri bulunan buluna kelimeler “c,d,g” yle başlayan bir ek aldığı zaman ekin başındaki yumuşak ünsüzler sertleşerek “ç,t,k” olur.
Koltuk-dan→koltuktan,millet-ce→milletçe
Sınıf-da→sınıfta, git-di→gitti,aş-cı→aşçı
Kes-gin→ keskin, bas-gı → baskı, Türk- ce → Türkçe,1905-de→1905’te,
→Bazı ( birleşik ) kelimelerde sertleşme olmaz:!!! Üç-gen, dört-gen, beş-gen
Ünsüz Türemesi:
Yabancı dillerden geçen bazı kelimeler ünlüyle başlayan bir ek veya kelime aldıkları zaman asıllarındaki çift ünsüz ortaya çıkar: His-et→hisset, af-et→ affet, hak-ı→hakkı,red-et→reddet, sır-ı→ sırrı, hat-ı→hattı…
→Yan yana gelen her ses ünsüz türemesi değildir! Hissiz, cadde, madde, ciddi….
Ünsüz Düşmesi:
→Sonunda –k bulunan bazı kelimeler –cık / -cek eki aldığı zaman sonlarındaki –k”ler düşer: küçük-cük →küçücük, minik-cik → minicik,ufak-cık→ufacık, büyük-cek→ büyücek, çabuk-cak→çabucak,
→Sonunda “k” bulunan bazı kelimeler –l, -al/-el eki aldığı zaman sonlarındaki k’ler düşer:seyrek-l→seyrel-, alçak-l→alçal-, yüksek-l→yüksel-, ufak-la→ufala-….
!!Ast- teğmen → asteğmen, üst – teğmen → üsteğmen, öpüş-cük→öpücük, gülüş-cük → gülücük….
Ünlü Düşmesi:
→İkinci hecesinde dar ünlü ( ı,i,u,ü ) buluna kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıkları zaman ( vurgusu düşen orta hece ) ünlüsü düşer:
Alın-ı→alnı, karın-ı→karnı, oğul-u →oğlu, boyun-u→boynu, akıl-ı→aklı, fikir-i→cisim-i→ cismi, gönül-ü→ gönlü, zülüf-ün→ zülfün ; ayır-ıl→ ayrıl-, çevir-e→ çevre, devir-il-→ devril-, sıyır-ıl-→sıyrıl-, kıvır-ım→ kıvrım, ayır- ıntı→ayrıntı, devir-e→ devre, yalın-ız→yalnız, yanıl-ış→ yanlış…
→Et-,ol- yardımcı fiilleriyle birleşen birleşik kelimelerde de ünlü düşmesi olabilir:
Sabır-et→sabret, şükür-et→şükret, kayıp-ol→kaybol, emir-et→emret, kahır-ol→kahrol-, hapis-et→hapset-..
→ -la / le ,-ar /-er…gibi bazı ekleri alan kimi kelimelerde de ünlü düşmesi olabilir:
Yumurta-la→yumurtla-, sızı-la→sızla-, ileri-le→ilerle-, sızı-la→sızla-, koku-la →kokla-, uyku-la→uyukla-; oyun-a→ oyna; uyu-ku→uyku; sarı-ar-→sarar-…
→Bazı birleşik kelimelerde yan yana gelen iki ünlüden biri düşer:
Cuma-ertesi→cumartesi, Pazar-ertesi → pazartesi, sütlü-aş→sütlaç, güllü-aş → güllaç, kahve-altı→kahvaltı, ne-için → niçin, ne-asıl→nasıl, kayın-ana → kaynana…
→Kimi şiirlerdeyse ölçüye uydurmak için bazı sesler düşürülür ve yerine ’ işareti konur: Karac’oğlan, n’eylersin…
→Bazı durumlardaysa iki ünlü yan yana gelmediği halde ünlünün düştüğü görülür.Buna “ünlü aşınması” denir:
Nere-de→nerde, ora-dan→ ordan, bura-da→burda, içeri-de→içerde…
Ek Fiil Düşmesi ve İle’nin Ekleşmesi
İsimlere gelerek onların yüklem olmasını sağlayan, basit zamanlı fiilleri ise birleşik zamanlı yapan i- fiili genellikle düşer:
Gelmiş – i – di → gelmişti, sevimli – idi → sevimliydi(i/y)
→Bağlaç olan ile ise ünsüzle biten kelimelere başındaki i’yi düşürerek; ünlüyle bitenlereyse i’sini y’ye dönüştürerek birleşir ve ek haline gelir. (ÖSS sorusu!)
Ünlü Türemesi:
→-cık / -cik eki alan bazı bazı kelimelerde araya bir ünlünün girdiği görülür:
Bir-cik→biricik, az-cık→azıcık, genç-cik → gencecik, dar-cık→daracık…
→pekiştirilmiş bazı kelimelerde de ünlü türemesi olabilir:
Yalnız → yapayalnız, çevre → çepeçevre, gündüz → güpegündüz, düz → düpedüz, !!sıklam → sırılsıklam, çıplak →çırılçıplak!!
Ünlü Daralması:
Sonunda düz-geniş ünlü ( A-E ) bulunan kelimelere –yor eki gelince bu ünlüler darlaşarak “ı,i,u,ü” olur:
Bekle-yor→bekliyor, tara-yor→ tarıyor, olma-yor→olmuyor, görme-yor→ görmüyor
→De- , ye- kelimeleri de –y’yle başlayan bir ek aldığı zaman keklerindeki ünlü daralır:
De-y-en→diyen, ye-y-ecek→ yiyecek,
!! deyince!!
!ne-ye→niye
→Bu iki yerin dışında ünlü daralması olmaz,Olmadığı halde olmuş gibi ünlü daraltmak imla hatası olur:
Bekliyen, anlıyacak, demiyen,ağlıyan…
N / M Çatışması (Gerileyici Ünsüz Benzeşmesi ):
Türkçede “b” den önce gelen “n” ler “m” olur:
Penbe→pembe, canbaz→cambaz, saklanbaç →saklambaç, anbar→ambar, tenbel→ tembel, çarşanba→Çarşamba,
→Özel isimlerde ve birleşik kelimelerde olmaz:İstanbul, Safranbolu, binbaşı,onbaşı…
E/A(KÖK)Değişimi(Ünlü Kalınlaşması):
“Ben” ve “sen” zamirleri yönelme hali eki –e aldığı zaman köklerindeki ince e ünlüleri kalınlaşarak a olur:
Ben-e→bana, sen-e→sana…
Kaynaştırma:
Ünlüyle biten kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldığı zaman araya y,ş,s,n ünsüzlerinden biri girer.
Araba-ı→arabayı, Amasya-a→ Amasya’ya, kapıcı-ın→ kapıcının, araba-ı→arabası…
→Bazı durumlarda ise iki ünlü yan yana gelmediği halde araya n ünsüzü girebilir.Buna “koruyucu ünsüz” denir: o- da → onda, bu- dan → bundan, şu-u→şunu…
→İsim tamlamasında kaynaştırma harfi n ve s dir.Ancak su ve ne kelimeleri hariç.Bunlarda kaynaştırma harfi y dir: Suyun suyu, neyin nesi…(ÖSS sorusu)
Ulama:Sessizle biten kelimelerden sonra sesliyle başlayan bir kelime gelince ilk kelimenin sonundaki sessiz sonraki kelimenin başına eklenerek okunur:
Dün akşam, …yüzen al sancak…
→Ancak arada herhangi bir noktalama işareti olmamalı!

1) Gereksiz Sözcük Kullanma:
Bir cümlede anlamları aynı olan veya anlamca biri diğerini içeren sözcüklerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.
*Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
*Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.
*Onlar da beş yıldır karşılıklı mektuplaşıyorlar.
*Geçmişteki hatıralardan bir şikayetim yok
*Ülkemizin sorunları bitmiyor ,tükenmiyor
*O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum
*Bu gece ısı sıfırın altında eksi beş derece olacak.
*Gülmesinin nedeni bugün iyi bir haber almasındandır.
*Onunla ilk tanışmamızı unutamam.
*Dün gece uyurken gördüğü rüyayı anlattı.
*Sanki dalgasız bir deniz gibiydi yüzü.
*Sana söyleyeceğim bu gizli sırlarımı kimseye söyleme.
*Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.
*Havada beyaz kar taneleri uçuşuyor.
*Bu iş yerinde aşağı yukarı üç dört yıldan beri çalışıyorum.
*Sınav yaklaştıkça öğrencilerin heyecanı gittikçe artıyor.
*Galiba başka çaresi de yok gibi görünüyor.
*Sınıfın boyu en kısa öğrencisini arkaya oturtmuşsun.
*Yaşlı adam söz almak için oturduğu yerden ayağa kalktı.
*Dosyadaki mevcut belgelerden anlaşılıyor ki bu iş uzun sürecek.
*Artık bundan sonra oraya gitmene gerek kalmadı.
*İki kardeşten en küçüğü okula gitmiyordu.
*Bu saatte oraya yalnız gidemem;seninle birlikte gitmek istiyorum.
*İşte seninle bu yüzden dolayı konuşmak istemiyorum.
*Niçin böyle yüksek sesle bağırıyorsun ki?
*Biz onlara iki günde bir, gün aşırı giderdik.
*Yorulmamıza rağmen basamaklardan yukarı hızlı hızlı çıkıyorduk.
*Türkçede Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler vardır.
*Böyle havalarda eve bir tane bile ekmek götürmeyi unutur.
*Kadın küçük çocuğa yaklaşarak senden büyük ağabeyin var mı diye sordu.
*Yarınki toplantıda ülkenin ekonomik ve iktisadi problemleri tartışılacak.
2) Sözcükleri birbiriyle karıştırma:
Anlamları veya yazılışları çok benzer olan sözcüklerin karıştırılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.
*Geri kalmışlık Türkiye’ye özel bir durum değil.
*Bu binalar gerçekten çok yaklaşık yapılmış.
*Size birazdan düğün resimlerini göstereceğim.
*Bir öğrenci sınıfta kalmışsa onun sınıfı geçmesini güçlendiren nedenleri araştırmak gerekir.
*Bizden son öğretim durumunu gösteren bir belge istedi.
*Vatandaşlarımız arasında din ,dil,ırk ayrıntısı yapılamaz.
*Bazı öğrenciler derste çok çekimserdir.
*Uzun saçlı bir genç geldi,kendini bize tanıştırdı.
*Vezüv etken bir yanardağdır.
*Deterjandan elleri tahrip oldu.
*Bu bölgenin kendine özgün gelenekleri vardır.
*Camdan yankılanan ışık gözlerimi kamaştırdı.
*Yazarın on dördüncü kitabı da yayınlandı.
*Belediyeler sık sık güz etkenlikleri yapıyor.
*Çocukların birbirleriyle uygunluk içinde olmaları çok güzel.
*Bu iki olay arasında hiçbir ayrıcalık yok.
*Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun.
*Kar yolu kapadığı için geçit servis yolundan sağlanıyordu.
3) Sözcükleri Yanlış Anlamda Kullanma:
Sözcük anlamlarına uygun yerde kullanılmadığı zaman ya da yanlış anlama gelecek şekilde kullanıldığında anlatım bozukluğu doğar.
*Bu onların bolluğa düştükleri zaman bile savurganlık etmelerine yol açar.
*Şimdi size yarın yayınlanacak programlardan bazılarını hatırlatıyoruz.
*Bence sizin bu sınavı kaybetme şansınız hiç yok.
*Alınan bunca borç Türkiye’nin Avrupa’ya bağımlı olmasını sağladı.
*Bugün dünyanın yüz kırk ülkesinde cüzamlılar günü kutlanıyor.
*Bu yıl babamın yüzünden sınıfı geçtim.
*Annesi iyi çorap dokurdu.
*Ektiğin fidanlar meyveye döndü.
*Her türlü girişimden çekinmeyen biriydi.
*Aldıkları para mutluluklarına yol açtı.
*Cumhuriyet 1923 tarihinde ilan edildi.
*Ben 21 Mart 1978 yılında doğmuşum.
*Uzun bir ders yılı daha tamamlanmak üzere tatil iyice yanaştı.
*Tırnakların bir hayli büyümüş.
*Dünden itibaren yağmur yağıyor
*Adamın başına silahı dayayarak cebindeki parayı çalmışlar.
*Bize yapılacak her türlü baskı bizi yolumuzdan alıkoyamayacaktır.
*Bu gençleri azımsamak ,onların başarılı olacaklarına inanmamak doğru değil.
4) Sözcüğün Yapısındaki Yanlışlık:
Bir sözcük dilbilgisi kurallarına aykırı türetilirse anlatım bozukluğu doğar.
*Mehmet Efendi on beş yıldır bakkalcılık yapıyor.
*Yiyecekleri kokturmuşsun.
*Bölgevi sorunlar artıyor.
*Her şeyi pahalılandırmışsınız.
*Bilinçleşmenin gerçekleşmesini eğitim sağlayacaktır.
*Dilimizi çirkinletmeyelim.
*Sizce bu kişi kaçtı mı kaçtırıldı mı?
5) Yerinde Kullanılmayan Sözcük veya Öğeler:
Bir sözcüğün cümlenin akışına veya anlamına uygun yerde kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.
*Hakan çok iyi futbolcu ama fazla topla oynuyor.
*Bu çocuk seneye yüksek inşaat mühendisi olacak.
*Eski Adana millet vekillerinden biri daha ölmüş.
*Günde kırk kere limonlu salatalık turşusu satan dükkana uğrardı.
*Cesetler çok denizde kaldığından çürümüş.
*Burada her Allah’ın günü kaza oluyor.
*Başbakan Çin’e bu yılın sekizinci büyük gezisini yapıyor.
*Değil bir lokma ekmek bir tabak yemek yine bulamaz.
*Bakanımız bir hafta içinde petrol üreten ülkeleri gezecek.
*Ağrısız kulak delinir.
*Atatürk’ün 119.doğum yılı törenle kutlanmıştı.
*Bu yemek fazla dışarıda kaldığı için bozulmuş.
*THY’ye ait 158 yolcunun bulunduğu uçak denize düşmüş.
6) Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması:
Bir cümlede anlamca birbirine ters olan sözlerin birlikte kullanılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.Genellikle kesinlik ihtimal çelişkisi görülür.
*Hiç şüphesiz bu olaya en çok üzülen başkan olsa gerek.
*Şüphesiz sanatçı bu alanda çok başarılı eserler vermiş olmalı.
*Kesinlikle söyleyebilirim ki tedavi hastayı ayağa kaldırabilir.
*Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış olmalısınız.
*Müdür Bey bu adam için:”Çok mütevazı , burnundan kıl aldırmayan biridir.”diyor.
*Artık kesinlikle böyle bir hataya düşmeyebilir.
*Okulu bitireli hemen hemen tam on yıl oldu.
*Elbette onunla birlikte gitmiş olabilirler.
7) Deyim ve Atasözü Yanlışları:
Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış ve halk diline,kültürüne yerleşmiş kelime gruplarıdır.Bu yüzden deyimlerdeki kelimeler kesinlikle değiştirilemez.Kullanılan deyim, cümleye de uygun olmalıdır.
*Babasını görünce paçaları tutuştu.
*Çok acıktım midem zil çalıyor.
*O kadar kalabalık ki çuvaldız atsan yere düşmez.
*Ona ayak bağı oluyor , işini çabuk bitirmesini sağlıyordu.
*Ona yardım et elinden geleni ardına koyma.
*Alma garibin ahını çıkar aheste aheste.
*Ev sahibi ,Ayşe Hanıma bu ne şıklık böyle deyince Ayşe Hanım üzerine alındı.
*Konferansta konuşmacının anlattıkları herkesin dikkatini çekmişti.Tüm dinleyiciler kulak kabartmış ,konuşmacıyı dinliyordu.
*Bu görüntüler karşısında saçlarım diken diken oldu.
*Bu konuyu onunla bir görüş o yol yolak bilen biridir.
8) Gereksiz Yardımcı Eylemler Kullanma:
Türkçede doğrudan fiil olarak çekimlenebilecek bir kelimenin yardımcı eylem alarak çekimlenmesi yanlıştır.
*Boşuna umut etme oraya gelmeyeceğim.
*Benden kuşku etmemelisin.
*Senin düşüncelerin hiçbir zaman bana etki etmez.
*Bu işi onun yapabileceğinden şüphe etmiyorum.
Not:Bu konuyu bazı kaynaklar anlatım bozukluğu olarak kabul etmez.ÖSS’de de şimdiye kadar böyle bir soru çıkmamıştır.
9) Mantık Hataları:
İyi ve sağlam bir cümlenin temel mantık ilkelerine uygun olması gerekir aksi taktirde anlatım bozukluğu yapılmış olur.
*Seninle değil şehir içinde gezmek, dünya turuna bile çıkılmaz.
*Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık.
*Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme;hatta sara nöbetlerine dahi yol açabilir.
*Tezgahtar müşterinin aldığı oyuncağı kağıda sardı ve müşteriye verdi.
*Karar TBMM’nin 230′a karşı 190 oyla aldığı bir kararla kabul edildi.
10) Zamir Eksikliğinden Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları:
Bazı cümlelerde iyelik zamiri kullanılmadığı taktirde bir anlam belirsizliği ortaya çıkar.Cümlenin başına hem senin hem de onun zamirini getirebiliyorsak orada bir anlam belirsizliği vardır.Bu tip cümlelerdeki anlam belirsizliğini gidermek için cümlenin uygun bir yerine iyelik zamirinin getirilmesi gerekir.Aksi taktirde anlam belirsizliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu doğar.
*Ehliyetini polis almış öyle mi?
*Bana ne söyleyeceğini biliyorum.
*Geleceğini ben biliyordum.
*Yarışmada birinci olduğuna sevindim.
Not:Bazen de bu belirsizlik noktalama işaretleriyle giderilir.
*Hırsız, çocuğu kovaladı.
*Genç, adama seslendi.
*O, soruları yapamadı.
11) Karşılaştırma Hataları:
Bazı cümlelerden iki farklı anlam çıkabilmektedir.Bu tip karşılaştırma bildiren cümlelerdeki anlatım bulanıklığı giderilmediği taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.
*Adam,politikayla karısından çok ilgileniyor.
*Bu kötü insanlara sizden çok kızıyorum.
*Sen onu benden çok aradın.
DİLBİLGİSİ BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI
1) Yüklem Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:
Yüklemle ilgili yanlışlıklar, yüklemin çatı,kişi,zaman,yardımcı eylemler,ek eylemler gibi noktalarda cümleye uygunluk göstermemesi durumudur.
*Kahvaltıda peynir,ekmek ve çay içtik.
*İçkiyi az sigarayı hiç içmem.
*Kimin dürüst,kimin dürüst olmadığını biliyor.
*Suçlamaların yersiz ve doğru olmadığını söyle.
*Baloya güzel bir elbise ve pahalı mücevherler takarak gelmişti.
*Çocuklarıyla bazen çok bazen de hiç ilgilenmezdi.
*Sabahları erken kalkar ve sakin havada koşuyordu.
*Annem yemek pişiriyor biz de ona yardım ediyorduk.
*Boyu kısa , bedeni de pek biçimli değildi.
*Aldığı şeyler hem pahalı hem de kaliteli değilmiş.
*Bu geziye okulumuz öğrencilerinden ve disiplin cezası almayanlar katılabilecek.
2) Özne Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:
Cümlede öznenin bulunmamasından,öznenin gereksiz ekler almasından, ya da özne olmayacak bir sözün özne gibi kullanılmasından kaynaklanır.
*Dernek müdürünün yetkileri alındı ve kovuldu.
*O insanların sayısı azalıyor bulunmaz oluyor.
*Belediye tarafından yaptırılan dört katlı binanın inşaatı bitirildi ve hizmete girdi.
*Yaşlı adamın parası alınarak evine gönderildi.
*Viraja hızlı giren aracın lastiği patladı ve kaza yaptı.
*Herkes kazayı seyrediyor, yardım etmeyi düşünmüyordu.
*Hastanın durumu gittikçe kötüleşiyor,yerinden kalkamıyordu.
*Filmin güzelliği herkesi etkiledi;çünkü güzel çekilmişti.
3) Özne Yüklem Uyuşmazlığından Kaynaklanan Anlatım Bozukluğu:
Öznenin tekillik çoğulluk ve şahıs bakımından uyuşması gerekir;aksi taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.
a) Topluluk isimleri özne ise yüklem tekil olur;ancak topluluk isimleri çoğul eki alıyorsa yüklem de alabilir.
*Bizim takım sahaya çıktılar.
*Takımlar nihayet sahaya çıktılar.
*Ordular uzun süredir savaşıyor.
b) Bitki,hayvan,cansız varlık ve organ isimleri çoğul durumda özne ise yüklem tekil olur.
*Nedense köpekler sabaha kadar havladılar.
*Çiçekler sıcaktan kurumuşlar.
*Bu sıralar çok sağlam yapılmışlar.
*Seni görünce gözlerim dolar.
Not:İnsan dışı varlıklar kişileştirme yolu ile çoğul özne ise yüklem de çoğul olabilir.
*Martılar denize dalıp dalıp çıkıyorlar.
*Martılar bize selam getirdiler.
*Dağlar beyaz şallarını omuzlarına attılar.
c) Eylem isimleri ,çoğul özne ise yüklem tekil olur.
*Gülüşmeler çok uzun sürdüler.
*Tartışmalar sabaha kadar devam ettiler.
d) Çoğul sayılar özne ise yüklem tekil olur.
*İki kişi bankayı soymuşlar.
*Derse on öğrenci girmediler.
*Bana beş soru bıraktılar.
e) Saygı,sitem,küçümseme gibi durumlar için özne tekil de olsa yüklem çoğul yapılabilir.
*Ahmet Bey bizi hatırlamadılar.
*Ayşe Hanım odasında yoklar.
f) Öznede belgisiz zamir ya da belgisiz sıfat varsa yüklem tekil olur.
*Hiçbiri sizi görmüyorlar.
*Herkes bu konuda aynı fikirdeydiler.
*Birçok kişi aynı sorunu tartışıyorlar.
g) Bir cümlede birden fazla özne varsa ve bu öznelerin biri 1. kişi ise yüklem 1. çoğul olur.
*Ali, Ahmet ve ben dün size uğramıştık.
*Ben ve kardeşim size inanmıyoruz.
h) Birden fazla özneden biri 2.kişi ise yüklem 2.çoğul;öznelerin biri 3.kişi ise yüklem 3. çoğul olur.
*Sen ve kardeşin derse girmemişsiniz.
*Ahmetle o bu akşam gelecekler.
*Ben,sen,o burada nöbet tutacağız.
*O ve Murat bunu hemen yapacaklar4)Tümleç Yanlışları:
Özellikle sıralı cümlelerde tümleç (dolaylı tümleç,nesne,zarf tümleci) kullanılması gereken yerde kullanılmamışsa anlatım bozulur.Bir tümlecin birden çok yüklem için ortak kullanımı mümkündür.Ancak bu ortak tümleç yüklemlerden birine dahi uymazsa cümlede anlatım bozukluğu doğar.Tümleç yanlışlarını şu başlıklar altında inceleyebiliriz:
a) Dolaylı Tümleç Eksikliği:
*Düşman kenti bombaladı ; ama giremedi.
*Çukurova’nın toprağı insanı diriltir, umut verir.
*Sizi önemseyen ve inanan insanlar var.
*Gençlerden çok şey bekliyoruz;fakat değer vermiyoruz.
*Kadının içeri girmesiyle çıkması bir oldu.
*Bu evden nefret ediyordu ;ancak darda kalınca geliyordu.
b) Zarf Tümleci Eksikliği:
*Yeni yetişen sanatçılara yardım eder,ilgilenirdi.
*Bir daha seni görmek ve karşılaşmak istemiyor.
*Arkadaşlarını aradı,sonra buluştu.
*Kötü bir beste yaptığımda beni eleştirir ve tartışırdı.
*Senin sorunlarını çözmeye çalışıyor; başa çıkmak için uğraşıyoruz.
c) Nesne Eksikliği:
*Size teşekkür etmek ve kutlamak istiyor.
*Yazıya özendiği,dikkatle yazdığı belliydi.
*Sana telefon açmış,merak ediyormuş.
*Evin onarımını haftaya bitirecek , sonra da satacak.
*Bu kuralların gerekli olduğunu biliyorum;ama uygulayamıyorum.
*Yardıma muhtaç olanlara yardım eder , doyururdu.
*Onun sıcacık sesi bize ulaşır,mutlu ederdi.
*Yazılarında, halkı soyanlara çatar,yerin dibine batırırdı.
*Suçlunun evini bastılar,yakalayıp polise teslim ettiler.
5) Tamlama Yanlışları:
a) Bir sıfatla bir adın ortak tamlanana bağlanması anlatımı bozar:
*Doğa ve toplumsal olayları inceledik.
*Dün epik ve aşk şiirleri okuduk.
*Askeri ve devlet okullarına giriş sınavı yapılacak.
*Gençlik, duygusal ve kişilik sorunları yaşıyor.
*Politik ve ahlak yozlaşması önemli bir sorundur.
b) Çoğul anlamı taşıyan bir sıfattan sonra gelen ad tekil olmalıdır:
*Birçok seneler geçti.
*Bizde iki türlü düşünürler vardır.
*Her türlü tedbirler alındı.
*Birçok festivaller düzenlendi bu yaz.
*Bin türlü çiçekleri derledim sana.
c) Tamlayan Eki Eksikliği:
*Her önüne gelen aklına esen sözcüğü dilimize mal etmesi yanlıştır.
*Bu duygular geçici ve insanı yanıltıcı olduğu bilinmelidir.
*Büyük emek harcanarak yazılan eserler bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir.
d) Tamlayan Eksikliği:
*Öğrenciye bir şey vermeden gelişmesini umma.
*Arkadaşına yardım ederek mutlu olmasını sağladı.
*Tanıdıklarından alışveriş yaparak para kazanmalarına katkıda bulunurdu.
*Çocuklarıyla her konuyu konuşur , yanlışa düşmemelerine çalışırdı.
6) Eylem – Eylemsi Arasındaki Çatı Uyuşmazlığı:
Birleşik veya sıralı cümlelerde aynı özneyi alan yüklemlerin her ikisi de etken veya her ikisi de edilgen olmalıdır.
*Bütün sorunlar halledilip öyle gidecekti.
*Bütün sahipsiz hayvanlar toplanıp şehir dışına götürecek.
*Sorular çok dikkatli okuyarak çözülsün.
*Çok emek harcanıp az para kazanabilmiş.

Bütün sözcük türleri, iki gruba ayrılarak değerlendirilir.
A) Ad Soylu Sözcükler:
1) Ad (İsim)
2) Sıfat (Önad)
3) Zamir (Adıl)
4) Zarf (Belirteç)
5) Edat (İlgeç)
6) Bağlaç
7) Ünlem
B) FİİLLER (Eylemler)
1) Adlar: Varlıkları ya da kavramları karşılayan, onları tanımamızı sağlayan sözcüklere “ad” denir.Bir kelimeye -mek, -mak ya da -ma, -me olumsuzluk ekini getiremiyorsak o kelime addır.
* Bahçe, kum, Ali, kitap, çanta, Almanya, Merkür, …
İsimleri:
A) Görev ve anlamlarına göre,
B) Varlıkların türüne göre,
C) Varlıkların sayısına göre,
D) Yapılarına göre olmak üzere 4grupta inceleyebiliriz.
GÖREV VE ANLAMLARINA GÖRE İSİMLER
1) Somut İsimler: Taş, kitap, çiçek, …
2) Somut İsimler: Akıl, sevgi, saygı, şeytan, iyilik, keder, …
3) İş ve Eylem Gösteren İsimler: Fiil soylu kelimelere “-mek, -mak, -ış, -iş, -me, -ma” ekleri getirilerek türetilen ve iş, oluş, eylem bildiren isimlerdir.Bunlara “fiilimsi” (isim-fiil) de denir.
* Çalışmak, uyumak, dokunma, eğlenme, bakış, gülüş, …
VARLIKLARIN TÜRÜNE GÖRE İSİMLER
1) Özel İsimler: Tek olan, diğer varlıklara benzemeyen varlıkların özel adlarıdır.
* Köroğlu, Nedim, Türkçe, Mehmet, Minnoş, Pamuk, Türk Dil Kurumu, …
2) Tür (Cins) İsimleri: Aynı türden birçok varlığın ortak adlarıdır.
* El, ayak, kardeş, amca, kedi, kaşık, şehir, kasaba, …
VARLIKLARIN SAYILARINA GÖRE İSİMLER
1) Tekil İsimler: Aynı türden varlıkların bir tekinin adıdır.
* Çocuk, ay, kalem, kitap, elbise, …
2) Çoğul İsimler: -ler, -lar çokluk ekini almış isimlerdir.
* Çocuklar, ağaçlar, kitaplar, öğrenciler, …
3) Topluluk İsimler: Biçim bakımından tekil göründüğü halde çokluk ya da topluluk anlamı veren adlardır.
* Ordu, alay, sürü, kurultay, meclis, takım, …
YAPI BAKIMINDAN İSİMLER
1) Basit İsimler: Hiçbir yapım eki almamış isimlerdir.
* Araba, insanlar, evimiz, yoldan, tahtayı, çanta, kuşlarım, …
2) Türemiş İsimler: İsim ya da fiil kök ve gövdelerinden yapım ekiyle türeyen isimlerdir.
* Yol-cu, meslektaş, silgi, ölüm, …
3) Birleşik İsimler: İki ismin aralarına başka bir kelime girmeyecek şekilde birleşip kalıplaşmasıyla oluşan isimlerdir.
* Anayurt, Çanakkale, açıkgöz, boşboğaz, aslanağzı, gecekondu, ateşkes, biçerdöver, bakarkör, giderayak, …
Msn Öğretmen öss kpss Gazeteler Sohbet hazır mesajlar ders izle Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savaşı şiir
İSİM TAMLAMALARI
1) Belirtili Ad Tamlaması: Tamlayanın “-in” ilgi ekini tamlananın da “-i, si” 3.tekil kişi iyelik ekini aldığı tamlamalardır.
NOT: Belirtili isim tamlamasını bulmak için tamlanana neyin, kimin sorularını sorarız.
Türkçe’nin önemi,
Yolun sonu,
Ali’nin amcası,
Arabanın boyası,
Fırtınanın gücü,
Bizim köyümüz.
2) Belirtisiz Ad Tamlaması: Tamlayanı yalın halde bulunan, tamlananı 3.kişi iyelik ekini alan tamlamalardır.
* Sokak kapısı,
* Tarla kuşu,
* Çam ağacı,
* Okul müdürü,
* Hızlı koşanı (sıfat)
* Devlet memurları
NOT: Belirtisiz isim tamlamasını bulmak için tamlanana “-ne” sorusunu sorarız. “Nasıl, ne kadar, kaç, hangi” gibi sorular sıfat tamlamasını buldurur.
3) Takısız Ad Tamlamaları: Tamlayan ve tamlananın tamlama ekleri almadan oluşturdukları ad tamlamasıdır.Bu tür tamlamalarda tamlayan, tamlananın ya neye benzediğini ya da neden yapıldığını anlatır.
* Yünden çorap
* Çelik tencere
* Ahşap dolap
* Taş duvar
* Bakır tel
Tamlayan tamlananın neden yapıldığını belirtiyor. Tamlayanla tamlananın arasına “den” ekini getirdiğimizde anlam bozulmuyor.Oysa sıfat tamlamalarında bozulur.
* Sarı çorap (sıfat)
* İnci (gibi) diş
* Kömür göz
* Altın kalp
* Çelik bilek
Tamlayan, tamlananın neye benzediğini ifade ediyor.Tamlayanla tamlananın arasına “gibi” edatını getirirsek sıfat tamlamasıyla karıştırmayız.Çünkü sıfat tamlamalarının arasına “gibi” edatını getiremeyiz.
NOT: Takısız isim tamlamalarının tamlayanları doğada tek başına bulunurken sıfat tamlamalarındaki doğada tek başına bulunmaz.
4) Zincirleme Ad Tamlamaları: Bir ad tamlamasının üçüncü bir adla ya da başka bir ad tamlamasıyla oluşturduğu tamlamaya zincirleme ad tamlaması denir.
* Bahçe kapısının anahtarı
* Çevre yolunun ağaçlandırma çalışmaları
Ad Tamlamalarıyla İlgili özellikler:
1) Belirtili ad tamlamalarında tamlayan çoğul, tamlanan da belgisiz bir sözcük olursa tamlayan eki “-in” yerine “-den” eki kullanılabilir.
* Aşağıdakilerden hangisi (Aşağıdakilerin hangisi)
* Yolculardan biri (Yolcuların biri)
2) Belirtili ad tamlamalarında kimi zaman tamlayan ile tamlanan yer değiştirebilir.
* Tadı yok sensiz geçen günlerin.
3) Belirtili ve zincirleme ad tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına sözcükler girebilir.
* Masanın ayağı: (Masanın kırık ayağı)
* Evin borcu.(Evin bir türlü bitmek bilmeyen borcu)
4) Belirtili ad tamlamalarında tamlayan, tamlanan ya da ikisi birden zamir olabilir.
* Onun kızı (Tamlayan zamir)
* Çocukların bir çoğu (Tamlanan zamir)
* Onların bir çoğu (Tamlayan da tamlanan da zamir)
5) Tamlayanı zamir olan belirtili ad tamlamalarında tamlayan genellikle düşer.Bunlara “tamlayanı düşmüş ad tamlaması” denir.
* Olayı bize babası anlatmıştı. (Onun babası)
* Evimiz çok güzel oldu. (Bizim evimiz)
* Paran var mı?(Senin paran)
6) Bir tamlayan, birden çok tamlanan için;bir tamlanan da birden çok tamlayan için ortak kullanılabilir.
* Evin kapısı ve penceresi açık kalmıştı.(Tamlayan ortak)
* Ahmet’in, Murat’ın ve Deniz’in velisi toplantıya katılmadı.(Tamlanan ortak)
ADLARDA KÜÇÜLTME
Adlarda küçültme “cik ve ceğiz” ekleriyle sağlanır.
* Şu tepeciği aşarsak köy görünür.(Küçük tepe)
* Çocukcağız evin yolunu şaşırdı.(Küçük çocuk)
Adların sonuna getirilen “cik, ceğiz” ekleri adlara değişik anlamlar da katabilir.
* Anneciğimi çok özledim.(Sevgi)
* Bir milyarcık borç verir misin?(önemsememe-azımsama)
NOT: -cik eki kimi zaman somut bir varlığa ad oldukları zaman küçültme anlamını yitirebilir.
* Mehmetçik (Türk askeri)
* Gelincik (Çiçek ismi)
* Maymuncuk (Kapı kilidini açan araç)
ÇOĞUL EKİNİN (-LER, -LAR) GÖREVLERİ VE EKLENDİĞİ SÖZCÜKLERE KATTIĞI ANLAMLAR:
-Ler, -lar eki eklendiği sözcüğe her zaman çoğul anlamı katmaz;farklı anlam ilgileri de katabilir.
* Birazdan Zeynepler gelir.(Belirli bir aileyi belirtiyor)
* Bu cami Karahanlılar döneminde kalma.(Sülale, soy anlamı katmış)
* Müdür Beyler henüz gelmediler.(Saygı)
* Hanımefendiler daha uyanmadılar. (Alay, küçümseme, sitem anlamı katmış)
* On yaşlarında bir çocuktu.(Yaklaşık anlamı katmış)
* Hasta ateşler içinde kıvranıyordu.(Abartma)
* Anadalu’da Yunus’lar bitmez.(Özel ada benzerleri anlamı katmış)
* Akşamları televizyon seyrederim.(Belgisiz sıfat yerine geçerek “her” anlamı katmış)
