Yuklenirken kucuk bir hata olustu ! Lutfen sayfayi yenileyiniz ( press F5 )
 

Yorum

İntibah – Namık Kemal

A. ESERİN ÖZETİ :

Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Ali Bey,yirmi iki yaşlarında iyi bir eğitim ve öğrenim
görmüş bir gençtir.Yalnız hayat tecrübesinden yoksundur.
19.yy’ın seçkin gezinti yerlerinden biri olan Çamlıca’da dolaşırken çok güzel bir kadınla tanışır.Kadının adı Mahpeyker’dir.Genç adam, ilk karşılaÅŸmada ilgi duyduÄŸu bu kadını derin bir aÅŸkla sevmeÄŸe baÅŸlar. Bu ilk tanışmadan sonra hemen her hafta Mahpeyker’le buluÅŸmak üzere Çamlıca’ya gider. Oysa kadının kirli bir geçmiÅŸi vardır ve Ali Bey’in sevgisine layık deÄŸildir.Bu durumun farkında olmayan ve onu da kendisi gibi temiz bir sevda içinde hayal kuran genç adam, kısa zamanda eini ve iÅŸini ihmal etmeye baÅŸlar.Zamanla geceleri bile evine uÄŸramadığı olur. Bir süre sonra ailesi, Ali Bey’in durumunu öğrenirler.Onu, zor kullanarak,bu durumdan kurtarmaktan çek, baÅŸka çarelere baÅŸvururlar.Delikanlının annesi oÄŸlunu dış etki ve baÄŸlardan kurtarmak için eve genç ve çok güzel bir cariye alır.Cariyenin adı DilaÅŸub’dur.Bu cariye temiz,saf,iyi ahlaklı bir gencecik kızdır.Annenin amacı, Ali Bey’in DilaÅŸub’u sevmesi, böylelikle yakasını sokak kadını Mahpeyker’den kurtarmaktır.Ne var ki, iyi düşünülmüş bu çare umulanı vermez;Ali Bey, DilaÅŸub’un dfarkında bile deÄŸildir.Her geçen gün çoÄŸalan bir sevdayı Çamlıca’ya, Mahpeyker’e taşımaya devam eder. Aradan bir süre geçmiÅŸtir.Bir seferinde yine sevgilisine gidip onu evinde bulamayan Ali Bey, bir tesadüf v küçücük bir inceleme sonucu,onun nasıl bir kadın olduÄŸunu öğrenir.Büyük bir sarsıntı geçirir.O, bu sarsıntılarla bocalarken,annesi ustalıkla DilaÅŸub’u yeniden karşısına çıkarır.Avunmak ihtiyacı ile yanan genç adam bu sefer genç,güzel cariye ile ilgilenir.DilaÅŸub da zaten çoktan beri Ali Bey’i sevmektedir.Evlenmeleri kararlaÅŸtırılır. Öte yandan Ali Bey’in kendisine uÄŸramadığını gören ve sebebini araÅŸtıran Mahpeyker,durumu öğrenince büyük bir öfkeye kapılır;iki gençten intikam almaya karar verir.Birçok tanıdıkları aracılığı ile hazırladıkları iftiraları yaÄŸdırmaya baÅŸlar.Bu iftiraların ağırlık noktası,DilaÅŸub’un da,kendisi gibi,iffetsiz bir kadın olduÄŸu ÅŸeklindedir.Ali Bey, kısa zamanda bu iftiraların etkisinde kalır.Onun karısına olan sevgisi zaten bir tesellinin ucuna baÄŸlanmış bir düğümden ibaret olduÄŸu için, çabucak kine ve düşmanlığa döner.Nihayet bir gün karısını adam akıllı azarlar,döver:bununla da yetinmez, genelevlerden birine kapatılmak üzere zavallıyı bir esirci tellalına satar.Esirci tellalı aslında Mahpeyker’in adamlarındandır.DilaÅŸub’u alıp doÄŸru Mahpeyker’e götürür.Mahpeyker, paralı ve genç sevgilisini elinden almış olan mazlum kadını, kendisine baÄŸlı evlerden birinde sermaye olarak kullanmaya baÅŸlar.

Üst üste uÄŸradığı gönül kırıklıkları ve yaÅŸadığı düzensiz hayat Ali Bey’in saÄŸlığını sarsmıştır.Bunun sonucu olarak hastalanır.OÄŸlunun kötü bir sona gittiÄŸini sezinleyen annenin de hastalığı artar;sonunda bu kahırlara dayanamayarak ölür. Ali Bey’e karşı olan kini bir türlü sönmeyen Mahpeyker, DilaÅŸub gibi onuda büsbütün mahvetmek kararındadır.Bu kararını gerçekleÅŸtirmek üzere bir plan düzenler:Ali Bey’i bir eÄŸlenti evine çağıracak ve orada bir yolunu bulup öldürecektir.Kocasını her zaman sevmiÅŸ olan,hala da seven DilaÅŸub, bu planı öğrenir.Büyük zorluklarla, gizli yollardan ona haber salar, hakkındaki kötü hazırlığı kendisine bildirir.Bu habere önce inanmayan Ali Bey,gittiÄŸi evde durumun gerçekten de böyle olduÄŸunu öğrenince bir yolunu bulup kaçar vekurtulur.EÅŸinin kurtuluÅŸundan dolayı büyük bir mutluluk içine düşen DilaÅŸub, onun kaçarken bıraktığı paltosuna sarılır ve yatağına girer.Biraz sonra genç adamı öldürmekle görevli kiralık katil odaya girer.Karanlık odada göz yordamı ile aranırken, köşede palyolu birinin uyuduÄŸunu görür; usulca yanına sokulup elindeki bıçağı kelbine saplar,kadıncağızı öldürür. Bu arada Ali Bey, karakola gitmiÅŸ birkaç emniyet görevlisi alarak yeniden eve dönmüştür.İçeri girip de DilaÅŸub’un kanlar içinde yüzen cesedini görünce çılgına döner.Tam o sırada dudaklarında zalim bir tebessümle, içeriye Mahpeyker girmektedir.Kendini kaybeden Ali Bey, DilaÅŸub’u öldürn bıçağı kapıp Mahpeyker’i delik deÅŸik eder ve yanındaki emniyet görevlilerine teslim olur. Ali Bey; artık herÅŸeyii ,saÄŸlığını,sevdiÄŸi kadını,ÅŸeref ve onurunu, servetini yitrmiÅŸ bir zavallı bir insandır.Bu büyük elemlerim havası içinde bir süre hapishane köşelerinde sürünür ve birgün tam bir hüsran içinde son nefesini verir.

3. MUHTEVA BİLGİSİ

A. ANA FİKİR :

Karşılaştıkları olaylar hakkında derinlemesine değerlendirme yapmadan karar veren insanlar çoğu zaman yanlış yaparlar.Ve ne yazık ki bu karardan dönmeleride çok zor olur.Genellikle son pişmanlık fayda etmez.

B. ALINACAK DERSLER :

· Güvendiğimiz insanları iyi tanımamız lazımdır.
· Sevdiğimiz insanları seçerken çok dikkatli olmalıyız.
· Kalbimizin sesini dinlerken beynimizin de sesini dinlamaliyiz.
· Aşık olunmaması gereken kişilere aşık olanların hayatları alt-üst olur.
· Seçimlerimiz yaparken sonuölarını göz önünde bulundurmalıyız.
· Kaybedecek birşeyi olmayanlar hiçbir şeyden korkmazlar.
· Düşünerek karar vermeliyiz.
· Bir anlık zevkler uğruna hayatımızı karartmamalıyız.

B. OLAYIN KİŞİLERİ VE TAHLİLLERİ :
( 1 ) FİZİKİ TAHLİLİ

ALİ BEY : Yirmi bir, yirmi iki yaşlarında yakışıklı bir delikanlıdır.Sarı benizli, kızların
dikkatini toplayacak derece çekicidir.Mahpeyker’in ona vurulmasının tek sebebi de onun bu karşı konulmaz çekiciliÄŸidir.
MAHPEYKER : Boyu posu gayet düzgün, siyahımsı samur saçlı, incerek düz kaşlı,
noktalı yeşil gözlü, çekme burunlu,ufacık ağızlı, kor dudaklı bir kadındır.
ATIF BEY :AÅŸağı yukarı Ali Bey’le aynı yaÅŸtaydı.Zarif biri olan Atıf Bey terbiyeli olduÄŸu
kadar düzgün giyimli ve bakımlı bir adamdır.
MESUT BEY : Ellili yaÅŸlarda olan Mesut Efendi’nin ÅŸakkalarına aklar düşmüş, yüzünde çizgiler belirginleÅŸmiÅŸtir.Terbiyesini dış görünüşüyle açığa çıkarır.
FATMA HANIM : Ali Bey’in annesi olan Fatma Hanım, özellikle kocasının ölümünden sonra iyice yaÅŸlanmıştır.Ölmeden önce oÄŸlunun mürüvvetini görmek ister.
ABDULLAH EFENDİ: Çok zengin olan Abdullah Efendi, Suriyeli bir Arap’tır.Yaşı
yetmişi geçtiği halde kadın, kız peşinde koşmaktan kendini alamaz.Yüzüne bakılamayacak kadar suratsız, çirkin bir adamdır.Yüzü çiçek bozuğundan delik deşik, rengi zenci hurması denilecek drecede koyu esmerdir.Gözü de hastalıklardan dolayı hem pereli hem de çipildi.Alt kısmı frengiden dökülmüş çentik,yarım burnu;fırça yüzü görmemiş çürük dişleri; uyuz hayvan tüyü kadar seyrek bıyık ve sakalı, yüzünün korkunçluğunu bir kat daha arttırmaktadır.

DİLAÅžUB : Vücudunun tüm güzellikleriyle tam bir melektir.GüzelliÄŸiyle Ali Bey’i etkileyen DilaÅŸub,sçları sırma gibi sarı; alnı duru ve beyaz; tatlı mavi gözleri ve gülpembe yanaklarıyla çok çekiciydi.

( 2 ) RUHİ TAHLİLİ

ALİ BEY : Vatanımızın kültür merkezi olan İstanbul’da büyümüş, özel öğretmenlerden ders almış, çok muhteÅŸem ÅŸekilde öğrenim görmüştür.O kadar ki;daha on yaşına bastığı zaman birkaç yabancı dl öğrenmiÅŸti.Ali Bey’in terbiyesine ve davranışlarına bakanlar kendisini adeta bir melek zannederlerdi.Fakat Ali fazlaca sinirli ve kanı oynak birisiydi.Bunun neticesi olan hiddetini, aldığı terbiye ve gördüğü ÅŸefkatli muameler sayesinde, herhangi bir ÅŸeye karşı lüzumundan fazla, adeta esirlik derecesinde düşkünlüğü hemen her halinden anlaşılırsı.Her neye merak sarsa, bütün iÅŸlerini bir yana bırakır, dünyayı unutur, sadece onunla meÅŸgul olurdu.Bir ÅŸeyi arzu eder de gerçekleÅŸtirmesinde küçük bir engele rastlasa, arzusu ne kada önemli olursa olsun, onu gerçekleÅŸtirmek için en büyük fedakrlıktan çekinmezdi.Hatta ufak bir emeline ulaÅŸamıyınca günlerce hastalanır; geceleri gizli gizli aÄŸlardı.

MAHPEYKER : Terbiye ve ahlak bakımından Ali Bey’in tamamen zıddıydı.Alçak ve
namussuz bir aileden yetiÅŸmiÅŸ; daha on dört, on beÅŸ yaşına gelmeden rezaletin her çeÅŸidini öğrenmiÅŸti.Biraz okuyup yazma öğrendiÄŸi ve hemen bütün ÅŸahitlerini İstanbul’un tanınmış aÅŸifteleriyle geçirdiÄŸi için ÅŸeytani zekası çok geliÅŸmiÅŸti.İstediÄŸi adamı elde edip ona keyfinin istediÄŸi ÅŸekilde tahakküm ederdi.Son derece ÅŸehvet düşkünü olduÄŸu için hoÅŸlandığı erkekleri bin cilveyle hükmü altında tutmak ister ve bunu daima ustalıkla becerirdi.Yakışıklı erkekleri gerçekten severdi; fakat yılan bir adama nasıl sarılırsa bu da öyle sarılmak isterdi.Ve o erkeÄŸin yalnız kendisine ait olmasını isterdi.
ATIF BEY : Ali Bey’in iÅŸ arkadaşı olan Atıf Bey en az Ali Bey kadar terbiyeli ve
karakterli bir insandır.Kısa zamanda ALİ Bey ile canciğer arkadaş ve sırdaş
olmuÅŸtur.Fikirleri ve nasihatlarıyla Ali Bey’e yardımcı olmaya çalışmaktdır.
MESUT BEY : Atıf Bey’in dayısı olan Mesut Bey İstanbul’un her köşesine sokularak çeÅŸitli olayların içinde yoÄŸrulmuÅŸ, dünyanın kaç bucak olduÄŸunu anlamış, tecrübeli bir adamdı.Kötülerin düşmanı iyilerin dostuydu.
FATMA HANIM : OÄŸlunu gayet terbiyeli ve olgun ÅŸekilde yetiÅŸtirmeye dikkat ederdi.OÄŸlunun başına gelebilecek en ufak kötülük onu mahfederdi.Özellikle Mahpeyker’e aşık olduktan sonra oÄŸlunun geleceÄŸinden şüphe eder olmuÅŸtu.Asıl isteÄŸi ölmeden önce hayırlısıyla oÄŸlunun mürüvvetini görmekti.
ABDULLAH EFENDİ : Suriye’nin en alçak, en ahlaksı adamlarından biriydi.Ortak olduÄŸu tüccarları batırarak çok para kazanmış, bin bir hile ve düzenbazlıkla servetini kat kat arttırmıştı.Mahpeyker’le tanıştıktan sonra ona büyük bir ilgi duymuÅŸtur.
DİLAÅžUB : Bir cariye olarak Ali Bey’in evine girmiÅŸtir.Ali Bey’le evlendikten sonra
iftiraya uÄŸraması sonucu satılmış ve Mahpeyker’in eline düştükten sonra bin bir sıkıntı ve iÅŸkenceye göğüs germiÅŸtir.Aslında Ali Bey’i gönülden sevmektedir.

( 3 ) SOSYAL TAHLİLLERİ

ALİ BEY :Babı-Ali’ de ktiplik yapan ALİ Bey özellikle bbasının ünüyle tanınmış terbiyeli ve dürüst biridir.Zor duruma düştüğünde babasından kalan mirası sayesinde geçinebilmiÅŸtir.
MAHPEYKER : Tam anlamıyla bir aşiftedir.Kendisinin bu aşifteliği annesinden
kalmadır.Küçük yaştan beri her türlü namussuzluğu ve ahlaksızlığı ypmıştır.Aklı fikri beğendiği erkeklerle birlikte olmaktadır.
ATIF BEY : İstanbul’un ileri gelen ailelerinden birinin çocuÄŸu olarak yetiÅŸmiÅŸtir.
EÄŸitimini tamamladıktan sonra Babı-Ali’ de katiplik yapmaya baÅŸlamıştır.
MESUT BEY : Olgun ve terbiyeli karakteriyle, çeÅŸitli yönleriyle tanınmış, güvenilir bir insandır.Gayet tecrübeli olan Mesut Bey İstanbul’u, özellikle de Çamlıca’yı tüm yönleriyle bilmektedir.
ABDULLAH EFENDİ : Aşırı derecede zengin, bir o kadar da şerefsiz ve namussuzdur.
Mısır’la yaptığı ticaret iÅŸleri sayesinde çok para kazanan Abdullah Efendi’nin yapamayacağı ÅŸerefsizlik ve adilik yoktur.Ondan her türlü kötülük beklenebilir.

TÜR BİLGİSİ :

Edebi eserler insanla ilgili gerçekleri vermeye çalışırlar.Yazar, ister yaşadığı zamanla ilgili olayları ister, yaşamadığı olayları ele alsın, içinde yaşadığımız dünyadan aldıklarını kullanarak gerçeğe uygun bir dünya kurarlar. Gerçekler dünyasında aldıklarını kullanarak gerçeğe uygun bir dünyayı anlatan edebi eserlerin başında roman gelmektedir.
Roman, olayları anlamak ve anlatmak ihtiyacından doğmuş bir edebi türdür.Pek çok romancı, bir olayı değil, bir hayatı veya hayatın önemli bölümlerini anlatmayı amaç edinmiştir.Bu sebeple uzun bir hikaye olarak da tanımlanan romanda olaylar ve kişilerin sayısı fazla olmakta, karakterlerin incelenmesine, ruh çözümlemelerine daha çok yer ayrılabilmektedir.Bunlar aynı zamanda romanı hikayeden ayıran en önemli özelliklerdir. Romanda hikaye değil, hikayeler anlatılır.Karakterler, hareket ve olaylar zinciri olmadan bir hikayenin yazılması çok zordur.Romanlar geniş bir zaman dilimini içerir.Olayların öncesi ve sonrası da anlatılır. Genel olarak romanlarda da hikayelerdeki gibi plan uygulanır. Giriş : Yer. Zaman, kişi ve dekorlar anlatılır. Gelişme : Olaylar düğümlenir, kişiler türlü yönleriyle ele alınır, okuyucu merakı yoğunlaştırılır.

Sonuç : Olayların düğümü çözülür, birtakım neticelere varılır.

Roman türleri : Romantik, realist, natüralist, psikolojik, polisiye ve tarihi olmak üzere roman türleri vardır.


hr
reklam