Yuklenirken kucuk bir hata olustu ! Lutfen sayfayi yenileyiniz ( press F5 )
 

Yorum

Sümela Manastırı Türkçe ve İngilizce Tanıtımı

Türkçesi

Sümela Manastırı , Trabzon ili, Maçka ilçesi, Altındere köyü sınırları içerisinde yer alan Panagia (Meryemana) deresinin batı yamaçlarında Mela (Yunanca ‘siyah’) tepesi üzerinde deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikte yer alan bir Rum manastır ve kilise kompleksi olup, tam adı Panagia Sumela (Παναγία Σουμελά) veya Theotokos Sumeladır.

Tarihçe

Kilisenin MS 375-395 tarihleri arasında inÅŸa edildiÄŸi sanılmaktadır. Anadolu’da sıkça rastlanılan Kapadokya kiliseleri tarzında yapılmış, hatta Trabzon’da MaÅŸatlık mevkiinde benzeri bir maÄŸara kilisesi daha vardır. Kilisenin ilk kuruluÅŸu ile manastır haline dönüşümü arasındaki bin yıllık dönem hakkında fazla bir ÅŸey bilinmemektedir. Karadeniz Rumları arasında anlatılan bir efsaneye göre Atina’lı Barnabas ile Sophronios adlı iki keÅŸiÅŸ aynı rüyayı görmüşler; rüyalarında, İsa’nın öğrencilerinden Aziz Luka’ın yaptığı üç Panagia ikonundan, Meryem’in bebek İsa’yı kollarında tuttuÄŸu ikonun bulunduÄŸu yer olarak Sümela’nın yerini görmüşler. Bunun üzerine birbirlerinden habersiz olarak deniz yoluyla Trabzon’a gelmiÅŸ, orada karşılaşıp gördükleri rüyaları birbirlerine anlatmış ve ilk kilisenin temelini atmışlardır. Bununla birlikte manastırdaki fresklerde sıkça yer alıp, özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Alexios’un (1349-1390) manastırın gerçek kurucusu olduÄŸu sanılmaktadır.
14. yüzyılda Türkmen akınlarına maruz kalan kentin savunmasında ileri karakol görevi üstlenen manastırın statüsünde Osmanlı fethinden sonra bir deÄŸiÅŸiklik olmamıştır. Yavuz Sultan Selim’in Trabzon’da ki ÅŸehzadeliÄŸi sırasında iki büyük ÅŸamdan buraya hediye ettiÄŸi, Fatih Sultan Mehmed, II. Murat, I. Selim, II. Selim, III. Murad, İbrahim, IV. Mehmed, II. Süleyman ve III. Ahmed’in de manastırla ilgili birer fermanları bulunmaktadır. Osmanlı döneminde manastıra saÄŸlanan imtiyazlar, Trabzon ve Gümüşhane bölgesinin İslamlaÅŸması sırasında özellikle Maçka ve kuzey Gümüşhane’de Hristiyan ve gizli Hristiyan köyleri ile çevrili bir alan yaratmıştır.
18 Nisan 1916’dan 24 Åžubat 1918’e kadar süren Rus iÅŸgali sırasında Maçka civarındaki diÄŸer manastırlar gibi bağımsız bir Pontus devleti kurmak isteyen Rum milislerin karargahı olmuÅŸ, nüfus mübadelesi ile bölgedeki Hristiyanların Yunanistan’a gönderilmesinin ardından önemini yitirerek T.C. Kültür Bakanlığı tarafından yakın zamanda onarılana dek kaderine terkedilmiÅŸtir.
Yunanistan’a mübadele ile göçen Karadenizli Rumlar Veria kentinde Sümela adını verdikleri yeni bir kilise inÅŸa etmiÅŸlerdir. Her yıl AÄŸustos ayında tıpkı geçmiÅŸte Trabzon Sümela’da yaptıkları gibi yeni manastırın çevresinde geniÅŸ katılımlı ÅŸenlikler düzenlemektedirler.
Restorasyon
Sümela Manastırı’nda 40 yıldır süren ve 2 milyon TL harcanan restorasyonun sonucu pek çok sanat tarihçisi tarafından tarihi yapının çimentoyla sıvanması, yerel taÅŸ yerine Ankara’dan, Bayburt’tan taşınan taÅŸla yapılması benzeri gerekçelerle orijinalliÄŸi bozulduÄŸu ileri sürülerek eleÅŸtirilmiÅŸtir. Restorasyon adına duvarlarının geliÅŸigüzel sıvandığı, binaların tarihi özelliklerinin bozulduÄŸu iddiaları gündemden düşmeyince Kültür Bakanlığı 27 Kasım 2007′de iddiaları incelemek üzere Bilimsel Danışma Kurulu oluÅŸturmuÅŸtur. Kurulun hazırladığı raporda 1987 yılında hazırlanan projenin ‘eksikler ve olumsuzluklar’ nedeniyle durdurulması ve acilen yeni bir proje hazırlanması istenmiÅŸ, manastırın yıkılma tehlikesinin bulunduÄŸuna ve çevresindeki kaçak yapılaÅŸmaya dikkat çekilmiÅŸtir.

Freskler

Kilisenin içi fresklerle kaplıdır:

  • Asıl kilisenin absid kısmında, güney duvarında yukarıda Meryem’in doÄŸuÅŸu ve mabede sunuluÅŸu, tebliÄŸ, İsa’nın doÄŸuÅŸu, mabede sunuluÅŸu ve hayatı, altta İncilden resimler.
  • Güney kapısında Meryem’in ölümü ve havariler.
  • Kilisenin doÄŸuya bakan yukarı kısmında 2. sırada Genesis, Ademin yaratılışı, Havva’nın yaratılışı, Tanrı’ın tembihi, İsyan (Adem ile Havvanın yasak meyveyi yemeleri), Cennetten kovulma. 3. sırada: Yeniden dirilme, Thomas’ın şüphesi, Kabirde bir melek, Nikaia konsülü.
  • Absid kısmının dışında, yukarıda Mikail, Cebrail bulunmaktadır.

İngilizcesi

Sümela Monastery

The Sümela Monastery Turkish: Sümela Manastırı) stands at the foot of a steep cliff facing the Altındere valley in the region of Maçka in Trabzon Province, Turkey. It is a major tourist attraction located in the Altındere National Park. It lies at an altitude of about 1200 metres overlooking much of the alpine scenery below.
The monastery was founded in the year 386 (during the reign of the Emperor Theodosius I, AD 375 – 395) by two Athenian priests – Barnabas and Sophronius according to the Turkish Ministry of Culture. Legend states that they found an icon of the Virgin Mary in a cave on the mountain and decided to remain in order to establish the monastery.
During its long history, the monastery has fallen into ruin several times and been restored by successive Emperors; During the 6th Century AD, it was restored and enlarged by General Belisarius at the behest of Justinian.
It reached its present form in the 13th century after gaining prominence during the reign of Alexios III (1349 – 1390) of the Komnenian Empire of Trebizond (established in 1204). At that time, it was granted an income from imperial funds. During the time of Manuel III , son of Alexius III, and the reigns of later princes, Sümela gained further wealth from new imperial grants.
Following the conquest by the Ottoman Sultan Mehmed II in 1461, it was granted protection by order of the Sultan and given rights and privileges which were renewed by following Sultans. Monks and travellers continued to journey there throughout the years and the monastery was extremely popular up until the 19th century.
The Monastery was seized for a time by the Russians during the occupation of Trabzon between 1916 – 1918.
It was finally abandoned in 1923, following the population exchanges between Greece and Turkey after the Treaty of Lausanne.
Today its main purpose is as a tourist attraction. Its place overlooking the forests and streams below make it extremely popular for its aesthetic attraction as well as for its cultural and religious interests. The Turkish government is currently undertaking necessary restoration works to the site.
Construction and buildings
The principal elements of the Monastery complex are the Rock Church, several chapels, kitchens, student rooms, a guesthouse, library and sacred spring revered by Orthodox Greeks. These were built over a very large area.
The large aqueduct at the entrance, which clearly supplied water to the Monastery, is constructed against the side of the cliff. The aqueduct has many arches which have mostly been restored to date.
The entrance to the Monastery leads up by a long and narrow stairway. There is a guard-room next to the entrance. The stairs lead from there to the inner courtyard. On the left, in front of a cave, there are several monastery buildings. The cave, which was converted into a church, constitutes the centre of the Monastery. The library is to the right.
The large building with a balcony on the front part of the cliff was used for the monks’ cells and as guesthouse. It dates to 1860.
The influence of Turkish art can be observed in the design of the cupboards, niches and fire-place in the rooms of the buildings surrounding the courtyard.
The inner and outer walls of the Rock Church and the walls of the adjacent chapel are decorated with frescoes. The frescoes of the time of Alexios III can be seen on the inner wall of the Rock Church facing the courtyard. The frescoes of the chapel which were painted on three levels in three different periods are dated to the beginning of the 18th century. The frescoes of the bottom band are of superior quality.
The frescoes of the Sümela Monastery are seriously damaged, having largely been moved from their original settings. The main subject of the frescoes are biblical scenes telling the story of Christ and the Virgin Mary.


hr
reklam